İstanbul Film Festivali'nde büyük skandal

İstanbul Film Festivali'nde Bakur adlı filme getirilen sansür nedeni ile yaşanan gerginlik neredeyse festivalin iptaline kadar gidecek bir sürece girince tehlike çanları çalmaya başladı. Bakur ismi ile yayınlatılmak istenen filmin gösteriminin yönetmelik

İstanbul Film Festivali'nde büyük skandal

İstanbul Film Festiveli'ne damgasını vuran skandal gelişme. Bakur adlı filme Kültür bakanlığı tarafından hazırlanan yönetmelik nedeni ile sansür uygulanarak gösteriminin engellenmesinin ardından 22 film yönetmeni eserlerini geri çekme kararı aldı. Türkiye'nin en prestijli festivalleri arasında yer alan İstanbul Film Festivali, Türkçe ismi Kuzey olan Bakur adlı filmi festivalden diskalifiye edince festival kavgaların merkezi haline geldi. Festivalde filmleri gösterilecek neredeyse tüm yönetmen ve yapımcılar bu karara büyük tepki göstererek eserleri festivalden çektiler. İstanbul Film Festivali’nde Deprem İstanbul Film Festivali, Bakur'un gösterimden kaldırılmasına gerekçe olarak Kültür Bakanlığı'nın filmin sergilenmesinden bir gün önce Kültür Bakanlığı'ndan gelen kayıt-tescil ve eser işletme belgesi zorunluluğu hatırlatmasını gösterdi. Ancak aralarında 2014 yılında Kış Uykusu filmiyle Cannes Film Festivali'nde en iyi film ödülünü kazanan Nuri Bilge Ceylan'ın da bulunduğu onlarca yönetmen ve yapımcı, yayınladığı bildiriyle bu eylemi sansür olarak niteledi. Sinemacılar: Bakur'a sansür uygulanıyor Açıklamada, ‘festivallerde gösterilecek yabancı filmlerden istenmeyen bu belgelerin yerli yapımlar için bir zorunluluk haline getirilmesini kabul etmiyoruz. Bunu bir baskı ve sansür olarak nitelendiriyoruz. Ayrıca, haftalar önce Festival'in programı açıklanmış, hatta eser işletme belgesi olmayan bazı yerli filmler sorunsuzca gösterilmiştir. Bu müdahalenin Bakur filminin gösterimine yönelik yapılması, bu sansürün arkasında siyasi bir karar olduğunu da gözler önüne sermiştir' dendi. Festival belgesel yarışmalarını iptal etti İstanbul Film Festivali ise yönetmenlerin filmlerini gösterimden çekmesinin ardından Ulusal ve Uluslararası Altın Lale ve Ulusal Belgesel Yarışmaları ile festivalin kapanış töreninin iptal edildiğini açıkladı. Ancak 34. İstanbul Film Festivali'nde gerçekleştirilmesi planlanan Altın Lale Uluslararası Yarışması'nda yer alan film gösterimleri devam edecek. Kararı basın toplantısıyla kamuoyuna duyuran İstanbul Film Festivali Direktörü Azize Tan oldu. Tan, Kültür Bakanlığı'nın eser işletim belgesi olmayan bir filmin yayınlanmasının yaptırım gerektirdiği telkininin festivali bu kararı almaya mecbur bıraktığını ifade etti. 11 Nisan günü söz konusu yazıyı aldıklarını belirten festival direktörü, ‘bugüne dek fiilen uygulanmamakta olsa da bu yönetmelik uzun yıllardır festivaller ve sinemacılar için aslında büyük bir sıkıntı yaratıyordu. Bu durumun bahsi geçen yönetmeliğin değiştirilmesi için sinema camiasını bir araya getiren bir fırsata dönüşmesini umuyorum. Sektördeki sıkıntıların aşılması için, yeni sinema yasasının çıkartılmasının ve filmlerin festival ve kültürel kapsamlı etkinliklerde rahatça gösterilmesinin yolunun açılması gerektiğini düşünüyorum' dedi. Kültür Bakanlığı: Terör örgütü propagandası demokrasiyle bağdaşmaz Ancak Kültür Bakanlığı, İstanbul Film Festivali yönetimi ile aynı fikirde değil. Bakanlık, festivalde yer alacak yerli filmlerin Bakanlık'tan kayıt tescil belgesi alması gerektiğine ilişkin mevzuatın 9 Ocak 2014'te gönderildiğinin altının çiziyor. ‘Festival yönetiminin eski tarihli genel bir yazıyı yeni gönderilmiş gibi lanse etmesi, kabul edilemez ve maksatlı bir tutumdur' diyen Kültür Bakanlığı, konuyla ilgili haberlerde ‘PKK belgeseli engellendi' ifadesinin yer almasını işaret ederek filmde terör propagandası yapıldığı görüşünde. ‘Terör örgütü propagandasının söz konusu olması hiçbir şekilde temel demokratik değerlerle ve düşünce özgürlüğünün evrensel kriterleriyle bağdaşmayan bir durumdur. Bu noktada da ‘PKK belgeseli' nitelemesinin işaret ettiği gibi, terör örgütü propagandası konusu da söz konusu vakfı ve festival yönetimini ilgilendirmektedir.' Geçirdiği kalp krizi sonrası yoğun bakımı olan Çayan Demirel ve gazeteci Ertuğrul Mavioğlu'nun ortak yönetmenliğinde çekilen Bakur, PKK lideri Öcalan'ın çözüm süreci kapsamında yaptığı ‘Türkiye'den çekilin' çağrısının ardından PKK'lı grupların Tunceli ve Diyarbakır dağlarından Kandil'e gidişini anlatıyor. Mavioğlu: Bu iktidarın bir sansürü ama festival de filmi gösterebilirdi Yazdığı birçok haber yüzünden defalarca yargılanan Ertuğrul Mavioğlu, sansür kendisini şaşırtmasa da cumartesi günü tebliğ edilmesine tepkili. Amerika'nın Sesi'ne konuşan filmin yönetmeni, tescil belgesinin sadece hoşlanılmayan Kürt filmleri için mecburiyet olduğunu söylüyor. ‘Bize hiçbir yol bırakmadılar. Pazar günü iptal etmeyi kafaya koymuşlar. Festivale başvurduğumuzda böyle bir belge istenmedi. Festivalin böyle bir politikası zaten yok. Bu olursa zaten belgesel film gösteremez. 33 filmden 29'unun bu belgesi yok. Hoşlanılmayan bir film olduğunda o da neredeyse tümüyle Kürt filmleri tescil belgesi sopası gösteriliyor Geçen sene de Dağ Çiçeği adlı filme uygulandı' Yalnız Kültür Bakanlığı'nı değil İstanbul Film Festivali'ni de eleştiren Mavioğlu, ‘Süreç baştan başa yalanlarla ilerliyor. İkiyüzlülüğünün ta kendisi bu. Bakanlık, 2014'te yazıyı göndermiş doğru. Ama onlar da ziyaret ya da telefonla yaptıkları baskıları dile getirmiyor. Festival filmi göstermeyerek yanlış yapmıştır. Terör propagandası iddiasına gelince, bakanlık filmi izlemedi ki nereden biliyor ki bu terör örgütü propagandası yapıldığını. Hem yargıç mısın hakim misin nesin nasıl böyle bir hükümde bulunabilirsin. Yargılanır kesinleşmiş karar olur, o zaman bu kararı verirsin. Ama Türkiye'de hala asit önyargılarla karar veriliyor' diyor. Topaloğlu: Festival göstermeye kalksa durdurulacaktı Sinemacı Haşmet Topaloğlu ise İstanbul Film Festivali'nin bu hareketiyle ‘sansürcü' olarak damgalanmayacağı kanısında. Amerika'nın Sesi'ne konuşan Topaloğlu, ‘festival bunun bir sansür olduğunu zaten kabul etti. Festival zaten bu filmi ne olduğunu bilerek programına almış. Zaten İstanbul Film Festivali dışında Türkiye'de hiçbir büyük festival bu kadar cesaretli davranamazdı. Ben bu baskıya rağmen göstereceğim deseydi, yine durdurulacaktı. Ve festival kavganın net bir tarafı olacaktı' diyor. Topaloğlu, 1988 yılında İstanbul Film Festivali'nde üç yabancı filme yine kayıt-tescil ve işletme belgesi şartı istenerek sansür uygulandığını o dönem festival başkanı Elia Kazan'ın da İstiklal Caddesi'nde protesto yürüyüşü gerçekleştirmesiyle Kültür Bakanı Tınaz Titiz'in devreye girerek filmlerin gösterimini sağladığını hatırlatıyor. Zaten o yıldan sonra Türkiye'deki festivallerde gösterilen yabancı filmlerden bu belgelerin istenme şartı kaldırılıyor. Sinema sektöründeki meslek birlikleri salı günü Atlas sinemasında konuyla ilgili bir basın toplantısı düzenleyecek.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.