Prof Dr Nurullah ÇETİN

Prof Dr Nurullah ÇETİN

KUŞ ÖLDÜ. SEMAMIZDA ZARİF SÜZÜLÜŞÜ KALDI YADİGAR

20 Kasım 2017 - 11:30

Nurullah Çetin

Günümüz dünyasında spor, sadece bilinen anlamıyla bir spor değildir. Bunun ötesinde spora başka anlamlar yüklenmiştir ve artık spor, hem ticari, hem millî bir alan haline gelmiştir. 

Otomatik alternatif metin yok.
15 yaşında Dünya Şampiyonu, 8 defa Dünya, 9 defa Avrupa 3, defa Olimpiyat şampiyonu olmuş, 60’ın üzerinde dünya rekoru kırmış, spor otoritelerine göre tüm zamanların en iyi haltercisi olan Naim, 18.11.2017 günü mekân değiştirdi. Naim örneği, aslında sporun evrensel çapta nasıl millî bir konu olabileceğinin göstergesidir.

Öncelikle Bulgaristan Türklerinden olan ve orada doğup büyüyen Naim, bize Türkiye’nin dışında da pek çok yerde Türklerin yani bizimle aynı millete mensup insanların yaşadığını gösterdi. Bu işi bilen elbette biliyordu ama geniş bir kitlenin bundan haberi bile yoktu.

Bırakın halkı pekçok yöneticinin bile haberi yoktu. Nitekim 1980 sonrası süreçte bir konuşmasında Hasan Celal Güzel, Irak’taki Türkmen kardeşlerimize Saddam zulmü anlatılıp yardım istendiğinde: “Irak’ta Türk mü var?” diye şaşkın şaşkın tepki veren bir Kenan Evren’den bahsetmişti.

Ayrıca Naim hadisesi, Komünizm rejimi gerçekliğini ayan beyan ortaya koyan bir durum ortaya çıkardı. O vakit Bulgaristan’da Komünist rejim vardı ve Komünistler, her yerde olduğu gibi orada da azılı Türk düşmanı idiler ve Bulgaristan Türklerine insanlık dışı zulümler yapıyorlardı. 
Bu vahşi zulümlere dayanamayan 350 bin Bulgaristan Türkü 1989'un yazında Türkiye’ye kaçarak göç etmek zorunda kaldılar.

Hiçbir özgürlüğe imkân tanımayan, insanları tam bir kapalı cezaevi içinde yaşatan bu komünist baskısından bunalan Naim, 1986 yılında Avustralya'da düzenlenen Dünya Halter Şampiyonası'nda Türkiye Büyükelçiliği'ne sığınarak Türkiye'ye iltica etti. Hem Naim’in, hem de yüzbinlerce Bulgaristan Türkünün Türkiye’ye canlarını zor kurtararak kaçışı, Türk milletine Komünizmin nasıl vahşi bir canavar olduğunu somut olarak gösterdi.

Naim, büyük başarılarıyla Türk milletinin özgüvenini tazeledi. “Bizden adam olmaz, biz bir şey başaramayız, biz zayıfız, beceriksiziz” gibi bize maksatlı olarak dayatılan aşağılık duygusunun kırılmasında, Atatürk’ün “Türk ökün, çalış, güven” emrinin somut karşılığını ortaya çıkarmada öncü rol oylandı.
Naim, bir manası da ”güçlü, kuvvetli” olan Türk kelimesinin fiiliyatta somut karşılığını ortaya koyan adamdı. Cep Herkül’dü, dünyayı kaldıran en kuvvetli Türk idi.

17. yüzyılda Budapeşte’nin 80 km kuzey-batısında ve Viyana’nın 110 km doğusunda yer alan Avrupa’nın en müstahkem kalesi olan Uyvar Kalesi, kuvvetli Türk önünde 38 gün dayanabildi ve düştü. Bundan sonra “Uyvar önünde bir Türk gibi kuvvetli” sözü Avrupa’da bir atasözü oldu.

Ayrıca 1890’lı yıllarda Koca Yusuf gibi güreşçilerimizin Avrupa ve Amerika’daki başarıları üzerine Batılılar, “Türk gibi kuvvetli” sözünü daha çok tekrar eder oldular. Naim işte o zincirin son büyük halkasıydı.


Türk milleti, onda kendi varlığını, kendi millî kimlik değerlerini, Türk’e özgü nitelikleri gördüğü için onu millî bir sembol olarak benimsedi. Evrensel anlamda büyük başarılara susamış olan bütün Türk milletinin aynı ortak duygularda yüreklerinin çarpmasına vesile olan, yüreğine su serpen, bizi heyecanlandıran bir millî timsal idi. Allah rahmet eylesin. (19.11.2017)

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar