Emekçiler için her yeni yıl açlık sınırı köleliğinde başlıyor!

Asgarî Ücret uygulaması İstanbul’da ve Tokat’ta düzenlenen eylemlerle kölelik nitelemesiyle protesto edildi.

Emekçiler için her yeni yıl açlık sınırı köleliğinde başlıyor!

Asgarî Ücret uygulaması İstanbul’da ve Tokat’ta düzenlenen eylemlerle kölelik nitelemesiyle protesto edildi.

Emekçiler için her yeni yıl açlık sınırı köleliğinde başlıyor!
01 Ocak 2019 - 21:20

Fatih’te Eğitim İlke-Sen, Sağlık İlke-Sen, TOKAD ve Özgür Yazarlar Birliği tarafından düzenlenen eylemin başında Eğitim İlke-Sen Başkanı Ahmet Örs’ün yanı sıra işçi temsilcileri Arslan Tunçay ve Cemal Bilgin; emekliler adına da Recai Yurdan birer konuşma yaptı.
Topluluk adına basın açıklamasını ise Hasret Aktaş okudu. Eylem boyunca sloganlar atıldı ve tekbir getirildi. Tokat’ta gerçekleştirilen eylemde ise basın açıklamasını Eğitim İlke-Sen Tokat İl Temsilcisi Şinasi Uludoğan okudu.

Eylemlerde okunan açıklamanın tam metni şu şekilde:
 
Değerli arkadaşlar,
Her 1 Ocak günü meydanlara çıkıyor ve asgari ücret uygulaması örnekliğinde, geçip giden yıllarla beraber kölelik düzeninin de sürdüğünü haykırıyoruz.
Evet, yıllar geçiyor ancak kölelik düzeni sürüyor.
Azgın kapitalizm koşullarında, neoliberal faşizanlığın kol gezdiği küresel yağma düzeninin dayatmaları karşısında kitleler onur ve haysiyetleriyle vâr olabilmenin mücadelesini veriyorlar.
Her sene başında açlık sınırı seviyesine sabitlenen ve aylar geçtikçe yine açlık sınırının çok daha fazla gerisine düşen asgari ücret, bu köleci tablonun açık resmidir.
Asgari Ücret Tespit Komisyonunda yürütülen müzakere sürecinde yine meydanlara çıkmış, utanmazca sergilenen tiyatro müsameresinin dağıtılmasını, bu ortaoyununun iptalini talep etmiştik.
Evet, bu utanmazlık, sermaye ve ona tâbî siyasetlerin marifetinde icra olunmaktadır.
İşbirlikçi sendikaların ve sendikacıların hâli ise hepten ibretliktir, içler acısıdır.
İtirazsız bir şekilde önlerine sunulana imza atmaktan ve “hiç yoktan iyidir” söylemiyle kendilerine biçilen rolü îfâ etmeye çalışmışlar, emekçilerin gözünde bir kez daha tarihe utanç vesikası olarak kaydolmuşlardır.
İşçi-emekçi kardeşlerimize, hakikat peşinde koşan herkese düşen şey elbette ki bu işbirlikçiliği mahkûm etmek olmalıdır.
Bu işbirlikçiliğin sermaye ve siyasetle oluşturduğu üçgen mazlum ve mustazaf kitlelerin, o büyük işçi-emekçi toplamının yani bir bütün hâlinde alın terinin kuşatıldığı devasa bir hapishane olduğu bilincine varılmalı, adalet mücadelesi tam olarak oradan kurulmalıdır.
 
Arkadaşlar,
Türkiye, bütün kamu varlıklarının sermayeye peşkeş çekildiği, alın terinin “ucuz emek cenneti” diye küresel sermayeye pazarlandığı bir vasatta periyodik krizlerinin bir yenisine henüz geçtiğimiz aylarda kavuşan bir istikrarsızlıkta ilerlerken yine bütün kriz faturasının yoksul kitlelere kesilmek istendiğini herkes bir kez daha müşahede etmiştir.
Açlık sınırı seviyesinde tutulan bir asgari ücret artışı emekçi kitlelere büyük bir sadaka olarak sunulabilmektedir.
1828 lira olarak tespit edilen ve asgari geçim indirimiyle birlikte ancak ulaşılan 2020 lira ile 2019’un sonunun nasıl getirilebileceğini hep birlikte göreceğiz.
Zaten 2018 içindeki korkunç kayıpların telafisi bile bununla mümkün değildi.
Üretimin durma noktasına geldiği, zaten yüksek oranlarda seyreden işsizliğin daha da artma potansiyelini güçlendirdiği, reel ve muhtemel döviz kurlarının tavan yaptığı, resmî ve gayr-ı resmî enflasyon oranlarının fırladığı, belirsizliklerin ve kırılganlıkların arttığı bir durumda kimse emekçileri kandıramaz!
 
Sevgili dostlar,
Çalışanların yarısına yakınını oluşturan milyonlarca asgari ücretlinin ve yine asgari ücretin bile altındaki seviyelere tutsak edilenlerin yaşadığı köleliklerin gerçek, yapısal nedenleri üzerine kafa yormamız gerekiyor. 
“Hakça Bölüşüm - Âdil Paylaşım” şiârına sırtını dönen, yağma ve soygun düzeninden şeytani bir hazla faydalanma amacından vazgeçmeyen, şımarmış ceberrut egemen kesimlerin vereceği bir hesap var.
Bu hesap hem Âlemlerin Rabbi Allah’a, hem de mazlumlara verilecektir.
Geçen eylemimizde söylediğimizi tekrar ediyoruz:
El koyduğunuz bütün nimetleri sahiplerine iade edin.
Yağmaladığınız şehirler, tabiat ve alın teri için Rabbinize tövbe edin, insanlardan helallik dileyin ve gereken bedel neyse onu ödeyin!
Başka türlüsü âdil olmaz.
Adaletin olmadığı bir yaşam herkes için ancak bir cehenneme döner.
 
Kardeşler,
Sermaye çevreleri asgari ücret artışından kaynaklanan ek masraflarını da kamuya yıkmışlar, dolayısıyla verdiklerini yine emekçilerin ödediği vergilerden kendi bütçelerine el çabukluğu marifetiyle aktarmışlardır.
Dönen bütün tezgâhların elbette farkındayız.
Küresel sermayenin taşeronluğundaki ısrar ülkeyi çöle çevirmiştir.
Halka ait olması gereken bütün varlıklar yine halkın umutları ve alın teri ile birlikte sermayeye devredilmiştir, süreç çok boyutlu olarak ilerlemektedir.
Arazi ve arsa rantlarından fabrikaların yağmasına, devlet ihalelerindeki rekor yandaş tercihlere; nohuttan mercimeğe, etten samana, buğdaydan mısıra, şekerden tütüne ve çok daha fazlasının ithalatına varan bir hoyratlıkla yağma ve talan memleket ekonomisini teslim almış; bütün bu kabul edilemez vaziyetin üzeri dini duyarlıkları alabildiğine perde kılarak örtülmek istenmiş, yükseltilen şoven söylemlerle halkımızın gerçeklikle bağının koparılması arzulanmıştır.
OHAL zamanlarında yükseltilen ve şimdi de ısrarla sürdürülen grev karşıtlığı ile emeğe zaten herhangi bir saygı duyulmadığı defaatle tekrar edilmiştir. AKP iktidarının emek karşıtı ve sermaye sevici bu tutumu son derece ibretâmizdir.
 
 
 
Kıymetli dostlar,
Emek ve alın teri mücadelesi tevhid ve adalet mücadelesinin tam ortasına düşmektedir.
Sahte tanrıların, insanlar üzerinde egemenlik iradesi kurmayı arzulayan şirk inanışlarının bir tezahürü olarak var olan kapitalist düzene ve onun çok yönlü ifsatlarına karşı durmak Rabbimizin bize yüklediği öncelikli sorumluluklardandır.
Her şeyden önce herkese hatırlatmalıyız ki “Allah, adaleti emreder!”
Bütün ifsat biçimlerini yasaklar.
Adalet ve özgürlük ilkelerinin vücut bulacağı bir tevhid toplumu vâr etmemizi ister.
Bütün bu sorumluluk ve ilkeler yukarıda anlatmaya çalıştığımız çerçeveyi “Sermayenin Değil, Rabbimizin Kuluyuz” ifadesinde somutlaştırır.
Bu vesileyle herkesi “Hakça Üretim ve Bölüşümle Âdil Paylaşım” idealine yönelen bir yürüyüşün etrafına davet ediyoruz.
Emeğine ve alın terine sahip çıkma mücadelesi veren kardeşlerimizi selamlıyoruz!
2019’da da ilk günden başlayarak yanlarında olacağımızı beyan ediyoruz!
Köleci zulüm düzenlerini adaletle yer değiştirene kadar mücadeleden geri durmayacağız!
Şüphesiz ki Allah kendi uğrunda mücadele edenleri yine kendi yollarına çıkaracaktır. Muhakkak ki Allah iyi ve erdemli olanların yanındadır.
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum