Grip ile kalp krizi arasında inanılmaz bağlantı !

Grip ile kalp krizi arasında bulunan ilişkiyi uzmanlar açıklıyor. Grip aşısı olanların kalp krizine daha dayanıklı mı olduğu, gribe karşı aşı yaptırmayanları kalp krizi riskini daha çok mu taşıdığına ilişkin açıklama Türk İç Hastalıkları Uzmanlık Derneği

Grip ile kalp krizi arasında inanılmaz bağlantı !

Grip aşısı ile kaplkrizi arasındaki bağlantıyı uzmanlar açıkladı. Peki kalp krizinin tetikleyici unsurlardan biri de grip mi. Gribin kalbe yönelik etkisi ne. Türk İç Hastalıkları Uzmanlık Derneği (TİHUD) Başkanı Prof. Dr. Serhat Ünal, gribin ölümcül sonuçlar doğurabildiğini belirterek, "Grip aşısı yaptırmamış olanlar daha çok kalp krizinden ölüyor. Çünkü gribin getirdiği fiziksel yük insana kalp krizi geçirtmektedir. Yeni grip aşısı, ölümleri yüzde 80 önlemektedir" dedi. TİHUD tarafından bu yıl 17'ncisi düzenlenen Ulusal İç Hastalıkları Kongresi gerçekleştirildi. Kongrede düzenlenen basın toplantısında konuşan Türk İç Hastalıkları Uzmanlık Derneği Başkanı Prof. Dr. Serhat Ünal, enfeksiyon hastalıklarına ve korunma yollarına dikkat çekti. Sonbaharın gelmesiyle birlikte grip vakalarında artış yaşandığına dikkat çeken Ünal, gribe A ve B tipi influenza virüslerinin yol açtığını belirtti. Grip aşılarının, dünyada gribe neden olan en yaygın iki A, bir de B tipi virüse karşı üretildiğini anlatan Ünal, şunları kaydetti: "A tipi influenza virüsü insan ve hayvanları, daha hafif grip nedeni olan B tipi sadece insanları, özellikle de çocukları etkilemektedir. Türkiye 15 çeşit antijenle, minimum yüzde 97 aşılama oranlarıyla bu konuda son derece başarılıdır. 50 yaş üstü olup diyabet, kronik akciğer hastalığı, solunum yetmezliği, kronik böbrek rahatsızlığı bulunan 17 milyon insan vardır. 65 yaş üstünde ise 7,5 milyon insanda bu rahatsızlıklar görülüyor. Türkiye'de grip aşısı yapılması gereken 23 milyon erişkin insan vardır. “GRİBİN ŞAKASI YOK” Prof. Dr. Serhat Ünal, Dünyada her yıl yaklaşık 1 milyar grip vakası meydana gelmekte olduğunu, 3 ila 5 milyonu hastaneye yatışı gerektirdiğini ifade ederek: “Bunlardan 300 ila 500 bini ölümle sonuçlanmaktadır. Grip şakaya gelen bir hastalık değildir, mutlaka dikkatli takip edilmesi gereklidir" dedi. Ünal, grip hastalığının kişiye olduğu gibi topluma yönelik sonuçları da bulunduğunu dile getirdi. Soğuk algınlığının gribe çok benzediğini ancak bu iki hastalığın tamamen birbirinden farklı olduklarını ifade eden Ünal, "Grip, insanı tamamen yatağa yatırır. Çok yüksek ateş, kas ağrısı ve aşırı baş ağrısı gribin belirtisidir. Hastanelere başvuruyu arttırır, iş gücü kaybına neden olur, performansı düşürür" diye konuştu. Ünal, şöyle devam etti: "Yıllar içinde kuş, domuz ve attan insana geçen iki virüs adapte olmuştur. Grip mevsimi ekim sonu, kasım başında başlamaktadır. Domuz gribinin hamilelerde ağır seyretmesi nedeniyle Dünya Sağlık Örgütü, grip aşısını gebelere de önermektedir. Kalp, böbrek, diyabet gibi kronik hastalığı olanlar ile kanser ve organ nakli gibi nedenlerle bağışıklık sistemi baskılananlara ve 65 yaş üstündekilere grip aşısı ücretsizdir. Bu kişiler mutlaka aşı yaptırmalıdır. Sadece bir yıl koruduğu için aşının her yıl uygulanması gereklidir. Ortamda, o yıl için üretilen aşıların içeriğinde bulunanlardan farklı virüsler de dolaşabilir. Grip aşısı yaptırmasına rağmen bu hastalığı geçiren kişiler, aşının koruduğu virüsler nedeniyle değil diğer virüslerden dolayı hastalanabilir. Grip aşısının koruyuculuğu 15 gün sonra başlamaktadır. Virüsü aşılanmadan önce kapanların hastalanması kaçınılmazdır. Grip aşısı yumurtada üretildiği, yumurtadan geçen proteinler tamamen arıtılamadığı için bu besine karşı alerjisi olanlar grip aşısı yaptırmamalıdır." “ANKARA’DAKİ PATLAMA VE ACİL MÜDAHALENİN ÖNEMİ” İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kerim Güler de 10 Ekim 2015 günü Ankara Tren Garı önünde meydana gelen bombalı saldırılar sonrasında acil müdahalenin önemini vurguladı. Acil hasta karşısında hekimlerin çabuk ve doğru karar vermek, kararlarını çabuk uygulamak, bunun için sadece bilgi ve deneyimini kullanmak zorunda olduğunun altını çizen Güler, bu nedenle hizmet sunumunda öncelik sıralaması anlamına gelen "triaj"ın çok önemli olduğunu vurguladı. Güler, trafik kazasında yaralanan, kalp krizi geçiren ya da ağır bir zehirlenme yaşayan kişiyi hayata döndürmek için saniyelerin önem taşıdığına işaret ederek, "Örneğin, ana damarlardaki bir kanama, sapasağlam bir insanı 5-6 dakika içinde öldürebilmektedir. Duran bir kalbi yeniden çalıştırmak için 3-4 dakika içinde mutlaka müdahale edilmesi gerekmektedir. Dünya Sağlık Örgütü'nün verilerine göre, günümüzde kalp krizi geçiren kişilerin ne yazık ki sadece yüzde 50'si hastaneye canlı olarak yetiştirilebilmektedir" diye konuştu. “KAN BASINCI NE KADAR DÜŞERSE İNMEYE BAĞLI ÖLÜMLERİ O KADAR DÜŞÜRÜRÜZ” Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yunus Erdem ise konuşmasında kan basıncı ve yüksek tansiyona değindi. Yüksek tansiyon farkındalığının yüzde 55 olduğunu belirten Erdem, “Hipertansiyonda hala yüzde 55 farkındalık var. Herkesin kan basıncını ölçtürmesi gerekir. 1 saat içerisinde 15 kere tansiyonunu ölçen hastalar geliyor bize. Gelişmiş batı ülkelerinde inmeye bağlı ölümler azalmaya başladı. Kan basıncını ne kadar düşürürsek inmeye bağlı ölümleri o kadar düşürürüz. Tedavi olarak yaşam tarzı değişmeli. Kan basıncı yüksek olmasa bile az tuzlu yemeyi dengeli beslenmeyi ve hareket etmeyi alışkanlık halin getirmeliyiz. Ne kadar az tuzlu yersek hipertansiyonu o kadar iyi önlemiş oluruz” diye konuştu. "ALKOL, GUT ATAKLARINI ARTIRIYOR" Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Romatoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İhsan Ertenli de ürik asit yüksekliği hakkında bilgi verdi. Ürik asit yüksekliğinin, GUT hastalığına yol açan bir eklem iltihabı rahatsızlığı olduğunu söyleyen Ertenli, hastalığın ayak baş parmağında şiddetli ağrı ile kendini gösterdiğini ve ilerleyen dönemde böbrek taşı yaptığını anlattı. Ürik asitin yüksek olmasının altında çeşitli hastalıkların da yatabildiğini dile getiren Ertenli, hastalığın tedavisinde kullanılan ürik asit diyetinde, kesinlikle bitkisel proteinler, peynir ve süt gibi gıdalarda kısıtlamaya gidilmemesi gerektiğini söyledi. Ertenli, bu diyette kırmızı et, beyaz et ve balık tüketiminde kısıtlamaya gidilmesi gerektiğini dile getirerek, "Alkol, GUT ataklarını artırıyor. Dışarıda tüketilen birçok gıdada fruktoz bulunuyor. Bunlardan da mutlaka uzak durulması gerekiyor" uyarısında bulundu. “MEDYADA KOLESTEROL TARTIŞMALARI” İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tufan Tükek ise son dönemlerde medyada kolesterol konusunda halkı yanıltan yayınlara yer verilmekte olduğunu ifade etti. ‘Kolesterol yüksekliği zararlı değildir ve tedaviye gerek yoktur’ şeklindeki ifadelerin gerçeği yansıtmadığını belirten Tükek şunları söyledi: “Yapılan bilimsel çalışmalar, kolesterol düşürücü tedavilerin kalp krizi ve inmeyi azalttığını ortaya koymaktadır. Hastalar hekim tarafından verilen ilaçları kesinlikle bırakmamalıdır. Son dönemlerde medyada kolesterol konusunda halkı yanıltan yayınlara yer verilmektedir. Kolesterol yüksekliği damar sertliğinin en önemli nedenlerinden biridir. Bugün damar sertliği başta hipertansiyon, koroner arter hastalığı, kalp yetersizliği, beyin, damar hastalığı gibi ölümcül hastalıklara neden olarak toplum sağlığını etkilemektedir” dedi.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.