Prof. Nurullah Çetin: ''Bakü direnişi, Turancı bir direniştir''

Prof. Dr. Nurullah Çetin Kocaeli'de Azerbaycan Türkleri ve tüm Türk dünyasına yönelik panelde konuştu. Çetin Bakü direnişinin bölge, Türk Dünyası ve Azerbaycan halkı için taşıdığı önemi gündeme getirdi.

Prof. Nurullah Çetin: ''Bakü direnişi, Turancı bir direniştir''

Prof. Dr. Nurullah Çetin Kocaeli'de Azerbaycan Türkleri ve tüm Türk dünyasına yönelik panelde konuştu. Çetin, Bakü direnişinin bölge, Türk Dünyası ve Azerbaycan halkı için taşıdığı önemi gündeme getirdi. Yoğun kar yağışı olmasına karşın programını iptal etmeyerek panele katılan Prof. Dr. Nurullah Çetin konuşmasında şunları söyledi; ODLAR YURDUNA GÖKTEN ATEŞİN YAĞDIĞI GÜN: 20 YANVAR 1990 1990 yılında 19 Ocak gecesi Sovyet ordusu adlanan Komünist Rus terör çetesi, 60.000 askeriyle her türlü gelişmiş silahlarla, tanklarla, Azerbaycan Türkünün kalbine; Bakü’ye ayıların bostana daldığı gibi daldılar. Kimlik ve kişiliklerine uygun şekilde vahşice, gaddarca, barbarca, kuduz köpekler gibi saldırarak, rastgele ateş açarak binlerce Azerbaycan Türkünü şehit ettiler. Ancak 137’sinin kimliği tespit edilebildi. Ama pek çok Türk'ün kimliği belirlenemedi. Yüzlerce Türk şehidi Hazar denizine attılar. O zamanki Sovyet Anayasasına göre ölü sayısı 150’den fazla olursa devlet Başkanı değişiyordu. Bu olmasın diye Ruslar şehit sayısını 143 olarak açıkladılar. Azerbaycan Halk Cephesi liderlerini ve istiklalci Azerbaycan Türklerini tutukladılar. Bu insanlık dışı katliam, tarihe “20 Ocak Katliamı” ya da “20 Yanvar Gırgını” olarak geçti. Komünist Rus eşkiyasının Bakü baskınının 2 amacı vardı: 1. Bağımsızlık isteyen Türk cumhuriyetlerine gözdağı vermek istiyorlardı. Zira Azerbaycan Türklerinin hürriyet mücadelesi o kadar büyümüş, o kadar kararlı ve kesin bir hal almıştı ki bundan epey ürktüler. Ayrıca tam istiklalci ve Türk milliyetçisi Halk Cephesini yok etmeyi amaçladılar. 2. Azerbaycan Türklerini sindirip Ermenileri şımartarak onlara haksız yere Türk’ün toprağını vermek, her türlü imkânı sağlamak istiyorlardı. O zaman Azerbaycan Türkleri hep birden ayağa kalkarak hem Sovyet Rus emperyalizmine karşı, hem de Rus emperyalizmin işbirlikçisi, yardımcısı olan saldırgan Ermenilere karşı direndiler. O zamanki Azerbaycan istiklal direnişi, pek çok bakımdan bizim Anadolu Türklüğünün 1919-1922 arasında ortaya koyduğumuz Haçlı İtilaf devletlerine ve onların içimizdeki yerli işbirlikçisi olan Ermeni ve Rum terör örgütlerine, çetelerine karşı verdiğimiz mücadeleye benziyor. 19 Ocak 1990, 19 Mayıs 1919’un devamı ya da tekrarıdır. Azerbaycan Türkünün millî direniş günüdür. Bu tarihte 3 tane 9 var. 19 Mayıs 1919 günü de Anadolu Türklüğünün direniş günüydü. Bunda da 3 tane 9 vardır. O gün Azerbaycan Türklerinin uranı, sloganı, Başbuğ Atatürk’ün şiarıydı, yani “ya istiklal ya ölüm”dü. Onlar, Anadolu Türkleri gibi Emperyalist Rus işgali altında yaşamaktansa ölmeyi seçtiler. Bakü direnişinin öncüleri, kahraman yiğitleri sayıca azdı, silahsızdı ama istiklal ve hürriyet özlemleri o kadar büyüktü ki imkân yoksa iman var dediler ve cesurca düşman üzerine yürüdüler. Aynen İstiklal Harbinde atalarımızın hiçbir imkânları olmadığı halde imanlarıyla işgalci Haçlı emperyalist Batılı İtilaf Devletlerine karşı yürüdükleri gibi. O zaman istiklalin yıldızı ve sembol ismi, tarihin nadir ürettiği büyük kahramanlardan biri olan Türk Beyi Ebulfez Elçibey’di. Bizim 1919’da çıkardığımız Başbuğ Mustafa Kemal Atatürk, 1990’da Azerbaycan’da Elçibey olarak dirildi. Elçibey ayrı, bağımsız, kendi başına bir birey değildi. O, Mete Han’ın, Kürşad’ın, Alparslan’ın, Osman Beyin, Fatih’in, Kanuni’nin, Atatürk’ün istiklalci ruhunun 1990’da yeniden doğan bir bedeniydi. 19-20 Ocak 1990 sıradan bir tarih değildir. Bu tarih, Azerbaycan Türklüğünün diriliş, direniş, silkiniş, kendine geliş ve istiklali isteyiş tarihidir. O gün Rus-Ermeni işgaline, istilasına, barbarlığına, vahşetine karşı direnerek şehit olan yüzlerce Türk, aslında Çin esaretine ve emperyalizmine isyan eden Kürşat ve 40 çerisinin torunları idiler. 630 yılında Göktürk Devleti Çin esareti altına girdi. Türk Kağanının oğlu Kürşat, 40 arkadaşıyla birlikte 639 yılında Çin sarayını bastı, ama sayıları az olduğu için kum gibi kalabalık Çin ordusu tarafından tamamı öldürüldüler. Bunların ölümü aslında bir yol açmaydı. Bunlar yolu açtılar ve daha sonra Göktürkler Çin esaretinden kurtulup özgürlüğüne kavuştular. Aynen bunun gibi Elçibey‘in mücahitleri olan şehit yüzlerce Azerbaycan Türk’ü Kürşad’ın torunları idiler. Zira bunlar şehit oldu, ama daha sonra çok kısa sürede hem Azerbaycan, hem de diğer esir Türk devletleri Rus esaretinden kurtulup özgürlüğe kavuştular. Esarete, işgale, istilaya karşı her zaman kendini feda eden fedai, fedakâr, akıncı bir öncü kuvvet lazımdır. 20 Ocak günü elbette şehitlerimizi anma günü olarak bilinebilir ama bunun yanında bugün, asıl olarak Türk istiklal günü olarak ilan edilmelidir. O direniş tam bir istiklal direnişi idi. Bahtiyar Muallim’in deyişiyle: İnsan, insan olur öz hüneriyle Millet, millet olur hayrı şerriyle Toprağın bağrına cesetleriyle Azatlık tohumu ekti şehitler! O direniş, bir bayrak direnişi idi. Mehmet Emin Resulzade’nin “Bir kere yükselen bayrak bir daha inmez” iradesi, o gün milyonlarca Azerbaycan Türklüğünün kalbinde ete kemiğe büründü. O direniş, bir vatan mücadelesi idi. Azerbaycan Türklüğünün kutsal vatan topraklarını hem Rus, hem Ermeni işgalinden kurtarma savaşıydı. Abbas Sehhet’in dediği gibi: “Könlümün sevgili mehbubu menim Vetenimdir, vetenimdir, vetenim. Vetenim verdi mene nan u nemek, Veteni mence unutmaq, ne demek? .............. Veteni sevmeyen insan olmaz, Olsa da ol şexsde vicdan olmaz.” O direniş, Azerbaycan Türklüğünün Rusçaya karşı Türkçeyi koruma savaşı idi. 19 Ocak 1990, Lenin Meydanını Azadlık Meydanı yapma direnişinin başlangıcıdır. Yani Lenin sömürgeciliğine, emperyalizmine, köleliğine, esaretine karşı Azerbaycan Türklüğünün azadlığı yani özgürlüğü, hürriyeti, istiklali seçme mücadelesidir. O gün bir milletin kadınıyla erkeğiyle, çoluğuyla çocuğuyla toptan ayağa kalktığı, hürriyet ve istiklal için her fedakârlığı yapmaya hazır olduğu bir gündür. O gün karanfilin tanka, kelebeğin ayıya karşı direniş destanının yazıldığı gündür. O gün karanfillerin ağladığı gündür. Zira Azerbaycan Türk edebiyatında karanfil aslında aşkı, sevgiyi, güzelliği, doğallığı, mutluluğu, vatan hasretini ve millet sevgisini temsil eder. Ama o güne kadar gülen karanfiller ağladılar. O gün Türk’ün dayanışma ve millî birlik günüdür. Her fikirden, her cinsten, her yaştan, her meslekten Azerbaycan Türkü bir bilek bir yürek olmuştu. Bakü direnişi, Turancı bir direniştir. O direnişle Kuzey Azerbaycan Türkleri şunu demek istemişlerdir: “Ey dünya Türklüğü, birleşiniz ve hürriyetinizi, istiklalinizi, refahınızı, huzurunuzu, geleceğinizi, güvenliğinizi kendi ellerinizle kazanınız.” Bu direniş bir milliyet, bir kimlik direnişidir. “Biz Azeri değil Türküz” direnişi idi. Zira Stalin döneminde kimliklerinde Türk yazan bu halka “Artık Türk değil, Azerisiniz” denmişti. İşte 20 Ocak başkaldırışı, biz Azeri değil Türküz, bizi büyük Türk dünyasından, büyük Türk milletinden ayırıp ayrı bir millet haline getiremezsiniz direnişi idi. Bakü destanı, Azerbaycan Türklüğü ile Anadolu Türklüğünün birleştiği, kaynaştığı, tek millet olduğu gündür. Büyük Türk birliği olan Turana giden yolda önemli bir kilometre taşıdır. Zira o günkü şehitler, 1918’de yine Azerbaycan’ın bağımsızlığı için yardıma giden ve şehit olan Anadolu ve Azerbaycan Türklerinin toprağa verildiği yere defnedildiler. O şehitlik, Sovyet zamanında Dostluk Parkı yapılmıştı. Ama o gün bu park, eski haline, şehitlik haline getirildi, Şehitler Hıyabanı yani Şehitler Bahçesi oldu. Bakü direnişi, Rusların her türlü imkânına karşı Azerbaycan Türklerinin sadece imanının direnişidir. Bakü direnişi, uzun zamandır Rusların Türkistan Türklerinin Türklüğünü ve Müslümanlığını yok ederek mankurtlaştırma çalışmalarına karşı asaletli bir bozkurt isyanı idi. Bakü direnişi, Rusların Türk dünyasını enternasyonalizm, komünizm, ateizm içinde silme çalışmalarına karşı Müslüman Türk kimlik ve milliyetini yeniden diriltme cihadıdır. Bakü direnişi, Azerbaycan Türklüğünün Rusların kendilerini hapsettiği Komünizm Ergenekon zindanından çıkış ve huruç harekâtıdır. Bakü direnişi, Azerbaycan ve diğer Türk devletlerini Rus beyliği altında derebeyleştirerek köleleştirme tavrına karşı şahsiyetli, soylu bir direniştir. Yani biz derebeyi değil bey olacağız isyanıdır. Selam, Bütöv Azerbaycan Türkleri'ne!.... Selam, bütün Acundaki Türk soydaşlarımıza!... Durdukça bedende can, yaşa yaşa Azerbaycan!.. Prof. Dr. Nurullah Çetin
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.