İş bırakma eylemine katılan ve katılacak olan kamu görevlileri için merak edilen soruların yanıtları. Sendikalardan derlediğimiz bilgiler şöyle:

İŞ BIRAKMA EYLEMİNE İLİŞKİN SORULAR VE YANITLAR

İŞ BIRAKMA EYLEM KARARI YASAL MIDIR?

Türkiye tarafından kabul edilen “Uluslararası Sözleşmeler” ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda güvence altına alınan, yargısal içtihatlarla da tereddütsüz olarak korunan, “örgütlenme özgürlüğü” ve “sendikal faaliyet hakkı” kapsamında kamu emekçilerinin, üretimden gelen örgütlü gücünü kullanarak haklı taleplerinin muhataplara ulaşmasının temini için, sendikalar tarafından alınan karar doğrultusunda belirlenen günde “iş bırakma” şeklinde bir eylem kararı alması mümkündür.

Sözleşmeli Personel alıştırılmasına İlişkin Esaslarda değişiklik yapıldı Sözleşmeli Personel alıştırılmasına İlişkin Esaslarda değişiklik yapıldı

İŞ BIRAKMA EYLEM KARARININ DAYANAKLARI NEDİR?

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, yargı yetkisini tanımakla yükümlü ülkelerin çalışma yaşamıyla ilintili hak ve özgürlükleri korumalarına büyük önem vermektedir. AİHM, konuyla ilgili olarak devletlerin ihlal ortaya koyan yaklaşımlarını istisnasız biçimde mahkum etmektedir.  AİHM bu konuda Türkiye Cumhuriyetini de birden fazla defa mahkum etmiştir. (Karaçay/Türkiye Davası, aynı yönde Kaya-Seyhan/Türkiye Davası, Şişman ve Diğerleri/Türkiye Davası)

Aynı şekilde Danıştay’da verdiği kararlarda, AİHM kararları ve iç hukuka doğrudan etkili uluslararası sözleşmelere atıf yaparak, idarenin iş bırakma eylemi yoluyla ortaya konulan demokratik tepkiyi tolere etmekle yükümlü olduğunun altını çizmektedir. (Danıştay 12. Dairesinin 12.12.2001 tarih 2001/3307E. 2007/4415K, 22.10.2003 tarih E:2001/168, K:2003/3017 ; 26.12.2005 tarih E:2003/2274, K:2005/4695 ve 20.12.2004 tarih 2004/4209E. 2004/4148K. sayılı kararları)

Anayasa Mahkemesi dava konusu durum ile birebir örtüşen bir kararında memurların sendikal faaliyet kapsamında iş bırakma eylemlerine disiplin cezası tesis edilmesini hak ihlali olarak değerlendirmiştir. Anayasa Mahkemesi’nin 2013/8463 başvuru sayılı 18.09.2014 tarihli (R.G. Tarih-Sayı: 4/12/2014-29195) kararında;

“…62. Tüm bunlara karşın verilen ceza hafif olsa da, başvurucu gibi sendikaya üye kişileri, çıkarlarını savunmak amacıyla yapılan meşru grev veya eylem günlerine katılmaktan vazgeçirecek bir niteliğe sahiptir (bkz. Kaya ve Seyhan/Türkiye, B. No: 30946/04, 15/12/2009, § 30; Karaçay/Türkiye, B. No: 6615/03, 27/6/2007, § 37; Ezelin/Fransa, B. No: 11800/85, 26/4/1991, §43).

63. Açıklanan nedenlerle, her ne kadar hafif bir ceza olsa da şikayet edilen uyarma cezasının "toplumsal bir ihtiyaç baskısına" tekabül etmemesi nedeniyle "demokratik toplumda gerekli olmadığı" sonucuna varılmıştır. Bu sebeple başvurucunun Anayasa'nın 51. maddesinde güvence altına alınan sendika hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir…”

gerekçesine yer vermiş ve başvurucuyu haklı bulmuştur.

Netice olarak yer verilen bu mevzuat ve yargısal içtihatlara göre iş bırakma eylem kararları bu dayanaklara göre varlığını sürdürmektedir.

İŞ BIRAKMA EYLEM KARARINI YERİNE GETİRMEK İİN SENDİKA ÜYESİ OLMAK GEREKİR Mİ?

Sendikaların almış olduğu iş bırakma eylem kararına katılmak için yargısal kararlara göre herhangi bir sendikaya üye olma zorunluluğu bulunmasa da sürecin takibi, gerekli dilekçelerin edinilmesi vb. sebeplerle bir takım pratik güçlüklerle karşılaşılması olasıdır. Ayrıca bir disiplin cezası verilmesi halinde, sendika üyelerinin bu cezalara itiraz aşamasında İl Disiplin Kurullarında sendika temsilcilerinin süreci yakından takip etme olanağı da bulunduğu dikkate alındığında sendikalı olmak avantajlı bir durum olarak değerlendirilmektedir. Eğitim-İş olarak sendikalı sendikasız ayrımı yapmaksızın eyleme katılan tüm kamu emekçilerinin sonunu kadar yanında olacağımızı ilan ediyoruz.  

İŞ BIRAKMA EYLEM KARARINA KATILANLARA DİSİPLİN CEZASI VERİLEBİLİR Mİ?

Yukarıda yer verdiğimiz tüm mahkeme kararlarında, sendikal eyleme katılanlara en hafif disiplin cezasının dahi verilemeyeceği açıkça ifade edilmiştir.

Milli Eğitim Bakanlığı Hukuk Müşavirliği’nin 27.02.2012 tarih ve 17848 sayılı görüş yazısında, AİHM ve Danıştay’ın vermiş olduğu kararlara dikkat çekerek, sendikal faaliyet kapsamında gerçekleşen iş bırakma eylemleri nedeniyle disiplin cezası verilmeyeceği yönündeki içtihadına atıfta bulunarak bu yönde hareket edilmesi gerektiği görüşü ifade edilmiştir.

İDARE TARAFINDAN İŞ BIRAKMA SEBEBİYLE İFADE İSTENMESİ HALİNDE NE YAPILMALIDIR?

Ayrıntılı olarak izah edildiği şekilde, iş bırakma nedeniyle bir disiplin cezası verilmesi hukuka aykırıdır.

Ancak ilgili idare tarafından, belirlenen günde neden görev yerine gelinmediği yazılı olarak sorulabilir.

Bu durumda, sendikalar tarafından alınan eylem kararı gereğince görev yerine gelinmediği belirtilmeli, sendikaların almış olduğu eylem kararı sunulmalıdır. Bu konuda sendikalar tarafından hazırlanan matbu dilekçelerin okul idaresine verilmesi de mümkündür.   


HUKUKA AYKIRI ŞEKİLDE YİNE DE DİSİPLİN CEZASI VERİLMESİ HALİNDE NE YAPILMASI GEREKİR?

Bugüne kadar tüm yargısal süreçlerde binlerce örneğini gördüğümüz üzere bu tür iş bırakma eylem kararlarına karşı disiplin cezası verilmesi açıkça hukuka aykırıdır. Ancak bazı idareler tarafında yine de buna rağmen disiplin cezası verilmesi halinde, öncelikle cezaya il disiplin kurullarında itiraz edilir, buradan olumsuz sonuç alınması halinde idari yargı yoluna başvurulur. Bu aşamaların tamamında sendikalarca süreç yakından takip edilecek ve gerekli hukuki destekler sunulacaktır.

SENDİKAL FAALİYETİ İDARE ENGELLEYEBİLİR Mİ?

İş bırakma nedeniyle idare tarafından bir disiplin cezası verilmesi, sendikal faaliyet hakkının kullanılmasını engellemek anlamına gelecektir. Bu durum, Türk Ceza Kanunu’nun 118. Maddesi kapsamında “sendikal faaliyetin engellenmesi suçu” ile yine 257. maddesi kapsamında “görevi kötüye kullanma suçu” oluşturmakta olup, cezai, hukuki ve idari yönden sorumluluk doğuracaktır. Bu gibi hallerin yaşanması durumunda EĞİTİM-İŞ tarafından hukuki yollara başvurulacaktır.

GENEL YASAL DAYANAKLAR

Kamu görevlilerinin, sendikalarının aldığı kararlar doğrultusunda toplu eylem hakkına sahip oldukları; uluslararası sözleşmelerde, insan hakları sözleşmelerinde, Anayasa ve mahkeme kararlarında hiçbir tereddüde yer bırakmayacak şekilde tanınmaktadır.  Bu konuda çok sayıda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Danıştay ve idari yargı kararı bulunmaktadır.

151 sayılı ILO Sözleşmesi’nin 3. maddesinde kamu görevlileri örgütlerinin amacının, kamu görevlilerinin çıkarlarını savunmak ve geliştirmek olduğu, kamu çalışanlarının çıkarlarını savunmak amacıyla etkinliklerde bulunabilecekleri düzenlenmiştir.

Anayasa’nın “Milletlerarası Antlaşmaları Uygun Bulma” başlıklı 90. maddesinin son fıkrası; “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır.” emredici hükmünü içermektedir. Bu düzenleme ile İLO sözleşmesinin kanun hükmünde olduğu tartışmasızdır.

87 sayılı ILO Sözleşmesi, SENDİKA ÖZGÜRLÜĞÜNE VE ÖRGÜTLENME HAKKININ KORUNMASINA İLİŞKİN SÖZLEŞMEDİR. Sözleşmenin birinci bölümündeki maddelerde örgütlenme özgürlüğü düzenlenmiştir. Bu bölümde yer alan 3/1. madde; “alışanların ve işverenlerin örgütleri tüzük ve iç yönetmeliklerini düzenlemek, temsilcilerini serbestçe seçmek, yönetim ve etkinliklerini düzenlemek ve iş programlarını belirlemek hakkına sahiptirler.”,

Aynı bölümün 8/2 maddesi; “Yasalar bu sözleşme ile öngörülen güvencelere zarar verecek şekilde uygulanamaz.”,

Örgütlenme Hakkının Korunması bölümünde yer alan 11. madde; “Hakkında bu sözleşmenin yürürlükte bulunduğu Uluslararası alışma Örgütünün her üyesi, çalışanların ve işverenlerin örgütlenme hakkını serbestçe kullanmalarını sağlamak amacıyla gerekli ve uygun bütün önlemleri almakla yükümlüdür.” düzenlemelerini içermektedir.

Türkiye 1992 yılında bu sözleşmeyi onaylamış, 8 Ocak 1993 tarih, 93- 3967 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile de usulüne uygun yürürlüğe koymuştur. Bu karar 25 Şubat 1993 gün, 21507 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.    

Görüldüğü gibi; 87 sayılı ILO Sözleşmesi’nin 3/1 maddesi, kamu çalışanlarının örgütlenme ve etkinlikte bulunma özgürlüğünü; aynı maddenin 2. fıkrası, kamu makamlarının bu hakkı sınırlayacak veya kullanılmasına engel olacak nitelikte her türlü müdahaleden sakınmaları gerektiğini düzenlemiştir. Sözleşmenin 8/2 maddesi de iç hukukta, sözleşme ile öngörülen güvencelere zarar verecek nitelikte yasal düzenleme yapılamayacağına, uygulamada da bu hakların kısıtlanamayacağına yer vermiştir.

Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı’nın 28. maddesi çalışan ve işveren örgütlerinin, topluluk hukuku, ulusal yasalar ve uygulamalara göre toplu sözleşmeler müzakere etme, imzalama, menfaat çatışması halinde grev dâhil, kendi çıkarlarını korumak için toplu eylem yapma hakkını düzenlemiştir.

Anayasa ve insan hakları sözleşmeleri ile güvence altına alınan sendikal faaliyet hakkı Türk Ceza Kanunu ile de korumaya alınmış, TCK’nin 118. maddesinde sendikal faaliyetin engellenmesi yasaklanmıştır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 11. maddesi kapsamında, sendikal eylem ve etkinlikler nedeniyle verilen cezaları, sözleşmeye aykırı bulmuştur. AİHM; KESK’e bağlı sendika üyelerinin başvurularında, AİHS’nin 11. maddesinin sendikanın yapacağı toplu eylemler yoluyla, sendika üyelerinin mesleki çıkarlarını savunma özgürlüğünü güvence altına aldığını, sendika üyeleri tarafından gerçekleştirilecek olan bu eylemlere taraf devletlerin izin vermesi gerektiğini, 11. maddede grev yapma hakkı açık bir şekilde ifade edilmemişse de bu hakkın tanınmasının, en önemli sendikal haklardan biri olduğunu, genel bir grev yasağının sözleşmenin 11. maddesinin ihlali anlamı taşıdığını, sendika üyelerinin grev ve eylemlere katıldıkları için disiplin cezası ile cezalandırılmalarının sendikal hakları kullanmaya yönelik caydırıcı bir niteliğe sahip olduğunu, yasaklama ve engellemelerin demokratik bir toplumda gerekli olmadığını tespit etmiştir. (Karaçay – Türkiye,  Satılmış ve Diğerleri – Türkiye,  Urcan ve Diğerleri – Türkiye, KESK üyesi Enerji Yapı Yol Sen – Türkiye)

Benzer eylemler, Danıştay ve idare mahkemeleri tarafından da yasal ve meşru kabul edilmiştir. Danıştay; sendika üyelerinin sendikaların yetkili kurullarınca alınan, üretimden gelen güçlerini kullanma çağırısına uyarak,  davacının sendikal faaliyet kapsamında göreve gelmemesi fiilinin mazeret olarak kabulünün gerektiği yönündedir. Etkinlik nedeniyle göreve gelmemenin disiplin suçu ile cezalandırılmasını hukuka aykırı bulmuştur.

Sendikal kararlar gereği değişik tarihlerde gerçekleştirilen uyarı grevleri ve iş bırakma kararlarına uyarak işe gitmeyen üyelerimize verilen disiplin cezaları, idare mahkemelerince iptal edilmiştir.

Konuya ilişkin yargı kararlarında, özellikle kamu çalışanlarının iş bırakma eylemlerinden dolayı uğradıkları soruşturmalar sonucu verilen disiplin cezalarının iptali istemli davalarda, Anayasa Mahkemesi ve Danıştay, İŞ BIRAKMALARI SENDİKAL İZİN ve MAZERET İZNİ olarak değerlendirmiştir.