Şeriatın kestiği parmak acımaz ..!
Nazmiye ESKİ

Nazmiye ESKİ

Şeriatın kestiği parmak acımaz ..!

11 Temmuz 2017 - 11:40

Hadi gelin ilk yazımıza bir hayal ile başlayalım.
Öğretmenlerin o sendikacı, bu sendikacı diye bir ayrımın yaşamadığı, eş, özür durumu, aile bağı gibi kavramlarının yaşanmadığı hakkaniyetli bir atama sistemi ile gerçekleştirildiği, daha üniversite eğitimi alıyorken, atanabilir miyim? acaba, mülakatı geçer miyim? acaba gibi gelecek kaygısının yaşanmadığı, “kpss-öab-mülakat şeytan üçgeninin” varolmadığı, hani diyeceğim o ki “adaletli” bir öğretmen atama sisteminin yaşandığı, bir devlet yönetimi olsun bu hayalimizde.
Nasılda içimiz açıldı değil mi öyle?!
Hani daha ilk satırları okurken detay yok mu diyesiceği geliyor insanın.
Hem, hayalsiz de yaşanır mıymış canım..?!
Mümkün mü..?!
Her birimizin başucu felsefesi, zor zamanlar anahtarı diye tabir ettiği bir felsefesi olmalı.
Benimkisi de;
“ – Hayalsiz kalacağına nefessiz kal..! “
Yoksa sizin eğer,  yazın derim bence aklınızın bir köşesine.
Neyse.
Açalım biz bu hayalimizi biraz daha.
Ne dersiniz..?
Detaylandıralım.
Şöyle dallı budaklı olsun.
Yeşersin.
(kimbilir (!)  yetişir, büyür, meyve de verir belki!.. değil mi?! )
Hayal bu ya, var olan bu muazzam yaşanılası devlette, öğretmen ihtiyacı ile mezun ve mezun olacak öğretmen sayısı arasındaki uçurum kaygı verici düzeyde olmamış olsun.
Sözleşmeliymiş, 6 yıl çakılı kalmak mış, olmasın!
Hani, “ÖĞRETMENLİK ÖZLÜK HAKLARINI” yerinde ve zamanında kazanmış olsun işte canım!
Hadi mümkün değil diyelim.! ( ki laf aramızda  mümkün! )
TEOG, LYS, YGS, 4 yıl üniversite koridorlarını arşınlamış bir ÖĞRETMEN, ardından KPSS’ye başvurmuş ve kazanmış, birde üstüne üstlük yetmemiş, ÖAB. Sınavını da başarı ile tamamlamış olsun.
ÖĞRETMENLİK rüştünü ispatlamış olsun ama artık canım!
Yanlışsam dur deyin  hani sizde.?!
Hayalini kurduğu beyaz tahtasına, sıralarına en önemlisi de o ışıl ışıl, o çakmak çakmak bakan gözlerine, ÖĞRENCİLERİNE kavuşsun ama artık sayın MEB BAKANIM!
Çok mu lakırdı ettik şimdi sayın MEB Bakanım?!
Ailesinden, eşinden çoluğundan çoğundan ayrı, yaşamımızı tehdit eden birincil hakkımız olan “yaşama hakkı”  gibi kavramı rüyasında bile görmese hani, o pırıl pırıl, o içi nehir gibi görev aşkı ile yanan genç ÖĞRETMENLERİMİZİN?
Biliyorum.
Sizinde vicdanınız el vermiyor(!)
Öylede  olmalı zaten sanırım.
Bu arada nasıl?!
Muhteşem bir hayaldi değil mi..?!
Evet ! dediğiniz aşikar.Kime, hangi akli yetkin kimliğe sorsak, vuku bulan böyle yaşanılası, böyle adil, böyle hakkaniyetli bir yönetim sistemi..
Şimdi gelin birde ülkemizdeki gerçeklere göz atalım.
(Silkinin yahu! Uyanın ! Şimdi perde de  g-e-r-ç-e-k-l-e-r…!)
2016 ve 2017 Öğretmen olarak ataması yapılmamış olan üniversite mezun ve mezun durumundaki Öğretmen Adayları’nın sayısı 438.134

Gelin bu sayıya birde, öğretmen olmayı umutla bekleyen, eğitim fakültelerinin haricindeki fen edebiyat fakülteleri, İktisat, işletme fakülteleri ve insan ve toplum bilimleri fakültelerinde okuyan öğrencileri de ilave edelim. Etti mi rakam;  653.899 lisans öğrencisi.

Şöyle bir toparlarsak, 2016 ve 2017 Öğretmen atamalarından sonraki güncel sayı; 438.134 mezun durumda aday, 653.899 mezun olacak aday
Ve
Şimdi sıkı durun!
Toplamda: 1.092.033 !
Tamı tamına 1.092.033 atama bekleyen ÖĞRETMEN  adayı.
Şaka değil bu rakam!
Gerçek!
Madalyonun bir de diğer yüzü var ki, acımtrak bir melodi mırıldanıyor demek isterdim lakin, bağır çağır dan öteye geçemiyor ne yazık ki.
 Öğretmen atamaları denildiğinde tüm yaşamsal aktivitelerini dondurup, haberlere kitlenen kitlelere sesleniyor eğitimin babası.
Ve diyor ki Sayın Bakanımız İsmet YILMAZ;   “Net öğretmen ihtiyacımız  98.000” .
Şeriatın kestiği parmak acımaz derler.
Yahu!
Acımak ne ki?
Öldü sayın bakanım.
Kesilen parmak,
kesilen hayaller,
umutlar,
kesilen nefesler öldü..!
 
DİP NOT:
Bir de
bir kavga var ki
adı yaşamak,
o kavgadan vazgeçmeyin
çocuklar...
Hasan Hüseyin Korkmazgil
 

Bu yazı 1159 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum