Türkiye eğitim atlası ve veriye dayalı eğitim

Bir ülkede eğitim sistemi düzene sokulmamışsa, gereken önem verilmemişse, ülkenin gelişimine ket vurulmuş demektir. Ülkemizde de ne yazık ki eğitime hak ettiği önemin verildiğini söylemek çok mümkün olmuyor.

Türkiye eğitim atlası ve veriye dayalı eğitim

Gerçi, son yıllarda geçmişe kıyasla eğitim sistemine, politika yapıcılar da eğitimciler de daha fazla eğiliyorlar. Son birkaç ayda bile dershanelerle ilgili yasa tasarısından, kademeler arası geçiş sistemine, pedagojik formasyonun kimlere verilmesi gerektiğine kadar birçok konu üzerine tartıştık. Bu tartışmaların çoğalması aslında önemli bir gelişme. Ancak eğitime önem verildiği halde çok büyük kitleleri etkileyen kararların çok sık alınması ve çok sık değiştirilmesi ciddi sorunlara yol açabiliyor. Hatalı kararların önüne geçmek ve eğitim sistemini ileri götürmek için, eğitim politikaları oluşturulurken veriye dayalı kararlar almak artık vazgeçilmez bir adım olmalı. Araştırmaya dolayısıyla da veriye dayalı eğitim politikaları oluşturulmadığında, alınan kararların kısa vadede güncellenmesi ve hatta değiştirmesi gerekliliği ile karşı karşıya kalıyoruz. UNESCO, OECD gibi kurumların yapıldığı uluslararası düzeyde ülkelerin karşılaştırıldığı çalışmalara bakıldığında, neredeyse tüm ülkelerden eksiksiz veri sağlanırken Türkiye için kimi durumlarda, “Bu alanda Türkiye verisine ulaşılamamıştır” ifadesi ile karşılaşıyoruz. Paylaşılmayan veriler eğitim sistemin anlaşılması, geliştirilmesi ve hesap verilebilirlik açısından ciddi sorunlar doğuruyor. Veri toplamakta, toplanan verilerin güvenilirliği konusunda, dolayısıyla da verilerin paylaşılması konusunda Türkiye’de ne yazık ki sorun yaşanıyor. Bu sorunlar verilerin paylaşılmasında bir çekingenlik yaratıyor. Tabii ki, zaman zaman temel istatistiki bilgiler kamuoyu ile paylaşılıyor. Ancak hem bu veriler çok sınırlı bir kapsamda oluyor, hem de tek bir elden paylaşılmadığı için verileri biraraya getirmek araştırmacılar ve karar alıcılar için zaman alıcı ve zahmetli bir süreç olduğundan sorun oluşturuyor. Veri paylaşımının önemine dikkat çekmek ve Türkiye eğitim sistemini hızlı ulaşılabilir bilgilerle yardımıyla değerlendirmek isteyen kişilere bir kaynak olması amacı ile Türkiye Eğitim Atlası’nı yayımladık. Söz konusu Atlas harita, grafik ve tablolarla görselleştirildiği için de okurun değerlendirme süreçlerini hızlandırıyor. Eğitim Atlası’nda MEB, ÖSYM, OECD gibi kurumların halihazırda farklı kaynaklarda paylaştıkları veriler biraraya getirildi. Türkiye Eğitim Atlası, MEB’in veri paylaşımı sayesinde oldukça zenginleşti. Katkılarından dolayı MEB’e de teşekkürlerimizi sunarız. Kapsamlı içeriği ile Atlasın araştırmacılara ve politika yapıcılar için bir başvuru kaynağı olacağını umarız. MEB’in desteğini de alarak Türkiye’de ilk defa bu kadar kapsamlı bir çalışma yapılmış olsa da, ne yazık ki hala yanıtı olmayan sorularımız var. Örneğin, hala Türkiye’de ikili eğitim yapan okulların sayısı, alanlara göre öğretmen istihdam dağılımı, merkezi sınavların sonuçları, MEB bütçesel harcamalarının alt kırılımları, ortaöğretime giriş sınav sonuçları vb. konularda bilgi paylaşımı yapılmıyor. Türkiye Eğitim Atlası’nı hazırlarken TEDMEM olarak bu noktayı da vurgulamak istedik. Diğer yandan veriye dayalı eğitim politikaları için veri paylaşımının önemini vurgulayarak soruna yönelik kamuoyu bilincini arttırmayı da hedefledik. Erkek öğrenci sayısı kızlardan fazla Görsellerle desteklendiği için bilgilere ulaşmanın oldukça kolaylaştığı eğitim atlasında MEB ve ÖSYM’ye ait bazı veriler aşağıdaki gibi: • Tüm kademelerde özel okullardaki erkek öğrenci sayısı kız öğrenci sayısından daha fazla. • 2013 yılında 128 bin 867 öğretmen açığı bulunurken, 1729 norm fazlası öğretmen var. Ancak bu sayı yanıltıcı olabiliyor. Halen görevde olan yüz bin civarındaki öğretmenin sınıf dışında, yönetici, uzman, görevli vb. konumlarda olması gerçek öğretmen açığı ve dağılımının nasıl gerçekleştiğinin belirlenmesini zorlaştırıyor. • Öğrencilerin devamsızlık oranları Türkiye’de MEB tarafından sıkça paylaşılmıyor ve araştırmacılarca merak edilen bir konu. Eğitim Atlası’ndaki çarpıcı bilgilerden biri de ortaöğretim düzeyinde öğrencilerin devamsızlık bilgilerinin sunulduğu veriler. Bölge bazında bakıldığında Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde kız öğrencilerinin devamsızlıkları erkek öğrencilerden daha düşük, diğer bölgelerde bu oran neredeyse birbirine eşit. • Türkiye genelinde ortaöğretim düzeyinde öğrenim hakkını tamamlayan, yani örgün eğitimde eğitim alma hakkını kaybeden, erkek öğrenci sayısı kız öğrenci sayısından daha yüksek. • Tüm bölgelerde erkek öğretim elemanı sayısı kadın öğretim elemanı sayısından daha yüksek. Güneydoğu Anadolu bölgesinde ise bu fark oransal olarak diğer tüm bölgelerden daha fazla. Uluslararası kıyaslama da yapıldı Atlasta yer alan bazı veriler, ülkeleri uluslararası düzeyde karşılaştırma imkanı sunan TIMSS verileridir. Bu nedenle Türkiye Eğitim Atlası’nda, Türkiye’nin mevcut durumunu uluslararası ortalama ile de kıyasladık. TIMSS 2011’e katılmış ülkeler arasında Rusya Federasyonu ve Türkiye İnsani Gelişmişlik Endeksi ile Dünya Bankası’nın yaptığı gelir seviyesi ayrımında aynı aralıkta yer almaları sebebiyle, bu iki ülkenin durumunun karşılaştırılması da önemli bilgiler sağlıyor. Bu karşılaştırmalar ile TIMSS sonuçlarına baktığımızda dikkat çekici bazı veriler şöyle sıralanabilir: • Türkiye’de evlerinde eğitim kaynağı az düzeyde olan öğrenci oranı yüzde 54. Bu oran uluslararası ortalamada yüzde 21, Rusya Federasyonu’nda yüzde 19. • 4’üncü sınıf düzeyinde temel beslenme eksikliği nedeniyle öğretimi aksayan öğrenci oranı Türkiye’de yüzde 74, uluslararası ortalamada yüzde 29, Rusya Federasyonu’nda yüzde 17. • 4’üncü sınıf düzeyini içeren okullarda kütüphanesi olmayan okul oranı Türkiye’de yüzde 24 iken, bu oran uluslararası ortalamada yüzde 13, Rusya Federasyonu’nda ise sadece yüzde 1. OECD verilerine dayalı bazı sonuçlar ise aşağıdaki gibidir: • 2011 yılında Türkiye’deki yetişkin nüfusun yüzde 68’i ortaöğretim düzeyi altında eğitime sahip. OECD ülkeleri ortalamasında ise bu oran yüzde 25. • 6-15 yaş aralığında öğrenci başına yapılan harcamada Türkiye, Lüksemburg’un onda biri düzeyinde. Harcama sıralamasında Türkiye 19 bin 821 dolar ile son sırada, Lüksemburg 197 bin 598 dolar ile ilk sırada alıyor. • Sosyal, kültürel ve ekonomik (ESCS indeksi) olarak alt düzeydeki (-1 altı) öğrenci oranı Türkiye’de yüzde 69, Rusya Federasyonu’nda yüzde 12, OECD ülkeleri ortalamasında ise yüzde 15. • 3-4 yaş nüfusunda bir eğitim kurumuna kayıtlı nüfus oranı Türkiye’de yüzde 12, Rusya Federasyonu’nda yüzde 73, OECD ülkeleri ortalamasında yüzde 74, Avrupa Birliği ortalamasında ise yüzde 81. Selçuk PEHLİVANOĞLU - Türk Eğitim Derneği Genel Başkanı / HÜRRİYET
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.