Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk'un 2023 Vizyon Konuşması

21. yüzyılın hayatın her alanında hızlı bir değişimi beraberinde getirdiğine şahit olmaktayız.İnsanoğlunun bugüne kadar sahip olduğu, geçmişi binlerce yıla dayanan bilimsel ve kültürel birikim kimi zaman yaşananları açıklamakta yetersiz kalabilmekte. İnsan ve teknoloji etkileşiminde ibrenin makineleşme yönünde ilerlediğini düşünen çok sayıda uzmanın eskiden bilim kurgu olarak değerlendirilen senaryoları, günümüzde yaşananların sıradan, canlı ve güncel bir aktarımı şeklinde görülmektedir.

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk'un 2023 Vizyon Konuşması

21. yüzyılın hayatın her alanında hızlı bir değişimi beraberinde getirdiğine şahit olmaktayız.İnsanoğlunun bugüne kadar sahip olduğu, geçmişi binlerce yıla dayanan bilimsel ve kültürel birikim kimi zaman yaşananları açıklamakta yetersiz kalabilmekte. İnsan ve teknoloji etkileşiminde ibrenin makineleşme yönünde ilerlediğini düşünen çok sayıda uzmanın eskiden bilim kurgu olarak değerlendirilen senaryoları, günümüzde yaşananların sıradan, canlı ve güncel bir aktarımı şeklinde görülmektedir.

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk'un 2023 Vizyon Konuşması
30 Ekim 2018 - 21:36

Yüksek katma değerli teknolojilerin ışık hızında ilerlemesi tüm sektörleri dönüşüm konusunda ciddi adımlar atmaya mecbur bırakmıştır.Sanayileşmede dördüncü büyük kırılma şeklinde ifade edilen bu yeni tekillik dönemi biyolojik,dijital ve fiziksel olanı tek vücutta birleştirmek gayesindedir. Yapay zekâ konusunda süregelen çalışmalar, makinelerin insandan öğrendikleriyle,insanoğlunun öğrenme ve zekâ üzerindeki tekelini kırma aşamasına geldiğinin iddia edildiği noktaya varmıştır. Ancak, teknoloji alanındaki yenilikleri yaşama kattığı kolaylıklara rağmen, dünyanın tamamen farklı bir yöne sürüklenmeye başladığının yegâne işaretleri olarak koşulsuz kabullenmek doğru değildir. Bu çerçevede,eğitimin muhtevasını sadece endüstrinin ihtiyaçlarını dikkate alarak belirlemeyi öngören yaklaşımın zorlayıcı hâkimiyetini aynen kabul etmek de doğru olamaz. İnsanlığın teknolojiye duyduğu ihtiyaç ve pazar koşullarının dayattığı tüketim alışkanlıkları, insanoğlunun giderek kendine yabancılaşması sürecini tetikliyorsa,eğitim ekosistemimiz bu gidişe esaslı bir şerh düşmek sorumluluğuna sahiptir. İnsanı araçlarda zengin, amaçlarda yoksul kılan bir bakış açısına söyleyecek sözümüz ve verecek daha derin cevaplarımız olmalıdır.
 
Aksi takdirde son yıllarda artan çatışmalar ve uluslararası terörizm, göç hareketleri, çevre ve sağlık sorunları, ekonomik müdahaleler, ırkçılık ve yabancı düşmanlığı gibi burada sadece birkaç örneği sıralanan küresel beşerî krizlerin sonuçlarına hep birlikte katlanmak zorunda kalırız. Bilgi toplumu diyerek rekabeti aşırı kutsayan, teknoloji diyerek tüketimi körükleyen,“insanlık” denince kendi toplumu hariç herkesi dışlayan bir uygarlık anlayışını kabul etmemiz mümkün değildir. Bizim medeniyetimizin insan tasavvuru sadece maddi mükemmeliyeti benimsemez; gönlü ve bilimi, mana ve maddeyi,talim ve terbiyeyi birlikte ele alan bir bütünden beslenmektedir.Bizim tekilliğimiz, insan ve makinenin birlikteliğinden ziyade akıl ve kalbin birlikteliğidir.Dünyanın içinde bulunduğu durumun uyandırdığı derin endişeler, bizleri daha insani, daha medeni ve daha adil yeni bir hikâye yazmaya mecbur bırakmaktadır.

Eğitim sisteminin çift kanadı temsilen aklı ve kalbi birleştiren bir yolculuğa ihtiyacı olduğu kesindir. Akleden kalplere duyduğumuz ihtiyacı,eğitimi işlevlere ve pratiklere indirgeyerek karşılamamız mümkün görünmemektedir.Zihniyete, kaliteye, liyakate, mahiyete, varlık ve anlam zeminine yoğunlaşmamız son derece ehemmiyetlidir. Taktik ve stratejik düzeyde tasarımlara her zamankinden daha fazla gereksinim var; zira zemin olmadan şekil olmaz. Pedagoji, psikoloji, antropoloji, sosyoloji,nörobilim, ekonomi ve teknolojinin bize tanıdığı tüm imkânları kapsayan transdisipliner bir zemine ihtiyacımız var. Uzun zamandır milletçe şekilciliği, tek tipçiliği, rutinleri kutsamayan bir zemine duyulan bu özlemin fazlasıyla farkındayız. Bu vizyon belgesi böyle bir özleme verdiğimiz yanıtlardan müteşekkildir.

2023 Eğitim Vizyonu’nun temel amacı, çağın ve geleceğin becerileriyle donanmış ve bu donanımı insanlık hayrına sarf edebilen bilime sevdalı, kültüre meraklı ve duyarlı, nitelikli,ahlaklı çocuklar yetiştirmektir.Bugün toplumsal, siyasi ve ekonomik alanlar başta olmak üzere, ülkemizde hemen her alanda ortaya konan başarı hikâyelerini, eğitim alanında yapacaklarımızla taçlandırmanın tam zamanıdır. Önceki yıllarda derslik sayısı,öğretmen ataması, okullaşma, dijital alt yapı gibi konularda yapılan niceliğe dair atılımları nitelikle tamamlamanın tam vaktidir.2023 Eğitim Vizyonu, Türk Millî Eğitim Sistemi’nin nicelik ve erişimle ilgili sorunlarının birçoğunu geride bıraktığımız şu günlerde, önümüzdeki döneme ait nitelik devrimini gerçekleştirmek konusundaki kararlığımızı tüm açıklığıyla ortaya koymaktadır.
 
Eğitimi bir ekosistem olarak görmeyi ve sistemin tüm alt bileşenlerini eş zamanlı tasarlamayı hedefleyen bir yöntemden söz etmekteyiz.Bu yüzden eğitim süreçlerini sadece biyolojik veya ekonomik tanımlamalara, istatiksel verilere ve nicel başarılara hapsetmekten ziyade ontolojisi, epistemolojisi ve etik temelleriyle birlikte ele almak zorundayız.“Beşerlikten insanlaşmaya” doğru bir inşa eylemi olarak gördüğümüz eğitimin evrensel manada programatik veya pragmatik değil,paradigmatik bir dönüşüme ihtiyacı olduğunu savunuyoruz. İnsanın akıl ve kalple çift kanatlı olmasına dair önerdiğimiz paradigma sadece maddi olana yönelen bir eğitimi reddetmektedir.“Bildiklerimizle, öğrendiklerimizle ne yapabiliyoruz, ne olabiliyoruz? Verilen eğitim nasıl bir dünyaya yol açıyor?” Bugün eğitim ekosisteminin evrensel ölçekte kafa yorması gereken asıl sorular bunlardır.Bizim mücadelemiz dünyaya ve doğaya pusu kuranlara, bilimi ve eğitimi kötüye kullananlara karşıdır. Sıraladığımız sorunları düzeltmenin yolu da bilimden ve eğitimden geçmektedir.Bilimin rehberliğinde ve vicdanımızın pusulasında bir bakış geliştirdiğimiz sürece Anadolu’daki varlığımızın bin yıllık iyi örneklerle
bezeli birikimine ve mirasına tam manasıyla sahip çıkmış oluruz.Bu bakış bizi gerçeğin ve insanın parçalanmasından kurtaracak ve “çoklukta birlik” anlayışının önünü açacaktır. Aynı bakış bizi zıtların çatışmasından doğan paradoksal birliğe götürecektir. Bu anlayış biz ve öteki ayrımlarını aşarak “hepimiz” olma bilincini diri tutacaktır. “Hepimiz aynı takımdayız” duygusunu hissettirecektir. Bu vesileyle meydana gelen bir mutabakat ortamında eğitimin bir millet ödevi ve görevi olduğu fikri güçlenecektir.Millî Eğitim Bakanlığının yeni dönemde oynayacağı rol, talim ve terbiyeyi Türk Milletinin toplumsal bütünleşmesinin ve
ortak ülküye dayalı şimdi ve gelecek tasavvurunun inşasına öncülük etmekten ibarettir.Bunu yapabilmemiz için genelde tüm toplum,özelde ise eğitim ekosistemi, “çocuklarımız” ortak paydasında buluşmalıdır. Şunu anlamalıyız ki bütün umutlarıyla, sevinçleriyle,masumiyetleriyle, geçmişten geleceğe bir bağ,bir filiz olmalarından dolayı, bu milletin ortak paydası çocuklarıdır. Paydaşlar olarak bazen farklı kelimeler kullansak da aslında eğitimden beklentilerimiz aynıdır. Hz. Mevlâna’nın anlattığı gibi; “Adamın birisi dört kişiye bir dirhem verir.Dirhemi alanlardan İranlı ben bu parayı engûra vereceğim, Arap olan inep alacağım, Türk
ise, ben üzüm isterim, Rum da ben de istafil isterim demiş. Aralarında anlaşamayan bu insanların her biri aslında aynı şeyi yani üzümü istemektedirler”. Çocuklarımız için eğitimi değişik kelimeler ve kavramlarla tartışabiliriz.Yeter ki ebeveynler, öğretmenler, sivil toplum,özel sektör, medya, üniversiteler ve diğer tüm paydaşlarımız bir müşterekte ve gayede buluşabilsinler. Çocuklarımız ortak paydasının öneminin düşündüğümüzden çok daha fazla olduğu gerçeğiyle toplu olarak yüzleşebilmeliyiz.Öğrenci, ebeveyn, öğretmen ve okul vizyon belgemizin dört temel kavramıdır.Öğrencilerimiz bu ekosistem içerisinde ortak paydayı temsil etmektedir. Ailelerimizin çocuklarımız ortak paydasında buluşabilmesi adına desteklenmesi, 2023 Eğitim Vizyonu’nun temel beklentileri arasındadır.
 
Unutmayalım ki dallar kökten çıkar. Ailelerin zaman,özne, nesne ve mekân ilişkilerinde gereken derinlik ve tasarruf bilincine sahip olmaları çocuklarının doğal biçimde yeşermelerine ve yetişmelerine imkân tanıyacaktır.Çağımız eğitim kavram haritasında çok konuşulan kavramlardan biri olan müfredatı dünyanın en iyi tiyatro oyunu mecazıyla bağdaştırsak, sahneye çıkacak, replikleri okuyacak olanlar öğretmenlerimizdir.Türk Eğitim Sistemi’nde okullar arasındaki eşitsizliğin yüksek olmasından kaynaklanansınav baskısı altında müfredat ne yazık ki araç olmaktan çıkmakta ve amaç hâline gelmektedir.Geleceğimize yön verecek vizyonumuz,müfredatı bilgiden beceriye, beceriden görgüye taşımayı hedeflerken, başarının anahtarı olarak öğretmen eğitimini, okullar arasındaki eşitsizliği asgariye indirmeyi ve dolayısıyla sınav baskısını azaltmayı ön koşul olarak görmektedir. İyi yetişmiş öğretmenlerin olduğu bir sistemde çerçeve müfredat yeterlidir. Usta bir öğretmen, müfredatı çocukların ihtiyacına göre anında yeniden inşa eder, fırsat eğitimi yapar. Müfredat kelimesinin kökü “fert”ten gelir. O fert çocuktur, öğrencidir, onun içinde saklı olan cevherdir. Bu cevheri mücevher yapacak oyuncularsa öğretmenlerdir. Biz bu sahnede ancak rehber olabiliriz. Şahsiyeti şahsiyet bina eder. Öğretmenin güçlü şahsiyeti yeterince olgunlaşmadıkça içerik, teknoloji,fiziksel alt yapı değerini bulamaz. Bu yüzden vizyonumuzun ana aktörü, Başöğretmen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de işaret ettiği gibi öğretmendir.
 
Unutulmamalıdır ki her eğitim sistemi öğretmenlerin omuzlarında yükselir ve öğretmeninin niteliğini aşamaz. 2023 Eğitim Vizyonu, sözü geçen sistemin amaç, yapı, süreç ve fonksiyonlarının yeniden tanzimini hayati derecede önemli görmektedir. Sistem tasarımı ve entegrasyonu oluşmadan eğitim ekosisteminin tüm aktör ve bileşenlerinin sağlıklı işlemeyeceği açıktır.2023 Eğitim Vizyonu’nun öngördüğü 3 yıllık planlamanın özellikle ilk yılı için eğitim sisteminin temel yapı ve süreçleri ayrı ayrı ele alındı. Bunun sebebi yapıya uygun süreç ile işlevlerin tanımlanmasının amaçlanmasıdır.Böylece okul bazında hedeflerimize uygun bir merkez/taşra organizasyonu ile buna bağlı iş ve işlem süreci ortaya koymaktayız. Bu bağlamda özellikle okulu merkeze alan bir sistem anlayışı öne çıkarmamızın sebebi, toplumda aile neyse eğitimde de okulun aynı konuma sahip olmasıdır. Bu çerçevede gerçekleştirilecek politikalarımızın uygulanabilir, takibi ise kolay ve ölçülebilir hedefler hâlinde sıralanması önem arz etmektedir.Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde Millî Eğitim Bakanlığı olarak gerçekleştirmek istediğimiz dönüşüm adil,insan merkezli, öğretmen temelli, kavramda evrensel uygulamada yerli, esnek, beceri ve görgü odaklı, hesap verebilir,sürdürülebilir bir ilkesel duruş sergilemektedir.Bu duruşun gereği olarak orta vadede niteliği artırmak, eşitsizliği büyük ölçüde azaltmak,ahlak telakkisini, sanatı, kültürü, estetiği, sporu gündemimizin en üst sıralarına taşımak ana gayemizdir.Çocuklarımızın neşesi ve mutluluğu, ailenin sıhhati, toplumun huzuru, ülkemizin refahı ve evrensel anlamda insan onuru ortak paydasında buluşabilmemiz için hazırladığımız 2023 Eğitim Vizyonu, orta vadede kalite konusunda bir atılımı hedeflemektedir. Bu belge dünyanın ve ülkemizin geçirdiği dönüşümün ihtiyaçları doğrultusunda sürdürülebilir bir yol haritası sunmak amacıyla hazırlanmıştır.Eğitim birçok sektörün kesişim noktasında yer almaktadır.Demokrasi ve ekonomiyle bütünleşmiş bir eğitim anlayışı,Türkiye’nin her alanda atılım hareketini başlatacağı ve sürdüreceği temel platformdur.O yüzden vizyonumuzun hazırlanış aşamasında toplumun hemen her kesimi ve farklı uzmanlık alanlarından isimler sürece dahil edilmiştir.Geçmişte yapılmış çalışmalar gözden geçirilmiş, çalıştaylar düzenlenmiş ve çalışma grupları oluşturulmuştur. Okul müdürlerimiz ve öğretmenlerimiz dikkatlice dinlenmiş,velilerimizin ve öğrencilerimizin görüşleri derlenmiştir. Yapılan bu çalışmalarla eğitim,öğretmen, öğrenci, içerik ve sistem başlıkları altındaki temel sorulara eğitim ekosistemimizin tümünü sürece dâhil edilerek yanıtlar aranmıştır.
 
Vizyon belgemizin hazırlanış aşamasında görev alan tüm mesai arkadaşlarımıza teşekkürü borç biliriz. Her biri bu çalışmayı memuriyet görevi dışında bir ideali gerçekleştirmek ve uzun zamandır duydukları bir özleme kavuşmak amacıyla ortaya koydular. Toplumun tüm kesimlerinin taşıdığı umuda ve verdikleri desteğe teşekkür borçluyuz.Sayın Cumhurbaşkanımızın bu süreçte verdikleri destek meselenin bir ülke, bir millet ödevi olduğunun açık bir göstergesidir. Dünya ülkelerindeki eğitim sistemlerinde gözlenen büyük değişimler hep büyük bir liderin imzasını taşımaktadır. Sayın Cumhurbaşkanımızın bu minvaldeki desteği ve ortaya koyduğu irade planladığımız dönüşüme ışık tutan tarihsel bir güvencedir.Planladığımız dönüşüm üç yıllık bir aşamalandırmayı içermektedir: İlk safha olan 2018-2019 eğitim-öğretim yılı tasarım, simülasyon, öncü pilotlamalar ve yeniliklerin kısmi uygulamasıyla başlayacaktır.2019-2020 eğitim-öğretim yılında ülke ölçekli
pilotlamalar ve tasarımı biten eylemlerin uygulamaları gerçekleştirilecektir. 2020-2021 eğitim-öğretim yılında ise ana hedefler altında sıralanan eylemlerin tümünün hayata geçirilmesi ve bazı eylemlerin etki analizlerinin yapılması sağlanacaktır. Hedef ve eylemlerdeki kapsam ve nitelik çıtasının yüksek olduğunun farkındayız. Ancak bu iddiayı ortaya koyarken Türkiye’ye güveniyoruz. Eğitimde bir başarı hikâyesi oluşacaksa bunu tüm toplumun birlikte gerçekleştireceğine inanıyoruz.Bugün ülkemizde hemen her alanda ortaya konan başarı hikâyelerini, eğitim alanında tüm dünyanın gıptayla izleyeceği bir başarı hikâyesiyle taçlandırmanın tam zamanıdır.
 


Bu haber 1884 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum