Atalay'ın, Öğretmen Fatma Kayıkçı cinayetinden müebbet hapsi istendi.

Filiz’in ‘tasarlayarak kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapsi istenirken, ‘nitelikli hırsızlık’tan beraati talep edildi.

Atalay'ın, Öğretmen Fatma Kayıkçı cinayetinden müebbet hapsi istendi.

Filiz, Ankara’da da Göktuğ Demirarslan ve kız arkadaşı Elena Radchikova’yı ‘tasarlayarak öldürdüğü’ gerekçesiyle iki kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmıştı.
Tuzla’da 27 Mayıs günü tarih öğretmeni Fatma Kayıkçı’yı, 2013 yılında da Tümgeneral Hasan Hüseyin Demirarslan’ın TÜBİTAK’ta çalışan oğlu Göktuğ Demirarslan ve Rus sevgilisi Elena Radçikova’yı Ankara’da öldürdüğü suçlamasıyla aranan Atalay Filiz İzmir’de yakalanmıştı.

Emniyette yapılan üst aramasında üzerinden kendisine ait bir pasaport, 14 kredi kartı, dört kimlik, üç sahte ehliyet, iki avcı bıçağı, biber gazı, 10 bin TL, 3 bin 500 avro çıkması üzerine kaçmaya çalıştığı anlaşılmıştı.

Üç kişinin katil zanlısı Filiz daha önce, Demirarslan ve Radchikova cinayetini “Gizli mesaj geldi, casusluk yaptıkları için öldürdüm” diyerek itiraf etmişti.

Kayıkçı cinayetinin hikayesine, gazete ilanlarından Tuzla’da bir çay bahçesinde çalışmaya başladığını anlatarak başlayan Filiz,“İlk başlarda her şey çok güzeldi. Çalışıyordum. Ayda 1250 lira para alıyordum. Neredeyse hiçbir şeye para harcamıyordum. Kaldığım evden yediğimiz yemeğe kadar her şeyimizi karşılıyorlardı” dedi.

Ancak çalıştıkları çay bahçesinin kapandığını anlatan katil zanlısı, “İşsiz kalınca evde oturmaya başladım. Bu sırada oturduğum evin bir odasını Fatma Kayıkçı ve ailesi depo olarak kullanıyordu. Bu nedenle evin bir anahtarı onlardaydı. Onların içeri girip eşyalarımı karıştırdığından şüpheleniyordum. Zaman zaman eşyalarımın yerinin değiştiğini fark ediyordum” diye konuştu.

Cinayet günü Fatma Kayıkçı’nın kendisine merdivenin başından “Günaydın Atalay” diye seslendiğini aktaran Filiz, üçüncü cinayeti nasıl işlediğini de şöyle anlattı: “İsmimi duyunca şok geçirdim. Onun üzerine yürüyüp evin içine çektim. Evdeki bıçakların biriyle beş altı kez bıçakladım. Her taraf kan olmuştu. Cesedi evde bulunan en büyük bavulun içine yerleştirdim. Daha sonra evi temizledim. Gece olunca arka kapıdan bavulla çıkıp cesedi atacağım yere doğru yürüdüm. Bu sırada yolda içki içen bazı kişilerle karşılaştım. Ancak benden şüphelenmediler. Cesedi bavuldan çıkarıp çalıların arasına attım. Geri döndüm eşyalarımı toplayıp evden ayrıldım.”

Evden ayrıldıktan sonra Gebze minibüsüne bindiğini söyleyen katil zanlısı, “Minibüsle Gebze otogarına gittim. Buradan bir otobüse binerek Adapazarına gittim. Yanımdaki sahte kimlikleri kullanarak bir otele yerleştim. Bir gece orada kaldıktan sonra ertesi gün gece saat 22.00 sıralarında bir otobüse binerek İzmir’e gittim. Otobüs servisiyle Buca’ya giderek bir internet kafede kendime kalacak yer ayarladım. Günlüğü 50 liradan bir odaya yerleştim” dedi.

Arandığını televizyondan öğrenmiş

Polis tarafından kimliğinin tespit edilerek her yerde arandığını cinayetten dört gün sonra öğrendiğini söyleyen Filiz şunları aktardı: “Evde otururken televizyonu açtığımda bir anda herkesin beni aradığını öğrendim. Bunun üzerine tekrar kaçmaya karar verdim. Bavullarımı iç içe koyarak bir tek bavul haline getirdim. İzmir, Gümüldür, Özdere kamplar mevkiine geldim. Burada bulunan milli parkın içine girerek saklanmaya karar verdim. Burada karşılaştığım bazı balıkçılara ailemle aramın bozulduğunu bu nedenle tatile çıktığımı söyledim.”
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.