Doç Dr Şevki IŞIKLI

Doç Dr Şevki IŞIKLI


Normal Birinin 32 Alamet-i Farikası ya da Bir Sosyal Otomatın Anatomisi

25 Kasım 2019 - 23:47 - Güncelleme: 25 Kasım 2019 - 23:54

    Ne eşsiz varlıklar insan yavruları. Her biri öylesine sevimli,rnöylesine biricik ki ilgi ve sevgiyle dolular. Bakınca şefkat vernmerhamet uyandırıyorlar. Ve ne yazık ki büyük bir kusurları varrnbu küçük insan yavrularının: Büyüyorlar. Elleri daharnyükseklere yetişmeye, gözleri daha uzakları görmeye, akıllarırnerip büyüğünü küçüğünü bilmeye başlıyorlar.rnGüçleniyorlar fakat büyümenin yan etkilerinden arınmak çok azrninsan evladına nasip oluyor.     Ne olduysa büyürkenrnoldu her şey. Ebeveynleri ve toplum onları eğitmeye başladılar.rnKendi haline bırakılmadı hiçbiri. Yüzyıllar içindernbiçimlendirilmiş insanlık değerlerine uygun hale getirildiler.rnEtrafındakiler gibi düşünebilmek, hissedebilmek, davranabilmekrnkonusunda koşullandırıldılar. Diğer herkes gibi olmayırnbaşaramayan çocuklar uyumsuz tipler olarak kaydedildiler. rnYetişkinler, çocukları normal insanlar olarak yetiştirmeyernaşırı istekle dolduruldular. Bu doğal olmayan normallikrnarzunun altını açsak ne çok masum olmayan dürtünün yattığınırngörebiliriz.     Şuana kadarrnyaptığımız düzensiz gözlemlerle normal birinin 32 alamet-irnfarikasını tespit etmeyi başardım. Sayıları azaltılıprnçoğaltılabilir olsa da bunlar bariz özelliklerdir: rn Herhangirn biridir: Onu sokakta, işte, kuyrukta, metroda, havaalanında,rn plajda, uçakta, misafirlikte, dört bir yanda görürsün. rn rn Sıradanlığıylarn fark edilir: Fark ettirmeden yanından geçip gider. rn rn Yaratıcılığırn ve heyecanı sınırlıdır: Herkesin düşündüğü fikirlerirn yeniden keşfettiğinde heyecanlanır; ortalıkta dolanan fikirlerirn sahiplenmek konusunda aceleci bir acemidir. rn rn Yaşamınınrn amacı diğer insanların amaçlarıyla aynıdır. Zamanınrn geçer akçesi neyse ona yönelir. rn rn Ufku,rn kültürün izin verdiği yöne doğrudur; dar ya da geniş farkrn etmez: Düşünülmez olanı düşünemez; düşünmeyi aklınınrn ucundan geçirmez. Öncekilerin düşündüklerini yine öncekilerinrn düşündüğü gibi düşünmeyi marifet sanır. rn rn Her tavrırn taklit, her şeyi mukallittir onun. Geçmişten gelmeyenrn orijinal bir geleceğe yönelme ihtimali bile yoktur. Davranışları,rn mimikleri, şakaları, hüzünleri, eğlenceleri, sevap ve günahlarırn bile herkesinkiyle aynıdır; aynı olmayan dertleri yoktur. Aynılıkrn onun karakteridir; taklit onun eseridir. rn rn Yeniye karşırn güvensiz ve cesaretsizdir: Denenmiş, tecrübe edilmiş, testrn edilmiş olana güven duyar; elden geçirilmiş olana düşkündür.rn Rahatı öncekilerin denediği, tadına baktığı, ellediği,rn istimlak ve inşa ettiği şeylerde bulur. Yeni olanı denemektenrn kaçar, herkes deniyorsa o da dener. rn rn rn Her şeyi ikinci eldir, yaşamı bile. Bakir bir yaşam tarzırn ona hiç mi hiç cazip gelmez. İkinci el yaşam onun evidir.rn Herkesin yaşadığını yaşama konusunda tam bir fanatiktir o.rn Sıfır kilometre araba satın aldığında bile, çevresindekirn herkesin aldığı ya da almayı hayal ettiği arabayı alır. Çokrn parası olduğunda bile Jaguarı düşünemez, hayallerini Hundairn SUV süsler. rn rn Normalliğinrn konforunu sürer: Bu konfor, norma uygun yaşamanın, düşünmeninrn ve yargılamanın sorgulanmamasının getirdiği rahatlıktır.rn Normalde her şey tanıdık, bildik ve aşinadır. Normal birinin enrn bariz marifeti, el alemin geçtiği geçekten geçmektir. Elinrn geçtiği geçekten geçerek sosyalleşir, normal biri haline, birrn toplum adamı haline gelir. rn rn Sosyalleşmesi,rn ödül ve ceza mekanizmasıyla işler: Bunlar ise en ilkelrn öğrenme güdüleyicileridir. Toplum, kendi değer ve normlarınırn yeni doğanlara baskı, şiddet, dışlama, ayıplama, ötekileştirmern yoluyla dayatır. Takdir etme, onaylama, cesaretlendirme, yolrn gösterme, beğeni ve övgü yoluyla benimsetir. İkisi de kültürünrn iliklerine işlemiştir fakat övgü ve yerginin ahlak dışırn oldukları neredeyse tüm toplumlarda gözden kaçırılmıştır. rn rn Onunrn sosyalleşmesi ömür boyu sürmez: Kesin olarak “normal biri”rn haline geldiği birkaç kere test ve teyit edildikten sonra “değerlirn biri” statüsüne kavuşur. Değerli birine dönüştüğünde dern özgürlüğün tadını çıkarabilir. rn rn Kendinirn değerli biri haline getiren topluma karşı diyetini militancarn öder: Yeni doğanları, gençleri ve otantik sıra dışılığınırn yaşamak isteyenleri özgürce denetlemeye başlar. Kimse onarn çocukları ve gençleri falanca değerlere göre denetle, onlararn baskı yap, onları toplumsal değerler için eğit demese bile orn yine de bunu bir görev addeder. Değerli biri olma vasfınırn kendisine yükleyen toplumun bu statüyü geri almaması, içindern büyüdüğü toplumda büyük biri olarak kalabilmesi için,rn gerçekte hiçbir zaman gerçek bir değer olmayan toplumsalrn değerlerin gönüllü bekçiliğini, eşik bekçiliğini hattarn havariliğini yapar. Kraldan fazla kralcı olmakta sınırrn tanımaz zira varoluşunu bilinçsizce yarattıkları kralınrn varlığına borçludur. rn rn Özgürlüğünürn militanca yaşar. Kendiliğinden harekete geçtiği tek durum,rn her türlü özgür girişimdir. Spontan, otantik veya özgürrn teşebbüslere karşı bir tür alerjik reaksiyon gösterir. Hiçbirrn zaman sahip olmadığı bir özgürlüğü, başkalarına da revarn görmediğinden, başkasına müdahil olmak aslında onun en zayıfrn karakteridir. Ona söylenecek en latif ifade “Sana ne!”rn olabilir.rn Muhafazakarlıkrn onun kalp atışıdır, kanına işlemiştir: Kalbi,rn yaşamın doğallığına izin vermez. Kendisi de geçmişrn tarafından biçimlendirildiğinden ve böylece asla oluşturamadığırn bir arzu olarak özünden uzaklaştırıldığından böyle olur.rn Onun “değer ve düzen” ütopyası gelecekte değil,rn geçmiştedir. rn rn Kendinirn görevlendirilmiş addeder: Kendini, elindeki toplumsal değerlerrn denilen köhne silahlarla büyütüldüğü toplumu korumaklarn görevlendirilmiş zanneder. Bu aslında bir zehaptır. Zirarn sıradanlığın hüküm sürdüğü normallik toplumunda hiçbirrn gerçek değer yoktur: Hiçlik. Fiziksel güç ve iktidar istencirn dört bir yanı sarmıştır. İtaat ve denetim mekanizması, hiçbirrn şeyin başka türlü olmasına izin vermez. rn rn Ona bazenrn kanaat önderi, adam gibi adam dendiği de olur: O artıkrn normalleştirilmiş insanlardan oluşan sıradanlık toplumu içinrn milli-manevi bir değerdir. Halbuki değerlerin çürümesindenrn genelde erkeklerden seçilen sıradan birinin kanaat önderi olarakrn onaylanması da sorumlu tutulmalıdır. Tüm kanaat önderleri,rn bozulma ve çürüme sürecine bizzat ve doğrudan katkı yaparlar.rn Zira onların egemenliğiyle insan, toplum ve doğa bozulmuştur.rn Hem bozguncu hem de kanaat önderi olmak, aptal bir çıkarımdanrn başka ne olabilir! Kuzuyu kurda, kümesi tilkiye emanet etmeklern aynı şey bu! rn rn Kötülüğern şiddetle karşı çıkar, aslında tam olarak “şiddet” ilern karşı çıkar: Toplumun kötü dediği birini dışlar,rn azarlar, gerekirse döver hatta bir savaş veya coşkunluk anındarn öldürür bile. Bunu meşru savunma hakkı veya insancıl güdülerlern yapmaz: Onur, şeref, haysiyet ve gururu için; vatanseverlik,rn dindarlık veya çağdaşlık motivasyonuyla yapar. Şiddetirn kınarken bile “şiddetle” kınar, yani şiddete başvurur. rn rn Olup bitenrn gerçekliğin acı yüzüyle karşılaşmamak için yüzünürn iktidara döner: Ölümler, zulümler, şiddet, yoksulluk,rn ayrımcılık, kayırmacılık, adaletsizlik, yolsuzluk, kirlilik,rn çürüme, haksız kazanç, yasaların herkese eşit uygulanmamasırn veya değerlerin değersizleştirilmesi onu hiç rahatsız etmez.rn Onu gönlünü ve aklını verdiği politik düzenin iktidar oluprn olmaması ilgilendirir. Kendi kazandığı müddetçe işlerrn yolunda, kendi adil yargılandığı müddetçe adalet işlerrn haldedir. İki yüzlülüğün ete kemiğe bürünmüş, yürüyenrn temsilidir. İstediği hiçbir şeyi, gerçekten herkes için aslarn istemez. Bu onun evrensel bir etik bilince ulaşmadığınırn gösterir. Ve onu bir tip olarak niye yaşatmamız gerektiğinirn sorgulamaya tekrar açar. rn rn Çok üzücürn olabilir ama normal birinin hakikatle hiç karşılaşmamış olmasırn fazlasıyla muhtemeldir: Çocuğunun bir kazada veya görevrn başında ölmesi durumunda, bu ölümün acı gerçekliğini hiçrn idrak edememiş olması, bunu herkesi üzen toplumsal bir törenrn gibi algılamış olması kuvvetle muhtemeldir. Çünkü doğalrn insanın kabullenmekte zorlanacağı böylesi sıra dışırn vakalarda bile doğal olmayan tepkiler gösterir. Acı ve hüznünrn onun ruhunun derinlerine işlemediği aşikâr. rn rn Toplumsallığırn yüceltir: Toplumsal değerleri öylesine yüceltir ki onlarırn yüceltirken kendi de yücelir; değerler karşısında tek tekrn insanların hiçbir kıymet-i harbiyesi kalmaz. rn rn Kul hakkınırn savunur: Toplumsal değerler söz konusu olduğunda kul hakkınınrn da önemi kalmaz. Hak ve hukuka riayet etmesi gerekenler her zamanrn başkalarıdır; kendi vicdanıyla başbaşa kaldığında hiçrn çekinmeden köktenci bir makyavelist oluverir. rn rn Normallikrn için vazgeçemediği hiçbir değer yoktur: Onun için yaşamın,rn içten gelen arzuların, çocukların, hayvanların, bitkilerin, ekorn sistemin hiçbir gerçek değeri yoktur. Özgür tercihlerin, özgürrn düşünmenin, sorgulamanın da. Toplumsal değerler karşısındarn gencecik insanın, bir bebeğin, bir kelebeğin, bir dereninrn gerçekten ne istediğinin hiçbir önemi yoktur. Tanrı da insan darn toplumsal değerlerin içinde yitmiş haldedir. rn rn Feragatrn edilemeyenden feragat eder: Bir mücadelede, fedakârlıkrn gerektiğinde feragat ettiği ilk şeyler şunlar: Çocuklar,rn gençler, kadınlar, hayvanlar, akarsular, yoksullar, göçmenler,rn hak, hukuk ve adalettir. Entelektüel kapasitesi herkesin ortakrn çıkarı için yasanın düzenleyici gücünü kavramaya yetmez.rn Yoksulluk onun genine işlemiştir. Gerçek yoksulluğun herkesinrn eşit haklara sahip olduğunu idrak edemeyişidir. rn rn Normallikrn toplumunda yaşar: Normallik toplumda çocuklar bir kenararn çekilir, kadınlar ciddi meselelerden uzak tutulur, hayvanlarrn kesilir, çevre bilahare tanzim ve dizayn edilmek üzere talanrn edilir, taksim edilir, tedip edilir, tedavüle sokulur ve harcanır.rn Cana gelen mala gelsin, denir. Allah beterinden korusun, denir. Birrn kadın öldüğünde, bir ağaç kesildiğinde, bir genç çatışmadarn düştüğünde dünyanın sonu değil ya, denir. Vatan sağ olsun,rn denir. Cennet kuşu oldu, denir. Hiçbirinin yaşamı koruma vern geliştirmeyle ilgili uzaktan yakından ilgisi yoktur. Hepsi dern toplumsallığın uşaklarıdır.rn Kendinirn temsil etmeyen bir mümessildir: Bir davayı, bir ideolojiyi,rn metafizik bir amacı yüceltir, şahsında temsil eder. Aslında orn gerçekten de bir temsilciye dönüşür, kendisinden başka herrn şeyi temsil eden bir mümessil olur. rn rn Kendisiylern karşılaşmaz: Hiçbir zaman kendisi olmadığından,rn kendisiyle karşılaşmadığından, kendisinden çeşitlirn sebeplerle nefret ettiğinden kendisini hep bastırmıştır; birrn zaman sonra da kendini, uzun bir zaman sonra da kendini aramarn düşüncesini kaybetmiştir. Onun bir daha insan olma fırsatırn yoktur. Bir sosyal otomat olarak ölecek, bir sosyal kadavra olarakrn gömülecektir. Geriye atalarından devralıp evlatlarınarn devrettiği kötü kurulmuş bir düzen kalacaktır. rn rn Yabancılaşmıştır:rn İnsanların özel ve biricik varlıklar olarak doğduklarırn gerçeğine yabancılaşmış, bu gerçekten iki kere uzaklaşmıştır.rn Çifte uzaklaşma, insanın geçmiş tarihi ve gelecekteki talihinern dair sezgiyi tümüyle köreltmiştir. İbret almak için okunanrn tarih, yalnızca güç ve iktidarın, asker ve yöneticilerinrn verdiği savaşların, yaptıkları anlaşmaların, gözdenrn çıkardıkları insanların sayısını anlatan elitlerinrn tarihidir, geçmişin kronolojik dizimidir. rn rn Tarihirn kronolojik ve askeri yönden okur: Yalnızca ibret almak içinrn okusun diye parayı verenin, kazananın, güçlünün, zaliminrn zaferini anlatır. Toplumsal birlik ve beraberlik için feda edilenrn gençler, kurban edilen alimler, idam edilen veliahtların tarihinirn yazar. rn rn Yüceltmeyern eğilimlidir: Bunca kişinin canına mal olmuş bir vatan, din,rn millet ve ideoloji, artık kan ve göz yaşını kutsayanrn kahramanlık anlatılarıyla aklanmış ve yüceltilmiş olur. Artıkrn uğruna ölünen bir ideoloji, vatan veya inanç, kutsal olmak içinrn yeterli bakiye biriktirmiştir. Madem atalarımız öldüler,rn gençlerimiz ölmeye devam ediyor, bizler de bedel ödemeye devamrn ediyoruz demek ki bu savunduğumuz toplumsal değerler gerçektenrn hakikattir, demeye başlarlar. Sahtenin ve sahtekarlığın sözdern hakikate evrilme süreci böyle işler. rn rn Normalleşmern zehrine maruz kalmıştır:rn Normalleşme aslında sosyal zehirlenmedir. Bu zehri alan birrn bünyenin doğal bir yaşam sürme, kendi özünü araması veyarn inşa etmesi, nev-i şahsına münhasır biri olabilmesi ne yazıkrn ki tamamen imkansızdır. Dedim ya, kendisi yoktur onun. Toplumunrn biçimlendirdiği normal biridir o, toplumun çoğudur, zamanınrn çocuğudur.rn Tam birrn sosyal otomattır: Şahsiyet kazandığında kurumsallığı tekrn başına temsil etme gücü hisseder kendinde, biraz güçlendiğindern bu gücü talep eder. Kültürün mümeyyiz vasfı, alamet-irn farikası, benzerliğin yaygınlaştırılması yoluyla insanlarırn sıradanlaştırmaktır, birbirine benzetmektir. Birlik vern beraberlik denilen bir toplumsal illete müpteladır zihinleri; burn onlarda aynı düşünme, aynı hissetme, aynı davranmaya zorlayanrn bir hipnoz etkisi yaratır.rn Normallerrn ölmezler: Gerçekten var olmadığından ve öldüğünde yerirn boş kalmadığından normal birinin ölmesi söz konusu olmaz.rn Kadavrasını mezara gömdüklerinde hakiki bir ağıt yükselmezrn yerden. Ölümüyle boşalttığı hiçbir yer söz konusurn olmadığından onun gerçekte hiç yaşamadığının hatta varrn olmadığının en bariz kanıtıdır. rn rnBaşkasına benzemek insanlık suçudur. Ve normalde normallikrninsanlar için ölümdür. Normal biri ise sıradanlığın dibinernvurmuş toplumsal bir şahsiyettir.  

Bu yazı 324defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum