AİLE DESTEĞİNİ ALAN ADAYLAR, SAĞLIKLI BİR TERCİH YAPMAYA DA ADAYDIR.

AİLE DESTEĞİNİ ALAN ADAYLAR, SAĞLIKLI BİR TERCİH YAPMAYA DA ADAYDIR.
02 Ağustos 2018 - 18:08

ÖSYM’den beklenen başarı sıraları açıklaması gelmesinden sonra, başvurular resmen başlamasa da, adaylar için tercih maratonu tam anlamıyla başlamış oldu.

ÖSYM’den beklenen başarı sıraları açıklaması gelmesinden sonra, başvurular resmen başlamasa da, adaylar için tercih maratonu tam anlamıyla başlamış oldu.


ÖSYM’nin kılavuzu yayımlaması, hatta son 3 yılı gösteren bir başarı sıralaması yayımlaması gerçekten çok faydalı olacaktır. Bu yıllar arasında kıyaslama yapmak, daha sağlıklı bir tercih listesinin oluşmasında da etkili olacaktır. Ancak adaylar unutmamalıdır ki, geçen seneye göre bu sene sadece 4 puan türü var.

Geçen yıl, sadece YGS puanı ile alan 4 yıllık yüksekokullar vardı. Fakat bu sene,  o yüksekokullara TYT puanı değil,  AYT puanları ile girilebilecek. Bu yüzden, başarı sıralamalarında olası olabilecek dalgalanmalara karşı da dikkatli olmanızda, listenizde başarı sıranız da üstten yazdığınız kadar, olabildiğince aşağı inmenizde fayda var.

Bunu daha önce de söyledim, önemli olduğu için tekrar dile getirmek istedim.


Tercih süreci, hassasiyet ve dikkat gerektiren bir süreçtir. Böyle bir dönemde, adayların ailelerine de büyük görevler düşmektedir. En önemlisi, onlara bu konuda yalnız olmadıklarını göstermeleri gerekmektedir. Öyle ki, bazı adayların aklı çok karışık oluyor, gereken ilgi ve desteği göremediği zaman, yanlış tercihin kurbanı oluyorlar.

O yüzden, adaylar kadar, aileler de tercihler hakkında bilgi sahibi olmalı, araştırmalı ve sonuç ne olursa olsun evlatlarının arkalarında durmalıdırlar. Çünkü, sonuçta bu bir eleme sistemi. Kazanan olduğu kadar, açıkta kalan da olacaktır. Bence, açıkta kalan öğrenci, başarısız öğrenci değildir. Yeterli kontenjan olmadığı için üniversiteye girememiş öğrencidir.

Siz de aileler olarak, onların emeklerini görmezden gelmeyin, desteğinizi asla esirgemeyin.
Ailelerin dikkat etmesi gereken bir diğer konu ise değer yargılarıdır.

Yani diğer bir deyişle, sınavdan düşük puan alan ve yerleşemeyen bir öğrenci asla değersiz değildir. Böyle bir şeyi, kendisi ne hissetmeli ne de kendisine hissettirilmelidir. Bu dönemde, onlarda bırakacağınız olumsuz izlerin, ilerdeki hayatlarını etkileyeceği de asla unutulmamalıdır.

Evladınız bu sürece girdiği andan itibaren, gösterdiği emek ve özveri için zaten gereken değeri hak etmiştir.

Bundan sonra gelecek puan ya da sonuçlar, emeklerinin karşılığını ne denli alabileceğidir. Eğer biz insanları sadece not üzerinden değerlendirmeye kalkarsak, onları anladığımızı düşünerek, kendimizi kandırmaktan öteye gidemeyiz.  O yüzden, evlatlarınıza her zaman çok değer verin, ama bu süreçte daha çok değer verin.
 
Bu süreçte, ailelerin önem vermesi gereken durumlardan birisi de, adaylar adına karar vermemeleridir. Bazen öyle öğrenciler görüyoruz ki, kendisinden çok ailesi konuşuyor, geleceğine yine ailesi karar veriyor.

Bu şekilde üniversiteyi kazanan, bağımlı yapısı olan bir insan, üniversitede ne denli başarılı olabilir? Unutulmamalı ki,  gelecek onların geleceğidir. Belki de, okudukları meslekleri ömür boyu yapacaklar.

Onu da mutlu ve mesut şekilde yapmak hakları değil mi? Sizler, bu konuda onları bu hakkı vermezseniz, nasıl mutlu ve sağlıklı bireyler topluma kazandıracağız? Bu konu ile ilgili, daha çok soru sorabiliriz. Ama, en önemlisi, insan bu soruları kendisine sorabilmesidir.

Eminim ki, bu dediğimi yapabilen ebeveynlerin çocukları daha sağlıklı ve özgüven içerisinde tercihlerini yapacak ve istedikleri bölümleri de kazanacaklardır.

Tersi bir durumda ise, B planları olacak, hayata her zaman umutla ve mutlulukla tutunacaklardır. O yüzden, gelecek onların ve ülkemizin üniversite mezunlarına her zaman ihtiyacı olacaktır.


Sonuç olarak, bu süreçte, hangi sonuç gelirse gelsin, özveri ve emeğini eksik etmeyen aileler, bu sürecin kazananı olacaktır.
Tüm adaylara ve ailelere yürekten başarılar….

 


Bu haber 580 defa okunmuştur.