Hiç şakası yok!

Domuz gribinden korunmak için neler yapılmalı.

Hiç şakası yok!
04 Mayıs 2009 - 09:36
Ünlü iç hastalıkları uzmanı Dr. Jan Klod Kayuka, kabusa dönüşen domuz gribinden korunmak için neler yapılması gerektiğini anlattı. Dr. Jan Klod Kayuka, sıradan bir griple domuz gribinin belirtilerinin çok benzer olduğunu hatırlatarak giriyor söze. İşte bu yüzden ateşiniz yükseldiyse, kuru kuru öksürüyorsanız, vücudunuzda kırıklık ve kas ağrısı varsa, burnunuz da akıyorsa eğer, tek bir adres gösteriyor; hastane... Havaalanları, felaket filmi platosu gibi... Herkes bir diğerine şüpheyle bakıyor. Pasaport kontrolü artık tali bir iş. Uçağa binmenin tek yolu var; ateşinizi ölçtürmek. Eğer ki 38 çıkarsa, artık şüphelisiniz! Paranoya almış başını gidiyor, bir yolcu hapşırdı diye Münih-Washington seferini yapan uçak, Boston’a acil iniş yapıyor. Hong Kong’da bir müşterinin ateşi çıktığı için otel bir haftalığına karantinaya alınıyor. İyi ki de alınıyor, zira korkulan oluyor, müşterinin domuz gribi olduğu anlaşılıyor. Abartı gibi gelmesin kimseye, bu kez salgın tehlikesi her zamankinden daha büyük. Kuş gribi yanında nezle gibi kalıyor, zira domuz gribi insandan insana, hatta insandan domuza bile bulaşabiliyor... Şimdi Meksika’dan Hong Kong’a gelen bu hastanın temas ettiği herkes, yani uçaktaki 142 yolcu ve mürettebat, bindiği taksilerin şoförleri teker teker sağlık kontrolünden geçiriliyor... Ama bu bile yeterli değil, çünkü taksilerin bir sonraki müşterisinin kim olduğunu bilen yok. Ve bu H1N1 denen virüs, öyle bir virüs ki, taksinin kapı kolunda bile iki saat yaşayabiliyor. Bunun anlamı açık, kolu tutan salgının kurbanı olabilir. Bu yazıyı, öksüre öksüre yazıyorum. Neyse ki içim rahat, Dünya Sağlık Örgütü listesinde henüz Türkiye yok! Şu ana kadar 17 ülkede 787 vaka görülmüş, ama her saat bu sayı artıyor. Bir gün önce 16 olan ölü sayısı, bugün 20... Yarın kaç kişinin öleceğini kimse tahmin edemiyor! Üstelik bu virüsün Meksika’dan çıkıp, İtalya’ya varması sadece bir hafta sürdü. Yani aslında ne benim ne de sizin içiniz rahat olmasın! Bunu felaket tellâllığı yapmak için söylemiyorum, zira H1N1’den korunmak mümkün, yeter ki doktorların tüm uyarılarını dikkate alın. Ben bu korkulu salgınla ilgili ne gibi önlemler alacağımızı Alman Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Jan Klod Kayuka ile konuştum. Neden Kayuka derseniz, hemen söyleyeyim, Mehmet Ali Erbil’in dünyada sadece 80 kişide görülen ’Systemic Capillary Leac Sendromu’ hastalığını teşhis ve tedavi eden o... Ufuk Güldemir’in pankreas kanserine yakalandığını eliyle muayene ederek teşhis eden de o... Tuba Ünsal’ın FMF, yani ‘Ailevi Akdeniz Ateşi’ olduğunun teşhisini de koyan o... Çünkü şikayetleri can kulağıyla dinliyor ve klasik hekimliğin muayene ve tanıya verdiği değeri önemsiyor. “Ben ihtisasımı Prof. Suat Efe’nin yanında yaptım. Hocam, fizik muayene denilen klasik muayeneye çok önem verirdi” diyor... Dünyayı titreten ve kısa sürede çok daha fazla can alacağı kesin H1N1 Grip A’ya karşı nasıl önlem alabileceğimizi sordum Dr. Kayuka’ya... En basit korunma tedbirlerinden başlayıp, hastalığın belirtilerine tüm ayrıntılarıyla bir korunma reçetesi çıkardı. Çok basit gelebilir bazı uyarıları, ama hiç hafife almayın ve bu yazıyı satır satır okuyun derim... Domuz gribi nedir? Domuz gribi, bildiğimiz diğer griplerden çok farklı bir grip değil aslında, ama daha tehlikeli. Herkesin bildiği grip, ’A ve B influenza’ denilen iki ayrı tip virüsten oluşan bir hastalık. Çok nadir olarak da insanda görülmeyen ’C tipi influenza’ var. Domuz gribi de bu grip tiplerinden biri. Burada önemli olan ’influenza’ dediğimiz bu grip virüsünün tipi ve oluşturduğu mutasyon. Normalde gripler domuzlarda, kuşlarda ve insanlarda daha çok görülüyor; başlangıç noktaları bunlar. Domuz gribinde ise başlangıç domuz olmasına karşılık, virüs domuzdan insana yayıldıktan sonra, mutasyon geçirerek, insandan insana bulaşma yeteneği olan yeni bir virüs ortaya çıkıyor. Domuz gribinin kuş gribinden en önemli farkı insandan insana bulaşması değil mi? Evet. Kuş gribinde virüsün insandan insana bulaştığı bir-iki vakada söylendi ama henüz ispatlanamadı. Domuz gribinde ise insandan insana bulaşmaya başladı. Bu yüzden de ’pandemi’ dediğimiz, bütün dünyaya yayılma tehlikesi var bu gribin. Nasıl bulaşıyor? Yani insan domuz gribini ilk olarak domuzlardan alıyor. Böyle kalsa çok da büyük tehlikesi yok, öyle mi? Evet. Ama insandan insana bulaşan yeni bir virüs doğdu. Bu çok tehlikeli. Tüm dünyayı etkileyecek salgınlar gelişebilir. Şu anda Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, zaten bu virüs tehlike açısından beşinci aşamada. Altıncı aşamada bütün dünyaya yayılacak seviyeye gelecek demektir. Burada başa dönmek istiyorum; herkesin bildiği grip iki ayrı tip virüsten oluşan bir hastalık dediniz... Biraz açar mısınız? Vücudumuzda hastalık yapan etkenler birkaç gruba ayrılıyor; bakteriler, virüsler, mantarlar, parazitler. Bunlar vücutta enfeksiyon yapan temel ajanlar. Grip benzeri enfeksiyonu yapan influenza virüsünün A, B ve C tipi var. En çok insanlarda görülen A tipi ifluenza. Yani, her yıl kış aylarında ara ara kendini gösteren, bir hafta, 10 gün hapşırma, öksürük, balgam ve ateşle seyreden klasik bildiğimiz grip tablosu. Ya B grubu? A grubu insan, domuz ve kuşlarda grip yapıyor. B ise sadece insanda... Ama böyle bildiğimiz klasik, tehlikeli, bütün dünyaya yayılan pandemilere yol açan, çok önemsenen bir grip grubu değil B. C grubu peki? C, daha çok insanlarda ve domuzlarda mevcut bir virüs tipi. Ama ciddi tehlike oluşturmuyor. Domuz yemek riskli mi? Biz bugüne kadar hiç domuz gribini duymadık... Evet, domuz gribi ilk kez duyuldu. Ama gribin ilk oluşumunda hep kuşlar ve domuzlar var. Bu yıllardır biliniyor; sadece adı yeni ‘domuz gribi’ konuldu. Yoksa daha önceki griplerin de ilk kaynağının domuzlar ve kuşlar olduğu söyleniyor. O yüzden çıkışı çok da farklı değil. Ama domuz gribi, yani H1N1 mutasyonu, yeni oluşan bu tip çok tehlike yarattı. Çünkü insandan insana bulaşma yeteneğini kazandı. Bu yüzden çok önemli hale geldi. Burada bir şeyi hatırlatmakta da yarar var; son zamanlarda Dünya Sağlık Örgütü, ‘Domuz gribi demeyelim, çünkü artık domuzla çok bir ilgisi yok, yani domuzları telef etmenin hiçbir anlamı yok’ diyor. Çünkü virüs değişime uğradı ve domuz eti yemekle bulaşma olmuyor? Hayır, asla. Yani ’Ne iyi, Müslüman ülkeyiz. Domuz eti yemiyoruz. Bize ulaşmaz’ demememiz gerekiyor? Kesinlikle. Domuz yemekle bulaşmıyor. Tabii dünyanın birçok yerinde domuz üreticileri de ayaklandılar, ‘ekonomik zarara giriyoruz’ diye... Dünya Sağlık Örgütü tarafından, bu yanlış algılamayı ortadan kaldırmak için, domuz gribinin adı değiştirildi. ‘H1N1 Grip A’ deniliyor artık. Dediğim gibi bu virüsün ilk ortaya çıkması domuzdan, ama domuz yemekle falan asla bulaşmıyor. Kuş gribinin bilimsel adı H5N1’di. Domuz gribinin H1N1... Bu harfler ve rakamların anlamı ne? Grip virüsleri alt gruplara ayrılıyor. H ve N sınıflamaları oradan geliyor. Bu virüsün yüzeyinde iki protein var, biri ‘hemaglutinin’, diğeri ‘nöraminidas’... Kuş gribinde bu sınıflama H5N1’di... Ellerimizi nasıl yıkamalıyız? Peki domuz gribi nasıl bulaşıyor? Diğer griplerde olduğu gibi hava ve solunum yoluyla bulaşıyor. Yani damlacık enfeksiyonu yoluyla... Virüs taşıyanların solunum yolu salgıları, öksürme, hapşırma, aksırma sırasında havada asılı kalabilen damlacıklara dönüşüyor, sağlam insanların bu havayı solumasıyla bulaşma oluyor... Nadiren el sıkışmakla veya daha önce bu hastalığa yakalanan kişinin kullandığı eşyaları kullanmakla da bulaşabiliyor. Çünkü bu virüsler vücut dışında iki saat canlı kalabiliyor. Mesela kapı tokmağında... O yüzden el yıkamak ve de temastan, öpüşmekten kaçınmak çok önemli... Ellerimizi nasıl yıkamalıyız? Eller, bol sabunla ve tercihen sıcak ya da ılık suyla yıkanmalı. Neden? Çünkü bu virüs soğukta üreyebiliyor, sıcakta üreyemiyor. Kuş gribi virüsü soğukta üreyemiyordu mesela. O yüzden elleri sıcak suyla yıkamak daha doğru. En az 15-20 saniye süreyle, normal bildiğimiz sabunla... Eğer o anda yıkama imkanımız yoksa kolonya ya da el dezenfektanları var, onlarla da silinerek korunulabilir. Ayrıca hasta kişinin diğer insanlarla temasının kesinlikle engellenmesi gerekiyor. Bunun için herhangi bir grip şüphesi olan kişinin, hangi grip olursa olsun, çünkü bu gribin domuz gribi mi, değil mi, ayırt edilmesi de çok zor, kesinlikle hastalık süresince işe ya da okula gitmemesi gerekiyor. Bizim hep yaptığımız bir hata var; grip olsalar dahi çocuklarımızı geri kalmasınlar diye illa ki okula gönderiyoruz ya da çalışanlara izin vermiyoruz, kesinlikle hasta olan kişilerin bu tip kalabalıklardan uzak durması ve izole edilmesi gerekiyor. Özellikle de salgının ön planda olduğu ülkelere yolculuk yapanlarda çok daha dikkatli olunmalı... İtalya’ya kadar geldi... Bu virüs İtalya’ya kadar geldi... Artık Türkiye için de ciddi tehdit altında diyebilir miyiz? Evet, bütün Avrupa ülkelerinde görüldü. Şu anda Amerika’nın bütün eyaletlerinde var. Türkiye’ye gelmesi de an meselesi. İtalya’dan bir turistle, bu virüs çok kolaylıkla buraya da gelebilir veya İtalya’ya gidip de geri dönenler bu virüsü Türkiye’ye bulaştırabilir... Havaalanlarındaki ateş ölçen cihazlar ne derece etkili oluyordur sizce? Tabii bunlar birer ön tanı, ama atıyorum, sizin uçaktayken ateşiniz yükseldi diyelim, iki tane ateş düşürücü aldınız, uçaktan indiğinizde eğer ateşiniz 37 derece ise ve termal kamera bunu algılamıyorsa, siz çok rahatlıkla geçersiniz o kontrolü. Ya da, “Bu virüsün kuluçka süresi üç gün” deniliyor, o sırada daha ateş yapmamış olabilir değil mi? Evet. Yani havaalanlarındaki yöntem domuz gribinin gelişini yüzde 100 engelleyen bir yöntem değil? Hayır. Ama bu tüm dünyada böyle. Yapılacak başka bir şey yok. En azından seçici oluyorsunuz. Bu yöntem, ateşi olan insanları belirleyip, ağır seyreden vakaları ayırt etmek açısından önemli. Normal griple domuz gribini ayırmak çok zor! Domuz gribinin belirtileri neler? Ateş, baş ağrısı, burunda akıntı, kuru öksürük, gözlerde kızarıklık, kas ve boğaz ağrısı en tipik belirtileri. Aşırı kusma ve ishal de görülebilir. Hastalığın bulaşıcılığı ise bu semptomlar başlamadan önce, yani virüsü aldıktan sonra, 24-48 saat içinde başlıyor. Bu şu demek; bir insan domuz virüsünü aldığı zaman, henüz hapşırma, aksırma, baş ağrısı, terleme, ateş gibi belirtiler ortaya çıkmadan bulaşma başlıyor. Belirtileri normal griple aynı. O zaman domuz gribine yakalanıp yakalanmadığımızı nasıl anlayacağız? İkisini, burun sürüntüsü ve solunum yolu salgılarını test etmeden ayırt etmek çok zor. İşte bu yüzden, riskli ülkelerden gelen veya o ülkelere giden insanlara karşı daha dikkatli olmamız gerekiyor. Geçen hafta İzmir’de bir panik yaşanmıştı, 23 Nisan için gelen Meksikalı çocukların kaldığı evde grip vakası görülünce... Haklı bir panikti bu o zaman? Tabii, çünkü ortaya çıkan normal bir grip mi, değil mi kestirmeniz mümkün değil. Hele virüs daha da yayıldıkça işin bu boyutu çok büyüyecek. Her gripte, her ateşlenen, “Acaba domuz gribi miyim?” diyecek, bu da çok normal. Çünkü virüs hızla yayılıyor. İnsandan insana bulaşabiliyor ve hastalık çok ağır seyredebiliyor. O yüzden bu ara herkes, grip testini yaptırmalı. Ve gerçekten grip ise ortaya çıkmalı. Çünkü biliyorsunuz, bizim en büyük yanılgımızdır, soğuk algınlığıyla gribi hep karıştırırız. Bu testle grip mi, yoksa değil mi anlaşılır. Esas önemli olay o. Sonra eğer domuz gribinden şüpheleniliyorsa başka ayrıntılı testler yapılır... O zaman şimdi her grip vakasına domuz gribi olabilir kuşkusuyla bakmalıyız? Evet, aslında bundan sonra her yüksek ateş, eklem ve kas ağrısı, ileri derecede halsizlik, boğaz ağrısı, baş, vücut ağrıları gibi şikayetlerle gelen her insanda bu kaygı ve korku olacak artık. Olmaması mümkün değil. Olmalı da... Peki, şu anda alarma geçilmeli mi Türkiye için? Sağlık Bakanlığı gidişatı çok yakından takip ediyor. Ama bu tehlikenin hep dış ülkeden geleceği düşünüldüğü için biz virüsü büyük şehirlerimizin havaalanlarında yakalamaya çalışıyoruz. Oysa bu şekilde her zaman atlayabiliriz. Üstelik Türkiye sadece İstanbul, Ankara, İzmir ve Antalya’dan ibaret değil. Bunu da unutmamalıyız... Yüksek ateşe dikkat! O zaman işi şansa bırakmayıp, dediğiniz gibi eğer çocuğumuz gripse kesinlikle okula göndermeyelim ve hemen hastaneye gidelim... Kesinlikle. Ve burun veya ağız sürüntüsünden normal grip olup olmadığını tespit ettirelim. Belki de soğuk algınlığıdır, o zaman hiç önemsemiyoruz. Ama gripse, ağır seyrediyorsa tetkik ettirelim. Peki ayırt edici belirtiler neler olabilir? Domuz gribinde çocuklarda acil belirtilerin neler olduğunu Dünya Sağlık Örgütü yayınladı. Eğer çocukta gribe bağlı nefes darlığı varsa, çocuk hızlı nefes alıp veriyorsa, ellerinde ve yüzünde morarma oluyorsa, aşırı hırçınsa ve yüksek ateşle birlikte vücudunda yaygın bir döküntü varsa, bu bize tablonun daha acil ve önemli olduğunu gösteriyor. Büyüklerdeki acil belirtiler neler? Yine nefes darlığı, şuur bulanıklığı, şiddetli karın ağrısı, aşırı ve devam eden sürekli kusma mevcut ise tablonun daha ağır olduğunu düşünüyoruz. Tabii yine başta ateş olmak üzere, değil mi? Evet, tabii ki ateş, boğaz ağrısı, hapşırma, burun akıntısı, öksürük, eklem-kas ağrılarının yanı sıra eğer nefes darlığı gelişiyorsa, buna şuur bulanıklığı ekleniyorsa, karın ağrısı çok şiddetleniyorsa ve tekrarlayan kusmalar varsa, bu bize durumun biraz daha ciddi olduğunu gösteriyor. Peki ateş kaç olursa tehlikeli? 38,5 derecenin üstü zaten tehlikelidir, hangi hastalıkta olursa olsun... Bu yüzden ateş 38,5 derecenin üstündeyse mutlaka doktora gitmek gerek. Çocuk ya da erişkin... Hele böyle kritik dönmelerde! Belki normal zamanlarda ateşi bu kadar çok önemsemiyoruz ama şimdi Meksika’da bütün devlet daireleri, okullar tatil. Neredeyse sokağa çıkma yasağı konulacak. Durum bu kadar tehlikeli. Ama ateş yoksa doktora gitmeye de gerek yok. İlk Meksika’da görülen ve kısa zamanda dünyada panik yaratan H1N1 virüsünün (domuz gribi) Türkiye’ye gelip gelmeyeceği tartışılıyor. VATAN’a konuşan Sağlık Bakanlığı’nın oluşturduğu ’Pandemi İzleme Bilim Kurulu Üyeleri’, şöyle dediler: ‘Türkiye’ye de gelecek’ Prof. Dr. Vedat Bulut Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi - İmmunoloji: Virüs Avrupa’ya geçmiş bulunuyor. İnsandan insana bulaşarak yayılan virüs Türkiye’ye de mutlaka gelecektir. Ancak Sağlık Bakanlığı önlem amaçlı 1 milyon 200 bin ilaç stoğu yaptı. Pandemi denen bu tür hastalıklarlar için her önlem alınmalıdır. ‘Sanıldığı kadar tehlikeli değil’ Prof.Dr. Mustafa Bakır Marmara Üniversitesi Çocuk Hastalıkları Ana Bilim Dalı: Grip sanıldığı kadar tehlikeli bir hastalık değil. 15 ülkede ölüm sadece ABD ve Meksika’da olmuştur. Ancak hastalıktan korunmak için eller sık yıkanmalı, öksürürken ağız kapanmalı, fiziksel temastan kaçınılmalı. Öpüşme ve el sıkmaya ara verilmeli. ‘Sakin ve tedbirli olunmalı’ Prof. Dr. HAKAN LEBLEBİCİOĞLU Türkiye Enfeksiyon Hastalıları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Derneği Bşk.Yrd.: Yeni bir virüsle karşı karşıyayız. Hastalığın tedavisi mümkün. Tamiflu adlı anti-viral ilaç hastalığa karşı son derece etkili. İlaçtan elimizde yeteri kadar var. İlk iki gün, özellikle de yüksek ateşin düşürülmesi çok önemli. Grip mevsiminden çıkıyoruz. Sakin ve tedbirli olmakta yarar var. ‘3-6 ayda aşısı bulunur’ Prof. Dr. Recep Öztürk İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Bölümü: Domuz gribinin aşısının da diğer virüs aşılarında olduğu gibi 3 ila 6 aylık bir süre zarfında yapılacağını düşünüyorum. Bizim öngörümüz domuz gribi Türkiye’ye ilk hastanın görüldüğü tarihten itibaren olası olarak 1 ay sonra ulaşır şeklinde. Yani hastalık ülkemizde her an görülebilir. ‘Türkiye’ye girmesi kaçınılmaz’ Prof. Dr. Haluk Eraksoy Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği Bşk.: Domuz gribi vakası Türkiye’ye de gelecek. Ne kadar geç girerse o kadar kazançlı çıkacağız, o yüzden bununla mücadele etmeliyiz. Bu hastalığın damlacıklarla bulaştığını bilmemiz gerekiyor. Damlacıkların çevreye yayılmasını engellemeliyiz. Kapıkule’de grip önlemi Meksika’da ortaya çıkan ve hızla yayılan domuz gribine karşı Kapıkule Gümrük Kapısı’nda da sağlık önlemleri alındı. Hastalığın görüldüğü 15 ülkeden gelen yolcular sağlık kontrolünden geçirilirken, Sağlık Bakanlığı tarafından 4 doktor görevlendirildi. Vatan
Bu haber 1264 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum