Bakan Ersoy'dan Ayasofya-i Kebir ve Kariye Camii açıklaması

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Son dönemlerde gündemde olan Ayasofya-i Kebir Camii ve Kariye Camii'nin yeniden ibadete açılması hususunda bazı kesimlerin ulusal ve...

Bakan Ersoy'dan Ayasofya-i Kebir ve Kariye Camii açıklaması
09 Aralık 2020 - 10:50 - Güncelleme: 09 Aralık 2020 - 10:50
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Son dönemlerde gündemde olan Ayasofya-i Kebir Camii ve Kariye Camii'nin yeniden ibadete açılması hususunda bazı kesimlerin ulusal ve uluslararası kamuoyunda olumsuz intiba oluşturma çabalarını hayretle görmekteyiz. Bu durumların bertaraf edilmesi örneğinde olduğu gibi, UNESCO Türkiye Milli Komisyonunun ve Dışişleri Bakanlığının Bakanlığımız ile eş güdüm içinde çalışmaları ve destekleri, ülkemizin uluslararası arenadaki saygınlığını ve görünürlüğünü artıran kazanımlarla sonuçlanmaktadır" dedi.
UNESCO'nun 75'inci ve UNESCO Türkiye Milli Komisyonu'nun 70'inci kuruluş yıl dönümünde düzenlenen 5. Büyük Buluşma programına katılan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Milletimizin teveccühü ile makamları emanet almış olan bizler de bu süreçte halkımızın ihtiyaç ve gerekliliklerine bugünü ve yarınları kapsayacak şekilde cevap vermekle yükümlüyüz. Ayrıca büyük devlet olmanın gereği mazlumun yanında olmak, yardım isteyen ülkelere merhamet elini uzatmaktır. Kaldı ki Birleşmiş Milletler 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri, '2030 yılına kadar dünya çapında yoksulluğu ortadan kaldırmak ve kimseyi dışarıda bırakmaksızın sürdürülebilir kalkınmayı başarmak' yönünde bir taahhüttür. O halde koşullar ne olursa olsun bu taahhüttü yere düşürmemek, fırsat ve hak eşitsizliklerini el birliği ile gidererek herkes için insanca yaşama koşullarını tesis etmek zorundayız. Biliyoruz ki eşitliğin ve adaletin olmadığı dünyada sorunlar, çatışmalar, ayrılıklar kaçınılmazdır" dedi.
Türkiye'nin insani politikalarını kararlılıkla sürdürmekte olduğunu belirten Ersoy, "Türkiye insani yardımlarda dünyanın birinci ülkesi olmaya devam etmektedir. Covid-19 özelinde baktığımızda da Türkiye bu zor dönemde dünya ile dayanışmasını sürdürmüş, 155 ülkeye ve dokuz uluslararası kuruluşa el uzatmış, hiçbir ayırım gözetmeksizin yardım isteyenlere maske ve koruyucu kıyafetlerden ventilatörlere kadar tıbbi cihaz ve donanım desteği sağlamıştır. Bakanlığımızca TİKA vasıtasıyla pandemi nedeniyle sınırların kapalı olduğu, tıbbi malzeme ve donanımın aciliyet kazandığı bu dönemde maske, tulum ve dezenfektan yerinde üretimleri, ayrıca tıbbi proje destekleri ile 72 farklı ülkede 1 milyon 350 bin kişiye zamanında ulaşılarak, salgınla mücadeleye ciddi destek verilmiştir. Bakanlığımızın asli görev ve sorumluluk alanlarından olan kültür başlığında da gerekli tüm adımları ilgili bakanlıklarımızın ve paydaşlarımızın işbirliğinde hızlıca attık. Özellikle salgının ülkemizde ortaya çıkmasından sonra ilan edilen karantina döneminde müzik, sinema ve tiyatro gibi sanat sektörleri, müze ve kültür merkezleri gibi kurumlarımız, zanaatkârlarımız ve sanatçılarımız, salgının olumsuzluklarıyla yüz yüze kalmışlardır. Ancak devletimizin sunduğu Ekonomik İstikrar Paketi kapsamında söz konusu grupların mağduriyetlerinin giderilmesi için çözümler ürettik ve üretmeye devam ediyoruz" diye konuştu.
Bu kapsamda KDV indirimleri ve sosyal sigorta primleri gibi borçların ertelenmesi, düşük faizli kredilendirme, uzaktan çalışma olanaklarının oluşturulması, kısa dönem çalışma ödenekleri gibi imkanlar sunarak pandeminin kültür sektörleri üzerindeki olumsuz etkilerinin hafifletilmesi ve normale dönüşün kolaylaştırılması amacıyla çalışmaların sürdürüldüğünü kaydeden Ersoy, "Ayrıca vatandaşlarımızın kültürel olanaklardan mahrum kalmaması için dijital bilişim teknolojilerinin yardımı ile Bakanlık arşivlerimizdeki tiyatro, opera ve bale temsilleri, konserler, elektronik kitap koleksiyonları, sanal müze gezileri gibi hizmetler de halkımızın erişimine açılmıştır. Kültür çok geniş bir başlık. Bu başlık altında özellikle somut ve somut olmayan kültürel miras noktasında ülkemizin sahip olduğu zenginlik muazzamdır. Bu alanlarda gerçekleştirdiğimiz her çalışmada UNESCO Türkiye Milli Komisyonunun bilgisi, tecrübesi ve işbirliği vazgeçilmezdir. Bakanlığımızın en önemli çözüm ortaklarından olan Komisyonumuzla UNESCO idealleri, değerleri ve sözleşmeleri doğrultusunda istişare ve eşgüdüm içerisinde yürüttüğümüz çalışmalar, hızlı, etkili ve doğru sonuçlar almamızda en önemli desteğimizdir" ifadelerini kullandı.
Türkiye'nin Dünya Miras Listesi'nde ve Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi'nde 18'er tane unsuru bulunduğunu ifade eden Ersoy, "Geçici Miras Listesi'nde bulunan 83 varlığımızın sahip olduğu değerler, esas listelerdeki sayıların artacağının teminatıdır. Ebetteki bu sadece UNESCO ile alakalı bir çalışma değildir. UNESCO bu işin çatısı yahut vitrini olarak görebileceğimiz bir kurumdur. Kültür varlığımızı korumak esasen geçmişimize karşı vefanın geleceğimize karşı sorumluluğumuzun gerektirdiği bir faaliyet alanıdır. Kültür, milli kimliğin vesikasıdır. Hafızamızı güçlü tutmak, o kimliği daima geçerli kılmak kültürü tüm unsurlarıyla korumakla mümkündür. Bizim de esasen hizmet ettiğimiz amaç ve hedef budur. Dünyanın tartışmasız en zengin medeniyet coğrafyasında yaşıyoruz ve bizim kültür varlıklarını korumaktan anladığımız sadece kendi ürettiklerimize değil, bugün yaşadığımız topraklar üzerinde yükselmiş tüm medeniyetlerin emanetlerine sahip çıkmaktır. Türkiye'nin bu konudaki hassasiyetini, yürüttüğü titiz çalışmalarla ulaştığı başarıyı da kimse inkar edemez" dedi.
"Son dönemlerde gündemde olan Ayasofya-i Kebir Camii ve Kariye Camii'nin yeniden ibadete açılması hususunda bazı kesimlerin ulusal ve uluslararası kamuoyunda olumsuz intiba oluşturma çabalarını hayretle görmekteyiz" diyen Ersoy, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Bu durumların bertaraf edilmesi örneğinde olduğu gibi, UNESCO Türkiye Milli Komisyonunun ve Dışişleri Bakanlığının Bakanlığımız ile eş güdüm içinde çalışmaları ve destekleri, ülkemizin uluslararası arenadaki saygınlığını ve görünürlüğünü artıran kazanımlarla sonuçlanmaktadır. UNESCO çalışma alanlarında faaliyet gösteren Milli Eğitim Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı ve Bakanlığımız başta olmak üzere tüm kamu kurum ve kuruluşlarının UNESCO Türkiye Milli Komisyonu ile uyum ve koordinasyon içinde çalışmaları devam ettiği sürece UNESCO ideallerinin ve Birleşmiş Milletler 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinin hayata geçirilmeleri mümkün olabilecektir. Büyük Buluşma Toplantıları ise bu yolda atılan temel adımları teşkil etmesi açısından çok değerlidir."
Online gerçekleştirilen programa Bakan Ersoy'un yanı sıra Milli Eğitim Bakanı ve UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Genel Kurul Başkanı Ziya Selçuk, Dışişleri Bakan Yardımcısı Yavuz Selim Kıran, UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Mehmet Öcal Oğuz, UNESCO Daimi Temsilcisi ve UNESCO Genel Konferans Başkanı Büyükelçi Ahmet Altay Cengizer ve davetliler katıldı.
UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Büyük Buluşması, sonu "tek rakamlı" yıllarda gerçekleştirilen UNESCO Genel Konferanslarını değerlendirmek ve bir sonrasına hazırlanmak amacıyla iki yılda bir düzenleniyor. "UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Büyük Buluşması"nın ilki 16-17 Kasım 2012, ikincisi 31 Ekim-1 Kasım 2014 ve üçüncüsü 4-5 Kasım 2016 tarihlerinde gerçekleştirildi. "Büyük Buluşmalar", ortaya çıkacak düşünceler, kanaatler, eleştiriler ve diğer çıktılarla Milli Komisyon çalışmalarına yol haritası niteliği taşıyor.
(Hülya Keklik - Yunus Özkan/İHA)
Bu haber 202 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum