Öğretmen vizyon belgesine tanınmış yazardan tepki

Öğretmenlik vizyon belgesine tepkiler dinmek bilmiyor. Bir tepki de Milat gazetesi yazarı Ali AYDIN'dan geldi. Aydın bugünkü köşe yazısında Öğretmenlik streteji belgesine olan tepkiyi dile getirdi.

14 Haziran 2017 - 11:40


İşte  o yazı;
“Çareyi ancak bizi hasta eden şeyin ne olduğunu bilince bulabiliriz.”

*
Bir savaş terimi olarak doğan strateji, günümüzde askerî, siyasî, ekonomik alanda kullanım sahasını sürekli genişleterek “işletme hastalığına tutulan” modern toplumun sevk ve idaresinde anahtar kavramlar listesinde başköşeye oturdu.
Fırsat, tehdit, amaç, hedef gibi dört tane kelimeyi bir metinde birkaç yüz kere kullanarak bir strateji belgesinin şekil şartlarını oluşturmakta artık her kurum uzmanlaştı. Söz konusu belgelerin pratik olarak neye cevap üretebildiği ise köşedeki süpermarketin bile SWOT analizi yapmadan adım atmadığı ve baş döndüren belge bolluğunda “izi sürülemez”  bir hal aldı.
Batı Avrupa ile eş zamanlı olarak temellük ettiğimiz modern bir eğitim sistemimiz var. Dönemin Batılılaşma-modernleşme yönelimine paralel olarak benimsediğimiz bu düzeneğin geçmişi ve bugünü hayal kırıklıkları ile dolu. Talebeden öğrenciye, muallimden öğretmene, maariften eğitime kesin ve keskin dümen kırışımızın kendi hikâyemiz içerisinde yarattığı kırılma ve travmalarla yüzleşebilmiş değiliz henüz. Dün endüstriyel dünyanın hırslı bir çaylağı olarak içinde bulunduğumuz seferberlik hali, bugünün post-endüstriyel koşullarına cevap verme zorunluluğu ile yeniden beliriyor adeta. Bu sistemin dün hiçbir sorumuza tatminkâr bir cevap üretememiş olması bir vakıa. Öte yandan bugünkü cevaplarına dört elle sarılmaktan da imtina etmiyoruz.

Modern eğitim sistemi yaklaşık 200 yılı aşkın bir süredir temel varsayımlarına ve esas paradigmasına toz kondurmaksızın yoluna devam diyor. Sistem içerisinde reform olarak beliren hareketlilik ise eski ezberin muhafazasını temin ederek mevcut duruma ne pahasına olura olsun adapte olmak şeklinde tezahür diyor. Bu reformların temel özellikleri ise sorunu tanımlama ve çözme sistematiğini sorgulanmaksızın teknik bir dokunuşla çözümü vaat etmeleri ve çareyi üreteceklerine dair mesnetsiz itikatları.
İşte birkaç gün önce Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Öğretmen Strateji Belgesi böylesi bir vasatta karşımıza çıktı. Söz konusu belge, “Öğretmenliğe yönelik hizmet öncesi eğitim, öğretmenlik mesleğine adayların seçimi ve istihdamı, adaylık ve uyum eğitimi, kariyer geliştirme ve ödüllendirme, öğretmenlik mesleğinin statüsü ve sürekli mesleki gelişim” şeklinde altı başlığı, bu başlıklara ilişkin amaçları ve bu amaçları gerçekleştirmeye dönük hedef ve eylemleri içeriyor.

Belgenin isminden mütevellit bir havası olduğu aşikâr. Ne de olsa “stratejik belge”…. Herhalde mühimdir, dedirtiyor. Amaçları, hedefleri ve hedeflerini gerçekleştirme eylemliliğine bir bakalım dediğimizde ise son derece kısır bir metin ile karşılaştığınızı anlıyorsunuz.
Öğretmen Strateji Belgesi'nin derdi: Öğretmenin niteliği… Onu anladık!

Ne yapmalı?, diye sormayın sakın!

Çünkü bu belge okuyana, konuya neredeyse düzgün bir giriş yapmış aslında, dedirttikten sonra akla hayale gelmeyen çözümler ortaya atıyor. Düzeltelim, bir kısmı akla hayale gelmiş ve yıllardır uygulanıyor. Zaten belge onlara dair istatistikler sunarak iş üstünde olunduğunu bize haber veriyor.

Mesela, hizmet içi eğitim. Meslekî gelişim bahsinde ne kadar da havalı dedirten bir diğer kelime. Lakin bir hizmet içi eğitimin ne manaya geldiğini anlamak için birkaçına katılmış olmanız lazım. Dostlar alışverişte görsünler, diye bir sözümüz var hani! İşte hizmet içi eğitim,  bir faaliyet olarak bu sözün hakikatini zihinlerde anlaşılır kılmak için icat edilmiş sanki. Başkaca bir yararına rastlamadım henüz. Bu tespitten hareketle hizmet içi eğitimin yanlış olduğunu iddia ediyor değilim; lakin bugüne kadar icra edilen uygulamanın özensizliği bize bunu söyletiyor.
İstihdam meselesinde ise MEB bünyesinde son derece tartışmalı bir biçimde icra edilen ‘mülakat' uygulamasına belgenin gerekçe üretmek hususunda gayretkeş bir tutum içinde olduğu açık. Fakülteyi kazan, oku gel… Bitmedi! KPSS'yi kazan gel…

Bitmedİ! Tüm birikim ve çabanın 10 dakikada ölçüleceği mülakata gir! Biz, en azından burada bittiğini sanıyorduk, ama 2017-2023 dönemini stratejik olarak kurgulayan bu belge bize diyor ki daha bitmedi!  Ne olacak peki ? Bir de öğretmen, her dört yılda bir sınava girecek!
Rasim Ozan'ın kulakları çınlar mı şimdi: Haydaaa!!!

Tüm bunlardan sonra belgenin “öğretmenlik mesleğinin statüsü ve sürekli mesleki gelişim” gibi bir kaygısının olduğuna inanmak için iyi niyetli olmaktan biraz daha fazlası gerekiyor. Bu kadar elekten geçirilip emekliliğine kadar sürekli meslekî yeterlilik mengenesi altında kalacağı vaadinden sonra ne statüsü? Kaldı ki günümüzde statü için kabuller çok açık: Ücret ve özlük hakları. Bunlarla ilgili tek bir kelime var mı belgede? Cevap veriyorum: Yok!

Daha çok sürer bu mesele lakin yerim dar maalesef!
Ezcümle, böyle Öğretmen Strateji Belgesi olmaz!
Ali AYDIN / MİLAT

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Küçük çocuk öğretmeninden korktuğu için okula gitmiyor
Küçük çocuk öğretmeninden korktuğu için okula gitmiyor
FETÖ'den aranan öğretmenin Japonya'ya kaçtığı belirlendi
FETÖ'den aranan öğretmenin Japonya'ya kaçtığı belirlendi