Ya mevzuata koyun, ya mevzuata uyun

Özellikle son yıllarda MEB'de hakim olan hukuk kuralları değil bakan ya da bakanlık yetkililerinin tasarrufları, sözleri olmaktadır.

Ya mevzuata koyun, ya mevzuata uyun

MEB; yapılanı çok tasvip etmesek de uzun zaman sonra ilk kez zamanında il içi yer değiştirme yaptı. Yönetmelik hükümlerinde yer alan takvime göre yapılmasını tabii ki tasvip ediyoruz fakat yapılan atama bir çok sorunu da beraberinde getireceğinden yanlış buluyoruz. Bazı çevreler yeniden il içi atama yapılsın diye konuşmaktadırlar. Yeniden bir atama yapılması şu anda ataması yapılanların mağduriyetine yol açabileceğinden ya onlar da kapsama alınmalı ya da yönetmelikte yer aldığı şekliyle sıra çalıştırılmalıdır. Bu bile tam çözüm değildir. Bu atamalarda yöneticilikten ayrılacak öğretmenler yoktur. Konumuza dönersek; Milli eğitim Bakanlığına Sayın AVCI geldikten sonra da hukuk göz ardı edilmektedir. Bir yandan bakan sözleri Mevzuat yerine geçerken bir başka zaman bu söz yerlerde sürünüyor: Örneğin: Bakan AVCI 2013-2014'ün ilk döneminin sonunda Performans görevlerini kaldıracağız diye veliye öğrenciye müjde veriyor fakat bu sözü yerde kalıyor... Şube müdürlerine rotasyon uygulayacağız diye diretildi okullar açılırken yanlış olur, her yer boşalır, doğuda yönetici kalmaz dedik dinletemedik derken düğmeye bir basıldı ki şapka düştü kel göründü. Apar topar mevzuata bir madde ekleniyor ve tercihler yapılmışken, tam atama düğmesine basılmışken erteleme geldi. Mevzuata aykırı uygulamalar devam ettiği gibi yargı kararlarına bile tereddütle bakılıyor. Yargı kararlarına uymamanın tazminat cezasını da devlet karşılayacak düzenlemesi gelince iyice rahatlamış görülüyor bürokratlar. Bir konuşmasında sayın TEKİN: "Şu paradigma değişikliğinin altını çizmek isterim; biz milli eğitim bakanlığı olarak doğru olduğuna inandığımız hiçbir şeyde mevzuatı bir engel olarak görmeyeceğiz. Bu noktada bu güne kadar bürokratların çok sıklıkla kullandıkları bilmem ne mevzuatına engel gerekçelerini bizden duymayacaksınız. Böyle bir hukuki engel varsa bu hukuki engeli düzeltecek siyasal iradeye sahibiz." Diyor. Bu aslında anlayışa göre çok iyi bir şey ve haklı da... Çünkü istediği gibi bir kanun düzenlemesi yaptırıp MEB'i yeniden dizayn etmiş olması kendisini haklı çıkarıyor. Böylece on binlerce okul yöneticisi, binlerce taşra yöneticisi, yüzlerce bakanlık yöneticisini bir kalemde iki dudak arasında belirlenebilir oldu... Asıl sorun; 2011'de başlayan var olan birikimi, kadroyu yok etme operasyonuyla ortaya çıkmışken şimdi de yenileri ekleniyor. Gökten zembille doğrular insin bekleniyor... H.Ç'nin 76. ile okul müdürü yaptıkları il/ilçe müdürü oluyor yetmiyor, bir sendikanın şube başkanları İlçe Milli Eğitim Müdürü yapılırken şube başkanı kalmayınca İlçe temsilcileri ilçe müdürü oluyorlar. (Örneğin; Güngören-Bahçelievler-Sarıyer...) Kriter belli x,y,z, olmayacaksın, itaatkar olacaksın, bir sendikada olacaksın... Atananlardan (pardon görevlendirilenlerden) bir tanesinden örnek verelim: İlçenin müdürü yılların müdürüdür. Hiç abartısız 40 yıllık meslek hayatının 30'ü şube müdürlüğü ve ilçe müdürlüğünde geçmiş. Yerine verilen kişinin yaşı kadar yöneticilik kıdemi var. Açıyor telefon ilçeye ve diyor ki "İlçe Müdürü ile görüşeceğim ben yeni ilçe müdürü İTT..." Karşı taraf:"müdür bey yok dışarıda" diyor. İTT: "gelince söyleyin beni arasın numaram da budur" diyor. İşte İstanbul'a atanan bir müdürün profili, hizmete bakışı, teamül, devlet bilgisi ve saygısı... Gerisini siz düşünün... Sayın Müsteşarın yukarıdaki cümleleri önemli. Biz mevzuatı engel görmüyoruz diyor. Her türlü düzenlemeyi yapacak iradeye sahibiz diyor. O zaman diyoruz ki sayın TEKİN: Mevzuat sizin için engel değilse mevzuata aykırı yaklaşımı bırakıp bari hukuk devletinin gereğini yerine getirin ve hukuksuz uygulamalardan vazgeçin. Düzenleme iradeniz olduğuna göre bari istediğiniz gibi düzenleyin ve uygulayın. Evet uygulayın... Biraz örnek verelim: - Dönüşen okullarda A-B okullarına gönderiyorsunuz A-B okullarının kadrosu doldu yine de yolluyorsunuz... İşte bu mevzuatta yok... ya mevzuata koyun ya da mevzuata uyun... - Mevzuat yapıyorsunuz (Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği) sınıf mevcudu hiçbir şekilde 40'ı aşamaz diyorsunuz sonra 70 kişilik sınıflarda ders yaptırıyorsunuz. Ya mevzuat yaparken dikkatli olun ya da kendi himayenizde çıkan mevzuata uyun. - 20 Mayıs 2013 için Bakan AVCI sadece liselere tatil der, mevzuat öyle demiyor denilince vazgeçilir, ilkokul,ortaokul ve okulöncesi tatil olur. 20 Mayıs 2014 için aynı kurumlarda mevzuatta değişen bir şey yok ama bir talimatla tatil değil denilir. Ya 2013 ile 2014 arasındaki farklılığı anlatın ya da hukuka uyun yada kestirmeden elinizde olduğunu söylediğiniz iradeyi kullanın ve düzenleme yapın. - İl içi atama yapıyorsunuz açıklama yayımlıyorsunuz mevzuata uygun değil. Örneğin mevzuat 15 Eylül diyor, biz 2010 KPSS mağdurları nedeniyle 31 Aralık olsun diyoruz sonra bir bakıyoruz 30 Eylül'ü baz alıyorsunuz. Ya mevzuata uyun ya da mevzuatı kendinize uydurun.Aklı selim yaklaşıp talepleri de göz ardı etmezeydiniz kazanan siz olurdunuz... - Mevzuatta il içi atamalarda sıra tayini olur diyor uygulamıyorsunuz, yargıya gidiliyor kaybediyorsunuz buna rağmen bu yıl da sıra tayini yapmıyorsunuz... Ya hukuk devletinde olduğunuzu hatırlayıp devletin temel ilkelerini hiçe saymayın ya da devlet yöneticisi olduğunuzu iddia etmeyin ve icrada olmayın... - İki hafta önce yöneticilerle ilgili düzenleme haftaya çıkar dediniz halen bir icraat yok. Ya ağzınızdan laf çıkmasın ya da çıkan lafın arkasında olun... Bizde söz vermek önemlidir, tutmak ise daha da önemlidir... - Şube müdürü, ilçe müdürü atamalarının dayanak yönetmeliği iptal olmuş halen yok bizi ilgilendirmez deniliyor. Ya hukuk bilen yok ya da uygulamaya niyet yok... karar sizin(!) - Düzenlemeyi bekleyen onlarca mevzuat, atama bekleyen 81 il müdürlüğü, onlarca bakanlık bürokratları, yüzlerce ilçe müdürü, yüzlerce şube müdürü kadroları var aylardır bekliyor... Kural kaide ise o da yukarıda söylediğimiz gibi var ama içinde kariyer yok, liyakat yok, hukuk yok, hak yok, hakkaniyet yok... - ... say say bitmez... Sizden çok şey istenmiyor. Sadece ve sadece aşiret yönetimlerinde olduğu gibi dünden bugüne değişen kurallarla değil, çağdaş tüm toplumlarda olduğu gibi belirlenen ve herkese eşit uygulanan kurallara bağlı yönetim anlayışı sergilensin isteniyor... Bunun için elinizde olan sınırsız yetkiyi kullanabilirsiniz, kafanıza göre kural da belirleyebilirsiniz fakat kendi koyduğunuz kurala kendiniz uymadığınızda ne sizin saygınlığınız kalıyor ne de devlete güven... Hatta çok da komik duruma düşülüyor çoğu zaman. Okul müdürüne deniliyor ki: 5018 sayılı yasa var, 4 yıllık stratejik planını yap, geleceği planla, hedeflerine koş... yapmazsan göreve son..." Birkaç ay sonra "sizin okulu Anadolu yaptık, sizinkisi ilkokul... yok siz İmam Hatip " deniliyor. Nerede plan, nerede program, nerede strateji... ? O da yetmedi:"müdür bak ayağını denk al seneye orada mısın o da belli değil ha" deniliyor adeta... Bu mudur hukuk, bu mudur strateji, bu mudur ağızlardan düşmeyen paradigma değişimi, bu mudur profesyonel yönetim anlayışı, bu mudur Prof'luk, Doç.'luk, bilimsellik, akademisyenlik... (!) - Veli geleceğini göremiyor her gün değişen kurallar. Bu yıl Anadolu yapılan meslek liselerinde mevcutlar standart mı olacak? (34) İkili eğitim son mu bulacak? Eğer böyle olursa açıkta kalan çocuklar ne olacak? İşte bu soru ile cebelleşiyor insanlar... - Öğrenci ne olacağını bilmiyor? Örneğin bu yıl liselerde sınav hakkı olacak mı olmayacak mı? Herkes merakla bekliyor. .... Biz sözü daha fazla uzatmadan tekrar edelim ki Türkiye Cumhuriyeti Devleti Sosyal Hukuk Devletidir. Sosyal devletliğini vatandaşına özellikle eğitimine sahip çıkarak, eşit eğitim sağlayarak gerçekleştirecek, hukuk devleti ilkesini de siyasetin ya da bürokratların oyuncağı olmayan bir sistemi oturtarak... Her tür yetki var deniliyor iyi güzel de önemli olan yetkili olmak değil etkili olmaktır. Etkili olmak ise etrafına dağıtmakla değil herkese adil dağıtım yapabilmekle ilgilidir. Ve unutmayın hukuk bir gün herkese lazım olur... Biz her şeyi bakan bilecek, müsteşar bilecek demiyoruz bu nedenle kadro önemli diyoruz. Siyaset mekanizması özellikle üst düzey atamalarda tabii ki kadrolaşmalıdır. Güvendiği kadrolarla çalışmalıdır. Bu gayet doğal fakat adama göre koltuk değil koltuğa göre adam seçilsin. En iyisi bulunsun atansın ki siyaset de, devlet de zaafa uğramasın... ve bu kadrolaşma çok alt kadrolara sirayet etmesin. Artık lafla yönetim dönemine son verilsin. Hukuk kuralları hakim kılınsın... Saygılarımla Maksut BALMUK / memurlar.net
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.