FELSEFENİN “GEPHİ”Sİ
Doç Dr Şevki IŞIKLI

Doç Dr Şevki IŞIKLI

FELSEFENİN “GEPHİ”Sİ

13 Kasım 2016 - 21:45


İki yıldan beri, iki teknolojik olgunun felsefi çalışmalarda nasıl kullanabileceğim üzerine kafa yoruyordum. Bunlardan biri büyük veri, ikincisi dijitalleşme. Bence bu ikisini felsefeye uygulayabilseydik çok zahmetli ve büyük oranda öznel kalan felsefe tarihi araştırmalarını, yağdan kıl çekme kolaylığında ve matematiksel bir kesinlikte yapabilirdik. Büyük veriyi, felsefe için büyük bir nimete dönüştürmenin arifesindeymiş gibi hissediyordum. Araştırma için yetenekli bir-iki doktora öğrencisinin işe başlamasını bekliyordum.  

Öte yandan 10 yıldan fazla bir zamandır, gençlere felsefe öğretiminde felsefe ders kitaplarının etkisini artırma teknikleri üzerine çalışmış biriydim. Fakat ilk gün karşılaştığım bir sorunu hala aşamamıştım: Felsefeyi tek başına temsil edecek bir görsele ihtiyacım vardı. Bu görseli, kitabın kapağında kullanacaktım. Rafaello Sanzio’nun 1511 tarihli “Atina Okulu” freski kullanabilirdim fakat bu görsel olur olmaz her yerde kullanıldığından gizemini de cazibesini de yitirmişti. Kitabımın hedef kitlesi olan Z kuşağının ilgisini çekmek için fazlaca geleneksel kalıyordu. Bu yüzden “her şey bir tık uzakta” denilen bu yeni çağın avantajını kullanmaya karar vermiştim. Yukarıdaki görseli tam da böyle anların birinde buldum. Google görsellerden “philosopher”, “philosophy” ya da “digital philosopy” kavramlarını ararken sonraki sayfalarından birinde gördüm. İşte, dedim, aradığım kapak görseli bu. Görselin linkine tıkladığımda, görselin webde filozoflar arasındaki bağıntıları gösteren bir grafik olduğunu öğrendim. Grafik aslında bir “veri görselleştirme” örneği. Yani tümüyle istatistik ve matematik içeriyor.

Gephi yöntemi kullanarak grafiği elde eden Simon’un benden daha çok heyecanlanmış görünüyor. Simon, “Felsefe Tarihini Grafikleştirmek” adlı yazısının hemen başında grafiğin hikâyesini anlatıyor, şöyle yazıyordu:
“Eğer bu veri setiyle ilgileniyorsanız (…) son yazım hoşunuza gidebilir. Bu grafik, korku filmleri üzerine bir veri seti ararken ortaya çıktı ve bu arayış, filozoflar arasındaki bağlantıları tasvir eden bir grafik bulmamla neticelendi.”
Gephi teorisinden hareket eden Simon’un yaptığı işlem, basit birkaç aşamadan oluşuyor: İlk olarak Wikipedideki her bir filozof maddesi etkilenen enformasyonlar ayıklanıyor, daha sonra elde edilen veri, Gephi ile görüntülenen bir network inşa etmek için kullanılıyor, daha sonra ise görselleştirilerek geliştiriliyor.

Bu yaklaşımda, Wikipedideki her bir filozof, ağdaki bir düğüm (nod) olarak, aralarındaki çizgiler ise kenar (edge) olarak alınır. Söz konusu nodlar ve metinler, her ikisinin de giriş ve çıkışı, bağlantıların sayısına göre boyutlanır. En etkili filozoflar, merkezde kümelenmiş büyük metinlerde görüldüğünden ötürü, grafiği görselleştiren algoritma, şemanın merkezine “daha sıkı bağlanmış düğümleri” koyar. Simon, bu görselleştirmeye etki yönünü gösterecek bir ok eklemeyi de düşünüyor. Ayrıca nodlar ve kenarlar şimdilik dış bağlantıları dikkate almıyor, yani wikipediyle sınırlandırılmış durumda. Üstteki grafikte Descartes’ın neden beklediğimizden daha küçük bir nodla temsil edildiğini açıklıyor. Belki de nodlar, dış bağlantıların sayısına göre de boyutlandırılabilseydi çok daha iyi olurdu.  

Gephi, ağ içindeki toplulukları tanımlamak için kullanıldığında iş daha da ilginçleşiyor. Kabaca söylersek Simon burada, birbirine bağlı nod gruplarını tanımlamış, diğer gruplardaki nodları hesaplama dışında tutmuş. Aslında felsefedeki birçok akım ve okulu hesaba katabilir, bu basit algoritmanın onları bulup bulamayacağın sorabiliriz. Aslında bu girişim, algoritmanın gerçek başarısı için iyi bir test olacaktır. Fakat şimdiden aşağıdaki denemeler, algoritmanın başarısını kanıtlamış görünüyor.


Üstteki grafik, Wikipedide yer alan çok sayıda filozofun nodları ve edge’lerini gösteriyor; başka bir ifadeyle tüm felsefe tarihini. Kabul etmek gerekir ki bunu manuel ve geleneksel yöntemle yapmak yıllar alırdı. Açıkçası, büyük veri çağına gelmeden önce böyle bir teşebbüste bulunmayı kimsenin aklettiğini sanmıyorum. Çünkü iş sanıldığından çok daha çetrefilli ve zahmetli.
 Grafiği büyüterek baktığımızda, birçoğumuzun adını duymadığı ya da hiç ummadığı kişilerin grafikte “değerli nod” olarak temsil edildiğini görürüz. Birinin değerli nod olması, onu burada görünür kılacak kadar kendisine fazla atıf yapıldığı anlamına geliyor.
Bütün Felsefe Tarihi Grafiği, benim açımdan şaşırtıcı olduğu kadar, bazı sorularıma cevap da oldu. Öğrenciler, “Yaşayan filozof var mı?” sorusunu sık soruyorlar. Felsefe derslerinde hepsi ölmüş filozofların büstleriyle karşılaştıklarını düşündüğümüzde bu, oldukça anlamlı bir sorudur. Grafikte halen yaşayan birçok kişinin adı ve gücü yer alıyor. Bir keresinde Alfred Whitehead, felsefe tarihinin “Platon’a dipnot düşme etkinliği” olduğunu söylemişti. Wikipedi temelli Bütün Felsefe Tarihi Grafiği bu iddiayı hem destekliyor hem de düzeltiyor. Bulanık paradigmayla bakmaya hazır bir tablo var önümüzde. Felsefede Platon kadar önemli isimler de var.
Simon, algoritmayı başka sorular için de uygulamış. Aşağıda ise Hegel ve Nietzsche’yle başlayıp Heidegger ve Sartre’a uzanan ve 20. yüzyıldaki akımlarla neticelenen Kısa Avrupa Felsefesini “gehpi”sini görüyoruz. Çok ilginç biçimde gephi’de, temelde Schopenhauer ve Freud’dan etkilenmiş mor renkte farklı bir alt grup da ortaya çıkmış durumda.

 
Simon’a göre bu yakınlaşma; Frege, Russell ve Wittgenstein’den neşet etmiş analitik akımdan kaynaklanmaktadır. Üst kısımda ve solda İngiliz deneyci okulu ve Amerikan faydacılarını görüyoruz. Bu grafik aynı zamanda, Kıta Avrupa Felsefesinin hem analitik ve faydacı gelenekle ilgisini hem de onlarla bağının ne kadar zayıf olduğunu da gösteriyor.


Simon, algoritmanın hesaplayacağı grupların sayısıyla oynamanın çok ilginç olacağından emin. “Bu kapsayıcı gelenekler içindeki alt grupları tanımlamak, gerçekten de umut verici olurdu” diye yazıyor. Grafiğe daha yakından bakmanın sunacağı olası zengin içgörüye odaklanıyor.

Simon’un ilginç teşebbüsü, kısa sürede büyük ilgi gördü. Çünkü bilgi ağı oluşturan Vikipedi içinde herhangi bir alana dair uygulanabiliyor. Birçok okur, Simon’u tebrik edip soru yağmurunu tutmaya ve logaritmik modellemenin farklı kavramlar üzerine nasıl tatbik edileceğini sormaya devam ediyor. Simon ise cömertlik ve açık yüreklilik örneği sergilemiş, hem geliştirdiği logaritmayı hem de gelişim serüvenini yazısında paylaşmış.
Simon bana dijitalleşmeyi nerede kullanabileceğime dair derin bir içgörü kazandırdı. Sanırım yapmak istediklerinden biriydi buydu. Hipermetinlerin büyük veri analitiği için biçilmiş kaftan olduğunu anladım. Filozofların eserlerinden oluşan dijital bir veri seti hazırlamanın yükünün farkındayım. Bu iş için hazır bulunan Wikipedia ise filozofların birbirine atıflarının yerini alması için fazlasıyla bağlantılı link içeriyor.  
Bir sonraki yazımızda bu logaritmanın uygulamasını da paylaşmayı umuyoruz. Konuyla ilgili çevirileri ve desteği için Dilan Eser’e teşekkür ediyorum.

Kaynak: Simon’un çalışmasına ulaşmak için http://www.coppelia.io/2012/06/graphing-the-history-of-philosophy/
 
 

Bu yazı 2081 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum