23 Kasım 2014

Açılış Sayfanız Yapın
Metin Boyutunu Küçült Metin Boyutunu Büyüt
07 Nisan 2010

MEB’de Kariyer Sistemi

Önlisans mezunları da uzman öğretmen olabilecek,Uzman öğretmenlik uygulaması sorgulanmalı.....
Önlisans mezunları da uzman öğretmen olabilecek
“Milli Eğitim Temel Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı”

14/6/1973 tarihli ve 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanununun 43 üncü maddesinin üçüncü, fıkrasındaki değişiklik;

Şimdiki hali;“Yukarıda belirtilen nitelikleri kazanabilmeleri için, hangi öğretim kademesinde olursa olsun, öğretmen adaylarının yüksek öğrenim görmelerinin sağlanması esastır. Bu öğrenim lisans öncesi, lisans ve lisans üstü seviyelerde yatay ve dikey geçişlere de imkan verecek biçimde düzenlenir.”

Tasarıdaki hali;“Öğretmen adaylarının en az lisans düzeyinde yükseköğrenim görmüş olmaları gerekir.”

Yorum; Yüksek öğrenim görme şartı kesin bir ifade ile düzenlenmiş en az lisans düzeyine çekilmiştir. Buradaki değişikliğin uzman veya başöğretmen olabilme şartları arasında değildir. Bu değişiklik genel öğretmen alımıyla alakalı bir değişikliktir.

14/6/1973 tarihli ve 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanununun 43 üncü maddesinin beşinci, fıkrasındaki değişiklik;

Şimdiki hali; Kariyer basamaklarında yükselmede kıdem, eğitim (hizmet içi eğitim, lisansüstü eğitim), etkinlikler (bilimsel, kültürel, sanatsal ve sportif çalışmalar) ve sicil (iş başarımı) puanları ile sınav sonuçları esas alınır. Değerlendirme 100 tam puan üzerinden yapılır. Değerlendirme puanının % 10'unu kıdem, % 20'sini eğitim, % 10'unu etkinlikler, % 10'unu sicil (iş başarımı) ve % 50'sini de sınav puanı oluşturur.

Tasarıdaki hali; “Öğretmenlik kariyer basamaklarında yükselmede; yükseköğrenim ve lisansüstü eğitim durumu ile öğretmenlikteki kıdem, sicil notu, bilimsel, kültürel, sanatsal ve sportif etkinlikler ve sınav sonucunda alınan puanlar esas alınır. Değerlendirme 100 tam puan üzerinden yapılır. Değerlendirme puanının; %20’sini yükseköğrenim ve lisansüstü eğitim durumu, %5’ini öğretmenlikteki kıdem, %5’ini sicil notu, %20’sini bilimsel, kültürel, sanatsal ve sportif etkinlikler, %50’sini ise sınav puanı oluşturur.

Yorum; taslaktaki fıkranın “yükseköğrenim ve lisansüstü eğitim durumu” ibaresinden anlaşılmaktadır ki yükseköğrenim derken burada ön lisans mezunları da kastedilmektedir dolayısıyla ön lisans mezunları için uzman veya başöğretmen olmama durumu söz konusu değildir.

Yönetmeliğin “Sınavdan muaf olan adayların başvurularında aranacak şartlar” başlıklı

9. Maddesine göre; “Alanında veya eğitim bilimleri alanında tezli yüksek lisans veya doktora öğrenimini tamamlayanlar, öğretmenlik kariyer basamaklarında yükselme sınavından muaftır.

Sınavdan muaf bulunanların kariyer basamaklarında yükselmelerinde, eğitim-öğretim hizmetleri sınıfı kadrolarında bulunan öğretmenlerden adaylık dönemi hariç başvuru süresinin son günü itibarıyla;

a) Alanında veya eğitim bilimleri alanında tezli yüksek lisans öğrenimini tamamlayanlardan uzman öğretmenlik için öğretmenlikte 7 yıl,

b) Alanında veya eğitim bilimleri alanında doktora öğrenimini tamamlayanlardan başöğretmenlik için öğretmenlikte 7 yıl

kıdemi bulunmak şartı aranır.” Sınavdan muaf tutulan yüksek lisans ve doktora yapanlar taslakta sınava girme mecburiyeti getirilmiştir. Hâlbuki dönemin Milli Eğitim Bakanı yüksek lisans yapan öğretmenlere verilen %25 fazla ek ders ücreti ile doktora yapanlara verilen %40 fazla ek ders ücreti uygulaması kaldırılmasını savunurken bunları uzman öğretmen yapacağız ek ders kayıplarını oradan telafi edecekler açıklamasında bulunmuşlardır.

Şimdi yüksek lisans veya doktora öğrenimini tamamlayanlar hem fazla ek ders ödenmesinden oldular hem de uzman öğretmenlikten.

14/6/1973 tarihli ve 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanununun 43 üncü maddesinin altıncı, fıkrasındaki değişiklik;

Şimdiki hali; Kariyer basamaklarında yükselecekler değerlendirme puanlarına göre başarı sıralamasına alınır. Değerlendirmeye alınmak için sınav tam puanının en az % 60'ını almış olmak şartı aranır.

Tasarıdaki hali; “Öğretmenlik kariyer basamaklarında yükselme sınavının yapıldığı tarihte öğretmen unvanlı kadrolarda bulunmak ve başvurunun yapılacağı son gün itibarıyla; uzman öğretmenlik sınavına katılacaklarda adaylık dönemi hariç olmak üzere öğretmen unvanıyla en az 10 yıl, başöğretmenlik sınavına katılacaklarda uzman öğretmen unvanıyla en az 5 yıl görev yapmış olmak şartları aranır. Sınav 100 puan üzerinden değerlendirilir. Sınavda 70 ve üstü puan alanlar değerlendirmeye alınmaya hak kazanırlar. Değerlendirme sonucunda 50 ve üstü puan alanlar başarılı sayılırlar. Değerlendirme sonucunda başarılı olanlara durumlarına göre uzman öğretmen veya başöğretmen unvanı verilir.”

Yorum; Yönetmeliğin “Uzman öğretmenlik ve başöğretmenlik sınavına başvuracaklarda aranacak şartlar” başlıklı 8. maddesine göre;

”Kariyer basamaklarında yükselme sınavına başvurularda eğitim-öğretim hizmetleri sınıfı kadrolarında bulunan öğretmenlerden adaylık dönemi hariç başvuru süresinin son günü itibarıyla;

a) Uzman öğretmenlik için öğretmenlikte 7 yıl,

b) Başöğretmenlik için uzman öğretmenlikte 6 yıl

kıdemi bulunmak şartı aranır.” uzman öğretmen olabilmek için getirilen süre şartı 7 yıl iken taslak kanunda 10 yıla çıkarılmıştır. Devlette devamlılık ilkesi gereği bu sürenin 7 yıl olması gerekmektedir. Daha önce 7 yılının dolduran ve şartları taşıyanlar uzman olmasına rağmen aynı şartlar şimdi 7 yılını dolduran öğretmenlere tanınmamaktadır. Bu da eşitlik ilkesine aykırıdır.

Başöğretmenlik için uzman öğretmenlikte 6 yıl aranırken bu 5 yıla indirilmiştir.

Bu madde metninde veya geçici madde eklenerek uzman öğretmenlik sınavını kazanan fakat kontenjan yetersizliği veya hizmet içi eğitim belgeleri eksikliği sebebi ile uzman öğretmen olamayanlarla ilgili ne gibi bir durumun tesis edilmesi gerektiği kanunda belirtilmelidir. Bu durumda olanlar direkt olarak uzman öğretmen kadrolarına atanmalıdır.

Ayrıca yönetmeliğin; “Geçici Madde 3 - Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihte, adaylık dönemi hariç öğretmenlikte en az 13 hizmet yılını dolduran öğretmenlerden ilk defa yapılacak uzman öğretmenlik sınavını kazananlar, bir defaya mahsus olmak üzere 8 inci maddede belirtilen kıdem şartı aranmaksızın bu sınavdan sonra düzenlenecek ilk başöğretmenlik sınavına katılabilirler.” Hükümlerine göre uzman öğretmen olan ve öngörülen süreyi dolduran başöğretmen olabilecek durumda olanlarla ilgili ne gibi bir durumun tesis edilmesi gerektiği kanunda belirtilmelidir. Bu durumda olanlar direkt olarak Başöğretmen kadrolarına atanmalıdır.

14/6/1973 tarihli ve 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanununun 43 üncü maddesinin sekizinci, fıkrasındaki değişiklik;

Şimdiki hali; “Öğretmenlik kariyer basamaklarında yükseleceklerin gireceği sınav, sınava katılacaklarda aranacak en az çalışma süresi, hizmet içi eğitim veya lisansüstü eğitim nitelikleri, her bir değerlendirme ölçütüne ilişkin hususlar ve puan değerleri, alanında ya da eğitim bilimleri alanında tezli yüksek lisans veya doktora öğrenimini tamamlamış olanlardan uzman öğretmenlik veya başöğretmenlik için aranacak kıdem, hizmet içi eğitim, etkinlikler (bilimsel, kültürel, sanatsal ve sportif çalışmalar) ve sicil (iş başarımı) şartları ve puan değerleri, branşlar temelindeki uzman öğretmenlik ve başöğretmenlik sayıları, yükselmeye ilişkin usul ve esaslar ile diğer hususlar Maliye Bakanlığı ve Devlet Personel Başkanlığının uygun görüşleri alınarak Millî Eğitim Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.”

Tasarıdaki hali; Yürürlükten kaldırılmıştır.

Yorum; Yüksek lisans veya doktora öğrenimini tamamlayanların uzman veya başöğretmen olma şartlarını düzenleyen madde yürürlükten kaldırılmıştır. Yukarıdaki madde metnine ilişkin yaptığımız açıklama burası içinde geçerlidir.

14/6/1973 tarihli ve 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanununun 43 üncü maddesinin dokuzuncu, fıkrasındaki değişiklik;

Şimdiki hali; Toplam serbest öğretmen kadro sayısı içinde, başöğretmen oranı % 10, uzman öğretmen oranı % 20’dir. Bakanlar Kurulu bu oranları bir katına kadar yükseltmeye yetkilidir. (Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir.)

Tasarıdaki hali; “Öğretmenlik kariyer basamaklarında yükselmeye ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığı ve Devlet Personel Başkanlığının uygun görüşleri alınarak Milli Eğitim Bakanlığınca çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.”

Yorum; Öğretmenlik kariyer basamaklarında yükselmeye ilişkin usul ve esasların yönetmelikçe düzenleneceğini öngören madde

1739 sayılı Kanunun 45 inci maddesinin ikinci fıkrasındaki değişiklik;

Şimdiki hali; “Öğretmenler, öğretmen yetiştiren yükseköğretim kurumlarından ve bunlara denkliği kabul edilen yurtdışı yükseköğretim kurumlarından mezun olanlar arasından, Milli Eğitim Bakanlığınca seçilirler.”

Tasarıdaki hali; “Öğretmenler, yurt içi yükseköğretim kurumlarından ya da bunlara denkliği kabul edilen yurt dışı yükseköğretim kurumlarından en az lisans düzeyinde mezun olanlar arasından Milli Eğitim Bakanlığınca seçilir.”

Yorum; Yüksek öğrenim görme şartı kesin bir ifade ile düzenlenmiş en az lisans düzeyine çekilmiştir. Buradaki değişikliğin uzman veya başöğretmen olabilme şartları arasında değildir. Bu değişiklik genel öğretmen alımıyla alakalı bir değişikliktir.

1739 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmesi;

Tasarıdaki hali; “GEÇİCİ MADDE 3- Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte öğretmen olarak görev yapanlardan en az lisans düzeyinde yükseköğretim mezunu olmayanların kazanılmış hakları saklıdır.”

Yorum; Halen görev yapmakta olan iki ve üç yıllık yüksekokul mezunu öğretmenlerin kazanılmış haklarının korunacaktır. Bu bağlamda bu öğretmenlerin uzman ve başöğretmenlik sınavlarına alınmaması gibi bir durumda söz konusu değildir.

Genel Yorum; Tasarıdaki “…yükseköğrenim ve lisansüstü eğitim durumu…” ibresinden anlaşılmaktadır ki; kanun taslağında iki ve üç yıllık yüksekokul mezunu öğretmenlerin sınava alınmama durumları söz konusu değildir. Geçici madde ile de bu öğretmenlerin kazanılmış hakları korunmaktadır dolayısıyla bu öğretmenlerin sınava alınmama durumları söz konusu değildir.

Taslakta Uzmanlık sınavını kazanıp ta kontenjan yetersizliği veya hizmet içi eğitim belgeleri eksikliği sebebi ile uzman öğretmen olamayanlarla ilgili ne gibi bir durumun tesis edilmesi gerektiği belirtilmemiştir. Ayrıca uzman öğretmen olan ve öngörülen süreyi dolduran başöğretmen olabilecek durumda olanlarla ilgili ne gibi bir durumun tesis edilmesi gerektiği de belirtilmemiştir.

“Uzman ve Başöğretmenlik kadroları için kontenjan ayrılamaz kriterleri geçen herkes uzman veya başöğretmen olmalıdır” kararını veren Anayasa Mahkemesinin iptal gerekçesi Milli Eğitim Bakanlığınca gözetilerek hazırlanacak kanun taslağına eklenecek bir geçici madde ile daha önce yapılan uzmanlık sınavını kazanların fakat kontenjan nedeniyle uzman olamayanların tamamını uzman yapacak düzenleme kanuna eklenmelidir. Aynı konuda uzman öğretmen olan ve gerekli süreleri doldurduğu halde Başöğretmenlik sınavı açılmadığı için Başöğretmen olamayanlarda bu düzenlemeye eklenmelidir.

Ahmet Kandemir

---------------------------------------
Uzman öğretmenlik uygulaması sorgulanmalı
30.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5204 sayılı kanun hükümlerine göre 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanununda değişiklik yapılmış ve öğretmenlik mesleği Aday Öğretmen, Öğretmen, Uzman Öğretmen ve Başöğretmen olmak üzere dört sınıfa ayrılmıştı.

Bu durumla ilgili gelen yoğun eleştirilere rağmen bakanlık uygulamaktan vazgeçmemiş ve uygulamaya koymuştur. Dönemin Bakanı Hüseyin ÇELİK sistemi öğretmenlerin kendini geliştirmesini sağlayacağı ifadesi ile açıklamıştı.

Bu yaklaşımla başlayan uygulamanın devamında 2006 yılında öğretmenlerin ek derslerine ilişkin esaslar değiştirildi ve yüksek lisans yapan öğretmenlere verilen %25 fazla ek ders ücreti ile doktora yapanlara verilen %40 fazla ek ders ücreti uygulaması kaldırıldı.

MEB bakanına eğitimle ilgili bir bakanlıkta eğitimi teşvik etmek gerekirken bu uygulamayı neden kaldırdınız şeklindeki soruya “ yüksek lisans yapan öğretmenleri Uzman, Doktora yapanları ise Başöğretmen yapacağız. Oradan tazminat alacaklar” şeklinde cevap verilmiştir.

Kanunun ilk çıkışında Yüksek Lisans ve Doktora yapan öğretmenlerimiz sınavdan muaf edilirlerken şimdi çıkarılacak kanun değişikliği ile bu hakları da ellerinden alınıyor.

Bu da yetmezmiş gibi sınav puanı 60’dan 70’e çıkarılıyor. Buradaki tek amaç mümkün olduğu kadar az sayıda kişinin Uzman ya da Başöğretmen olmasını sağlamaktır. Bu noktadaki en önemli argümanlardan biri de hizmet süresinin 7 yıldan 10 yıla çıkarılmasıdır.

Daha önceki kanunda öğretmenlerin %20 si uzman olabilmekte iken Anayasa mahkemesi bu sınırlamayı kaldırmıştır.

Anayasa mahkemesi bu sınırlamayı kaldırdığı halde o dönemde sınavı kazanıp kontenjan nedeniyle Uzman öğretmen olamayan binlerce öğretmenin hakları teslim edilmediği gibi hak kayıpları halen devam etmektedir.

Ayrıca o dönemde asker öğretmenlikleri hizmetten sayılmadığı için öngörülen 7 yıllık süreyi dolduramayan öğretmenler de hak kayıpları ile karşı karşıya kalmışlardır. Asker öğretmenliğin hizmetten sayılmamasının doğru olmadığına ilişkin Danıştay kararına rağmen bu mağduriyetler giderilmemiştir.

Öğretmenler içi boş bir şekilde değişik kademelere ayrılmışlardır. Uzman öğretmenliğin adı ve her ay ödenen 80,00TL civarındaki tazminatı dışında hiçbir artısı bulunmamaktadır. Bu uygulama ile yaratılan ayrışma ileride daha da büyük sorunları getirecektir. Adı Uzman olan öğretmenin neyin uzmanı olduğu dahi belli değildir. Örneğin uzman öğretmen olan bir matematik öğretmenine Matematik alanında tek bir soru sorulmadığı halde bu alanda değerlendirilmediği halde uzman denilmesinin mantığı nedir? Uzmanlık akademik bir kariyer olması gerekirken ki öğretmenlik mesleğinin kendisi uzmanlık olması gerekirken böyle basit ayrımlarla çalışma barışına müdahale edilmesi doğru değildir.

Şu anda çokça belli olmasa da bunun yansımaları ileride daha çok görülecektir. 10-15 yıllık Bir okul müdürü normal öğretmen iken 10 yıllık bir öğretmen Uzman olabilecektir. Ya da başka bir öğretmen Başöğretmen olabilecektir. Bu durumda öğretmeni eleştiren bir okul müdürü “ben başöğretmenim sen de kim oluyorsun derse” bu durumda kim haklı olacaktır? Veli ben uzman öğretmen istiyorum derse uzman ne olacaktır?

Daha önce de ele aldığımız gibi Uzman ya da Başöğretmenleri kullanılmadan kanunda yapılacak değişiklikle bu tazminatlar ödenebilir ve öğretmenler içerisinde yaratılacak bu ikilik ya da üçlük giderilebilir.

Sınav sonrası değerlendirmede kullanılacak kıstasların daha önceki tecrübeden de görüleceği gibi çokta objektif değildir. İllere hatta ve hatta aynı ilçedeki okullara göre değişiklik gösterir niteliktedir.

MEB bu kanun tasarısı meclisten geçmeden önce tekrar düşünmeli ve önerilerini endişelerimiz ve yaşanan tecrübeler doğrultusunda yenilemelidir.

Maksut BALMUK
Eğitim Yöneticisi

Yorumlar

Bu habere henüz kimse yorum yazmamış!

Yorum Ekle

Sadece üyelerimiz yorum yazabilirler. Üye iseniz lütfen giriş yapın, değilseniz hemen üye olabilirsiniz!