Gülüm Çamlısoy

Gülüm Çamlısoy


KULAĞIMA FISILDAYAN SÜREYA

01 Ağustos 2021 - 21:54

Hangi mahzende saklısın, ey kibirli yansızlığım, yâd edilesi aşkın kölesi bir beşer göğe her baktığında Rabbime akar sure sure ve su sesinde saklıdır kaderim. Kederimle yüz sürdüğüm İlahi Aşkın mertebesi her derde düştüğümde derdest gölgelerden de hicapla kaçışırım ve karışırım dünde kalan çocukluğuma: bakir bir tanrıdır sessizlikle imtihan edildiğim her dik yokuş her içten bakış.
Tebessüm ehlidir benim düşlerim ve hep de düşer kalkarım ıssızlığın izinde.
Serildiğim kadar zemine ben ki zemherilerin çiçeği gariban bir çiçek aşkın hezimeti değil nezaketidir beni diri tutan ve dingin bazen ölü nefsime sayıp sövdüğüm belki de süründüğüm ve sürüldüğüm o mahzen ki…
Muhatap olduğumdur içimdeki kimlik bazen gözümün üstünde kaşım yaşar diye yeşeren gözlerimdir uğradığım her hakarette köküme sadık bir sadakatle arsızca gülenlere bakmam dahi sadece sığınırım Rabbime hep de sığamadığım şu yer gök bazen sindiremediğim sıfatlarla yüz göz olmadan yüzümü sürerim aşka ve sabra ve şükürle beslenirim.
Bir gülüşüm varsa O’nun bahşettiği.
Bir düşsem kimin gördüğü meçhul.
Düşünüyorsam eğer aralıksız.
Düşlerimde saklıdır ferim ben ki gerçeklerin neferi ben ki kayıtsız kimse konduğum yüreğine konduramadığım ne ise açarım ellerimi rahmete…
Elemin izidir üstümdeki toz…
Acıların da beldesi içimde saklı mabet.
Rengim ya pembe ya mavi kızaran yanaklarımda saklıdır kelebeğin gamzeleri.
Rüştümü ispatlamadım henüz ve balyalarca cümle sundum kendime lakin onayından geçmedim evrenin okların da saplandığı illa ki merkezinde çoktan vurulduğum yıldızların söküğünde saklıdır sesim ve ayın sönük nefsi bense nefes nefese yaşar ve severim yazmaksa günün sonunda kâinatın bana sunduğu zaferi aşkla serdiğim boş beyaz zemine.
Eklem yerleri şiirlerin.
Edası yalnızlığın ve gizemin.
Arpacı kumrusu gibi düşündüğüm koca ömrün eziyeti.
Ve işte ben her birini meziyet bildim ve biledim yüreğimi: bildiğim bilmediğim ne ise emanet ettiğim canım ve tüm sevdiklerim mademki saklıyız Rabbin indinde şimdi şüheda düşlerimi gömüp de derine düşeceğim yollara ve yarınlarda saklı umudu ve neşeyi ibraz edeceğim yeniden annem beni doğurduğunda.
Yaşım ve yasım ve hiçliğim bense hala rahminde evrenin gözlerini umuda açmayı dileyen sıradan bir ceninim ve büyüyeceğime küçülen benliğim ve bedenim bazen bir fide gibi bazense sunulan bir fidye gibi gerisin geri kaçıp da döndüğüm çocukluğum nihayetinde yeniden doğmanın telaşı ile sekiyorum geriye ta düne.
Dün mizaçlı bir şiir isem bazen gözüme kaçan bulut gibi umut gibi.
Yarınlarda saklı bir zaferi şimdiden müjdelerken meleklerim.
Anda kaybolduğum ansızın.
Ar bildiğim neyse uğruna savaştığım bir yaşanmışlık.
Aşkın inik kepenklerinden sızansa gün ışığı elbet içimde saklı ki geceyi bile aydınlık kılan bir mukadderat ki mütereddit yüreğimle sevebildiğim aşikâr.
Diklendiğim hayat bense hep muhalif.
Dikenlerim aralıksız yapraklarıma batan.
Direndiğimse değil yalan.
Dibe vurduğum o gün dünde saklı şüheda mazim belki de ölüm çağırırken beni sinsice ve işte uçuruma düşmekten son anda kurtulduğum ve o tevafuk ki kalemle olan tanışıklığıma denk gelen günü miladım bildiğim.
O gün hatta o gece yeniden doğdum ben ve Süreya idi kulaklarıma fısıldayan ve annem önce öpüp yeniden doğumumun şerefine kalemle yaşayacağım büyük aşkın da ilk kıvılcımı idi içime düşen o ateş ki sekiz yıldır aralıksız istişare halinde iken kelimelere düşkünlüğüm ve kendimden defalarca geçip yeniden kendimi bulduğum üstelik defalarca.
Bilindik bir hikâyem yok benim aslında bir hikâyem bile yok çünkü kendimi bildim bileli saçlarımı örer gibi hayatı da hikâyelerle ve sevgiyle örerken asla da ihtiyaç hissetmedim bir hikâyem olsun diye çünkü yaşadığım her anda saklıydı hayalim bense gerçekler kadar hayallere de dokunmanın verdiği aşkla zaten kendi hikâyemi yazdığımı sonradan fark ettim ve hayatı zaten bir şiir olarak yaşadığımı yeni yeni idrak ettim bu yüzden her günümü derleyen Rabbime ve kalemime müteşekkirim ve de söz verdim kendime en muhteşem hikâye olacağıma dair elbet henüz yazmadığım ama için için yandığım ve yakardığım.
Bir huzme ise gün.
Bir direnç ise geliştirdiğim.
Ben ki asla öykünmeden başka insanlara ve içimdekini dışarı vurmakla iştigal bir o kadar anlatmak ve anlamak adına baş koymuşken hayata bir o kadar iyi bir insan olmanın da meali iken kendimle olan hesaplaşmamda gücümse Allah’tan madem ve matemle örülü her detayda mutlu olabildiğim de elbet akla zarar.
Hüznüme bakmayın siz.
Yaşlarımsa doğuştan çünkü bir çiçek olarak ilan edildiğim günden beri inancın ve sevginin rahmetidir ruhuma ve yapraklarıma iyi gelen o maneviyat dolu yaş bu anlamda yaş aldığım kadar yaşaran ve yeşeren gözlerimde saklıyım ben elbet dokunmaksa gök kubbeye ne de olsa yerden firar edip konduğum tek yer elbet İlahi Aşkın da sunumu iken gökte saklı bir çiçek olmamın da umarım ki kimseye zararı ve de sakıncası yoktur…

 

Bu yazı 173 defa okunmuştur.