Veri hazinesinin kapısı gazeteciye kapalı

İnternetin çeşitli sektörler üzerinde yeni etkileri keşfediliyor. İnternet tabanlı veri haberciliğinin tüm dünyada giderek yayılmasına rağmen, yapılan araştırmalar Türkiye’de bu pratiğin iyi işlemediğini işaret ediyor.

Veri hazinesinin kapısı gazeteciye kapalı

İnternetin çeşitli sektörler üzerinde yeni etkileri keşfediliyor. İnternet tabanlı veri haberciliğinin tüm dünyada giderek yayılmasına rağmen, yapılan araştırmalar Türkiye’de bu pratiğin iyi işlemediğini işaret ediyor.

Veri hazinesinin kapısı gazeteciye kapalı
26 Eylül 2018 - 09:46

Uzmanlar, her türlü verinin habere dönüştürülmesi anlamına gelen veri haberciliğini mercek altına aldılar. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesinden Doç. Dr. Şevki Işıklı danışmanlığında yapılan master araştırmasının yazarı Sedat Erol, Türkiye’de veriye ulaşmanın güç olduğunu söylüyor. Erol’a göre bu güçlük hem gazetecilik mesleğini kısırlaştırıyor hem de toplumun olup bitenlere dair nesnel bilgilere sahip olma imkanını sınırlandırıyor. Böylece kamuoyunun yargılama ve değerlendirme yeteneği kısırlaştırılıyor.
Engellerin aşılması çok zaman alacak


Türkiye’de veri haberciliğini etkileyen unsurların analiz edildiği araştırmada ortaya çıkan çarpıcı sonuçlardan bazıları şöyle: 
Batılı ülkelerle kıyaslandığında Türkiye’deki veri bankaları hem daha fakir hem de gazetecilerin erişimine yeterince açık değil.

Veriler nereden toplanıyor?

TÜİK başlıca verilerin kaynağı. TÜİK uzmanları aylık gelirden tatil harcamalarına kadar birçok ekonomik işlemi veriye dönüştürüyor. Fakat TÜİK’in verileri bilimsel çalışmalar için kesinlikle yetersiz. Hastane, trafik, tapu kadastro, ekonomi, eğitim, sportif ve sanatsal etkinliklere kadar her şeyin verisi tutuluyor. Türkiye verileştirme anlamına gelen veriyi kaydetme, sınıflandırma ve kamuoyunun ilgisine sunma konularında aşması gereken yapısal zorluklarla karşı karşıya. 

Veriler, işlenmemiş hazine hükmünde

Çeşitli ortamlarda yayınlanan veriler, gazeteciler için hazine mahiyetinde.  Erol’un araştırması, bu hazinenin kapılarının gazetecilere her zaman açık olmadığını gösteriyor.  En fazla verinin paylaşıldığı ekonomide dahi, ya yeterli veri sunulmuyor ya da veri kalitesi çok düşük kalıyor. Olup bitenleri verileştirme, kaliteli veri üretme, verinin herkesin erişimine açık halde olması gazeteciler için hayati önem taşıyor. 
Erol’a göre Türkiye’de veri haberciliğinin 3 ana yapısal sorunu var. Mevcut gazetecilik pratikleri, mevcut verileri haberleştirme konusunda yeteneksiz. Gazete okurları sayısal verileri daha az ilgi çekici buluyor. Erişime açık haldeki veriler ya yetersiz ya da kalitesiz. 


İletişim fakülteleri güncellenmeli

Araştırma sonuçları, gazeteci yetiştiren iletişim fakültelerinin veri gazetecisi yetiştirmediğini gösteriyor. Bir uzmanlık alanı olarak veri haberciliği konusunda öğrencilere verilen eğitim ya hiç yok ya da çok sınırlı. 
İletişim fakültelerinin müfredatlarını veri haberciliği içerikleri açısından güncellemesinin zamanı çoktan geldi. Türkiye’deki 183 fakülte, enstitü veya yüksekokulun müfredatını inceleyen Erol, sadece Galatasaray Üniversitesi’ndeki müfredatın güncel olduğunu, 7 fakültede ise öğrencilerin ilgisine açık halde tutulduğunu bildiriyor. Gazetecilerin politik meselelerden ziyade, veriye sempatilerinin artırılması gerekir, diye ilave ediyor. 

İnternet erişim kısıtlaması olumsuz etkiliyor

Veri ile ilgilenen habercilerin hem haber kaynağı hem de haber yayma aracı olarak kullandıkları internete yapılan erişim engelleri ise veri haberciliğinin gelişimini doğrudan etkiliyor. Ayrıca habercilerin işlerini yaparken takıldıkları engeller de basın özgürlüğü altında veri haberciliğinin gelişimini doğrudan etkiliyor. Bu yüzden veri haberciliği için basın ve internet özgürlüğü zorunlu görünüyor.


Medya veriyi görmezden geliyor

Veri haberciliğinin gelişimini etkileyen en önemli etmenler arasında Türkiye'de medyanın olanakları ve içinde bulunduğu durum geliyor. Çünkü veri haberciliği, gazeteciliği geliştirmek ve okuyuculara haberi doğru, ayrıntılı ve kapsamlı bir biçimde aktarmak için yeni bir fırsat sunuyor. Diğer ülkelerde veriye odaklanan haber odaları kurarak habere yeni bakış açıları getirilirken ülkemizde gazetecilerin çalışma alanları daralıyor. Bu ortamda ise veri haberciliğini geliştirme sorumluluğu bağımsız gazetecilerin omuzlarına kalıyor.

Matematik, gazeteciliği de vuruyor

Yapılan araştırmada okur kitlesinin de veri haberciliğinde etkili olduğu belirtiliyor. Okuyucuların habere olan ilgisini tespit edebilmek için ulusal ve uluslararası araştırmalardan yararlanılırken Türkiye’de okuryazarlığın habere olan ilgiyle doğrudan ilişkili olduğu dikkat çekiyor. Türkiye’de okuryazar kitlenin niteliği gerilerken okuma becerileri ve matematik okuryazarlığında ise sınıfta kaldığımızın altı çiziliyor. Ayrıca bu durumun nedeni olarak da eğitim için önemli veriler olarak görülen net okullaşma ve okul öncesi eğitim çalışmalarında Türkiye’nin eksikleri dikkat çekiyor.


Bu haber 935 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum