İsveç'te yapılan Kuran'ı Kerim yırtma eylemine tepkiler devam ederken bir eylem de Hollanda'dan geldi. Lahey'de ırkçı PEGIDA hareketi lideri Wagensveld Kur'an-ı Kerim yırttı.

Hollanda'da ırkçı Batı'nın İslamlaşmasına Karşı Vatansever Avrupalılar (PEGIDA) hareketi lideri Edwin Wagensveld, Lahey şehrinde tek başına yaptığı eylemde Kur'an-ı Kerim yırtarak sosyal medya hesabından paylaştı.

Wagensveld, dün Hollanda saati ile 14.00'te idari başkent Lahey'deki parlamento binası önünde Kur'an-ı Kerim'i yırttığı görüntüyü Twitter hesabından paylaştı.

Wagensveld'in tek başına yaptığı eylem polis korumasında gerçekleşirken, ırkçı lidere Kur'an-ı Kerim'i yakmaması şartıyla izin verildiği bildirildi.

Sosyalş medyada yapılan paylaşımın devamında yırtılan Kur'an sayfalarının başka bir yerde tava içinde yakıldığı görüldü.

-Rotterdam'daki gösteride gözaltına alınmıştı

Öte yandan 22 Ekim'de Rotterdam'da Kur'an-ı Kerim yakmayı planlayan PEGİDA'nın eylemi, Wagensveld'in gözaltına alınmasıyla başlamadan bitmişti.

Rotterdam'daki gösterinin planlandığı yerde toplanan Müslüman gruplar, PEGIDA'nın Kur'an-ı Kerim yakacağını açıklamasına rağmen gösterisinin yasaklanmaması nedeniyle karşıt gösteri düzenlemişti.

Sözleşmeli personel, ücretli öğretmen ve taşeron işçilerine kadro müjdesi Sözleşmeli personel, ücretli öğretmen ve taşeron işçilerine kadro müjdesi

Gözaltına alındıktan sonra aynı gün salınan Wagensveld, ertesi gün Lahey kentinde, benzer bir eylem gerçekleştirmek istemiş fakat polis, gösteri kurallarına uymadığı gerekçesiyle Wagensveld'i yine gözaltına almıştı.

Hollanda Savcılığından 17 Kasım'da yapılan yazılı açıklamada, Rotterdam'da PEGIDA gösterisinde megafon kullanarak Hz. Muhammed'e hakaret ettiği için polis tarafından gözaltına alınan Wagensveld'in, İslam inancına mensup kişilere değil dinin kendisine hakaret ettiği ve herhangi bir suç işlemediği gerekçesiyle yargılanmayacağı bildirilmişti. AMSTERDAM (AA) – 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İsveç ve Hollanda'da yaşanan olaylara ilişkin olarak çı açıklamaları yaptı:

"Buna karşılık Rabbimiz, Kur'an-ı Kerim'i kendisinin indirdiğini ve kendisinin koruyacağını kitabında açıkça hüküm altına almıştır. Müslümanlar olarak bize düşen görev, Rabbimizin koruması altındaki bu kutsal kitabımıza layık olduğu hürmeti göstermek, onun emirlerine uygun bir hayat sürmeye gayret etmektir. Her şey gibi İslam'la müşerref olarak Kur'an-ı Kerim'in aydınlığına kavuşmak da bir nasip işidir."

"ASIRLARDIR BİR ARPA BOYU YOL ALINAMADIĞININ İŞARETİ"

Erdoğan, modern demokrasilerde insan hak ve özgürlüklerinin çok basit bir tanımı olduğuna dikkati çekerek, şöyle konuştu:

"Demokrasinin bel kemiğini teşkil eden bireyin hak ve özgürlüklerinin sınırı, diğer insanların hak ve özgürlüklerinin başladığı yere kadardır. Bu anlayışa göre hiçbir birey ne Müslümanların ne de diğer din ve inanç mensuplarının kutsallarını aşağılama veya taciz etme hakkına, hele hele bu yönde eylemde bulunma özgürlüğüne sahip değildir. Nefret ve ayrımcılık suçu olarak ağır yaptırımlara tabi bu ilke, bizce de yerinde bir yaklaşımdır. Dolayısıyla İsveç'teki çirkin eylem en başta Müslümanlar olmak üzere insanların temel hak ve özgürlüklerine saygı duyan herkese yapılmış bir hakarettir.

Kur'an-ı Kerim'e yönelik bu alçak saldırının Türkiye Büyükelçiliği önünde gerçekleşmesi ise konuyu bizim açımızdan hem dini hem milli bir mesele haline dönüştürüyor. Haçlı Seferleri'nden beri Avrupa'da İslam ile Türk kavramının eş tutulduğunu biliyor, bundan da milletçe iftihar ediyoruz. Üstelik bu zihniyet uzunca bir süredir eli kanlı terör örgütlerine kucak açmayı da demokrasi kılıfıyla meşrulaştırmaya çalışıyor."

"NATO KONUSUNDA HERHANGİ BİR DESTEK GÖREMEYECEKSİNİZ"

Milyarlarca Müslümanın inancıyla birlikte 85 milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının manevi şahsiyetine de saldıran bu zihniyetin son eyleminin, asırlardır bir arpa boyu yol alınamadığının işareti olduğunu söyleyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Rabbimizin koruması altındaki Kur'an-ı Kerim, bir haçlı artığının onun nüshasını yakmasıyla asla zarar görmez ama bu sapkınlığı teşvik edenler veya göz yumanlar hiç şüphesiz sonuçlarını da hesap etmişlerdir. Kalkacaksın, senin güvenlik güçlerin, polisin vesaire onların koruması altında bu ihaneti, bu edepsizliği, bu alçaklığı, bu adiliği, bu namussuzluğu yapacak, onların korumasıyla da orada 'Hah bak, işte biz Müslümanlara ne yaptık?' diyecekler. Ülkemizin büyükelçiliği önünde böyle bir kepazeliğin yaşanmasına sebebiyet verenlerin NATO'ya üyelik başvuruları konusunda artık bizden herhangi bir hayırhahlık bekleyemeyecekleri açıktır. Kusura bakmasınlar. Başta söyledik, terör örgütlerine caddelerinizde, sokaklarınızda her yerde cirit attıracaksınız, ondan sonra da bizden NATO'ya girme konusunda destek bekleyeceksiniz. Yok böyle bir şey, böyle bir desteği bizden beklemeyin.

Madem terör örgütleri mensuplarını ve İslam düşmanlarını bu kadar seviyorsunuz, savunuyorsunuz, koruyorsunuz, öyleyse kendilerine ülkelerinin savunmalarını da onlara havale etmeleri tavsiyesinde bulunuyoruz. Biz bir şeyi söylediğimiz zaman dürüst söyleriz, birileri de bize namussuzluk yaptığı zaman, alçaklık yaptığı zaman onlara da haddini bildiririz. İsveç yönetiminin bizlere kalkıp hak ve özgürlükten hiç bahsetmesine gerek yok. Eğer hak ve özgürlüklere bu kadar saygılıysanız önce Türkiye Cumhuriyeti'nin veyahut Müslümanların dini inancına saygı göstereceksiniz. Eğer bu saygıyı göstermiyorsanız, kusura bakmayın bizden de NATO konusunda herhangi bir destek göremeyeceksiniz."