Osmanlıda Kimlere Evlad-ı Fatihan Denilirdi?

Osmanlıda Kimlere Evlad-ı Fatihan Denilirdi?

Lisans
Dil
Dosya Boyutu
Üretici
İşletim Sistemi
Eklenme Tarihi6 sene önce
Hemen indir ()
275 kez indirildi

Puanlama

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (No Ratings Yet)
Loading...

istanbul fethi-1

Evlâd-ı Fatihan, Rumeli’nin fethinden sonra oralarda yerleşmek üzere Anadolu’dan Müslüman-Türk halkının aileleri ile birlikte giden Yörüklerden kurulan askerî yapılanmanın ismidir. Osmanlıların Balkan yarımadasındaki fetihleri sonucunda bölgeye yerleşmeleriyle, Yörük Cemaati gruplarının sayıları çoğalmış ve çok ehemmiyet teşkil etmişti. Rumeli’nin Türkleştirilip, İslâm dininin yayılması amacı ile Yörük ve Tatar Türklerinin bu bölgeye ilk defa ayak basmaları, Sultan Yıldırım Bâyezîd zamanında gerçekleştiği halde, ilk açık kayıtlar sultan birinci Murat devrindedir.

Sultan Yıldırım Bâyezîd, Dobruca’yı Bulgar ve Ulaklardan aldıktan sonra bölgeye Karadeniz’in kuzey kısımlarından getirttiği Tatarlar ile önceden topraklarına kattığı Konya-Aksaray yöresi halkını yerleştirdi. Bundan sonraki yıllarda iskân çalışmaları devam etti. Halkın yerleştiği köylerin adı, Türkçe olup, yerli Hıristiyanlar bunları Konyar şeklinde isimlendirmişti.

Fetihlerden sonra Rumeli’de yerleşen Yörük yapılanması zamanla gevşemeye başladı. Dağınıklık ve disiplinsizlik ikinci Viyana kuşatmasında iyice su yüzüne çıktı. Böylece halkın çok daha disiplin altına alınmasının gerekliliği anlaşıldı. 1691 yılında sultanın hatt-ı hümâyûnu ile Yörük Türkleri Evlâd-ı Fâtihân adı altında ve Rumeli’nin sağ, sol ve orta bölgelerinde olmak üzere yeniden yazıldı ve zamanının şartları dikkate alınarak yapılanmanın askerî ve iktisadî bünyesi az çok değiştirildi. Kanunnâmede; “Yörük taifesi öteden beri Devlet-i âliyyenin güzide ve cengâver, itaatli, ferman dinleyen askerlerinden olup, eski seferlerde küffâr ile yapılan harplerde kendilerinden iyice yararlık ve yüz aklıkları görüldüğünden, bu taifeye Evlâd-ı Fatihân adı verilmiştir” denilmektedir. Altı yıl sonra nüfus sayımı yapılarak her altı kişiden birinin seferber asker olması ile böylece her türlü vergiden muaf tutulacakları ve harplere iştirakleri kayıt altına alınmıştı. Böylece Yörükler yerleşik hayata geçmiş olsalar dahi yeni bir kuruluş şeklinde, yine askeri bir hizmet için yapılandırılmış oldular.

Evlâd-ı Fatihân önceleri Yörük deyimi ile birlikte kullanılmış ise de, daha sonraları Yörük kullanımından vazgeçilmiştir. Evlâd-ı Fâtihân’ın yerleştiği bölge, Yörük vilâyeti adı ile anılmıştır. Bu bölgeye memur edilen vezir veya beylerbeyi, Yörük hâkimi olarak görev yapmışlardı.

Yönetim Şekli

Evlâd-ı Fâtîhân’ı çeribaşılar (yörük teşkîlâtında serasker), yönetirdi. Kapıcıbaşı rütbesinde sahip zabitler ise İstanbul’da ikâmet ederlerdi. Çeribaşıları; kaza müdürü konumunda olup, görev aldıkları yerlerin asayişine bakarlar, sefer zamanında Eşkinci askerler çıkarırlar, savaş olmadığı zamanlarda vergileri toplarlardı. Sonraki zamanlarda Osmanlı Devleti’nin değişik yerlerinde görev alan bu teşkilât, kurulduğu ilk yıllarda yalnızca Rumeli’deki gazalara katılmak zorundaydı.

1826 yılında Evlâd-ı Fâtihân teşkîlâtı yeniden düzenlendi ve 24 grupta toplanarak dört tabur hâline getirildi. Çeribaşıların yanına çeşitli rütbelerde subaylar verildi. Bir süre sonra bu taburlar alay haline getirildi. Rumeli ve Selanik eyâletlerinde oturan Evlâd-ı Fâtihân’ın diğer halktan farklı bazı hakları bulunmaktaydı. Bunlar tanzimattan sonra çıkarılan kânunla kaldırıldı ve diğer halk gibi vergi ve askerlik mükellefiyetine tâbi tutuldular (1846). Böylece yaklaşık iki yüzyıl devam eden Evlâd-ı Fatihan yapılanması ortadan kalktı.

275 kez indirildi