Okullarda merkezi tatil mi yoksa esnek tatil mi daha iyi?

Tıpkı üniversitelerde olduğu gibi ilk ve orta dereceli okullarda da bölgeler arası farklı akademik takvim uygulanabilir mi?

Okullarda merkezi tatil mi yoksa esnek tatil mi daha iyi?

Yarıyıl tatilinin yarısı bitti bile. Ama öğrencilere sorsanız, daha hiçbir şey anlayamadılar. Bir çoğu, soğuktan dışarı çıkamıyor. İşte bu nedenle, bölgelere hatta illere göre esnek tatil konusu bir kez daha gündeme geldi. Onca sorun varken, başımıza bir de bunu çıkartmayın diyenler mutlaka çıkacaktır ama biz yine de bu konuya kafa yoralım... Bölgelere göre farklı tarih Temel Eğitim Kanunu’na göre, ilk ve orta dereceli okulların 180 işgünü açık olması gerekiyor. Kanun, bu 180 günlük sürenin başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenmesini ise valiliklere bırakıyor. Yani tıpkı üniversitelerde olduğu gibi ilk ve orta dereceli okullarda da bölgeler arası farklı akademik takvim uygulanabilir. Bu öneri yıllardır konuşuluyor ama nedense bir türlü hayata geçmiyor. Gerekçe çok ama hangisi doğru, hangisi senaryo belli değil. Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu yönde karşı görüşü var mı, o da belli değil. Örneğin farklı akademik takvim eğitimin birlik bütünlüğünü bozar diyenler de var, turizme sekte vurdurur diyenler de var. Ama fiiliyatta farklı uygulamaya zaten çoktan geçildi. Kışın çok yoğun geçtiği bölgelerde 15 günlük yarıyıl tatili genelde bir ayı aşıyor. Sıcak bölgelerde de yaz tatili mayısın sonunda başlıyor. Yıllarca siyah önlükte niye inat ettiysek, şimdi de farklı akademik takvim konusunda aynı inadı sürdürüyoruz. Oysa enine boyuna tartışılmalı ve doğru olan mevcut sistemse bu tartışmalar ortadan kalkmalı, yok eğer farklı tarihlerde açılış, kapanış kararı çok daha avantajlı ise en azından pilot uygulamaları başlamalıdır... Eğitimde yeni arayışlar Son yıllarda teknolojideki hızlı değişime ne kadar ayak uydurduğumuz tartışılabilir. Bu sadece bizim ülkemizde böyle değil, tüm dünyada aynı. Bu yüzden de zorunlu temel eğitim süreleri sürekli artıyor. Ülkemize göz atalım, Cumhuriyet’in ilk yıllarında 3-4 yıllık temel eğitim yeterliydi. Sonra 5 yıla çıktı. 8 yıla çıkması çok sancılı ve geç oldu. 12 yıllık temel eğitime de şimdilik kâğıt üzerinde geçebildi. Ortaokulu bitiren öğrencilerden çok önemli bir bölümü, zorunlu eğitim kapsamında olmalarına karşın ya sokakta ya da açık lisedeler. Belki 20 yıl sonra, 12 yıl da yetersiz kalacak! Çünkü günümüz insanının, günümüz koşullarına ayak uydurabilmesi için çok daha fazla donanıma ihtiyacı olacak... En çok tatil bizde! Dünyadaki eğitim sürelerine baktığımızda, en kısa eğitim süresine sahip ülkeler kategorisinde yer alıyoruz. Gelişmiş ülkelerde yıllık öğrenim süresi 220 ile 250 gün arasında değişirken, biz de 180 işgünü. Onun çoğu da yarım gün. Çünkü neredeyse okullarımızın pek çoğunda, özellikle de büyük kentlerde yarım gün eğitim veriliyor. Yani onlarda 220 tam gün eğitim verilirken, biz de 180 yarım gün eğitim var. O da bazen kar, kış, bayram ya da idari tatillerle kuşa dönüyor. Ondan sonra da Türkiye eğitimde neden bu kadar geri diye ahkâm kesiyoruz... Hangi ülkede, okula gidilmeyen gün sayısı, gidilen daha fazla? Hangi ülkede çocukların okulda geçen süreleri, sokaktan daha az?.. Eğitim adına sorgulamamız gereken pek çok konu var. Ama nedense kısır tartışmalara takılıp kalıyoruz. Daha da vahimi ortaya bir eleştiri konulduğunda hemen alınganlaşıyoruz. Oysa bu sorunlar ne bugünün sorunları, ne de sadece bize özgü... Süre mi önemli, içerik mi? Şimdi bazıları çıkıp eğitim süresini 180’den 240 güne çıkartsanız ne olacak diyebilir. Hatta liseleri örnek verip, 3 yıldan 4 yıla çıktı da ne oldu diye de hesap sorabilirler. Eğer bu kafayla gidersek haklılar ama elbette sadece süre değil içerik de A’dan Z’ye değiştirilmelidir. Zaten bu konuda farklı düşünen de yok gibi. Peki, o zaman neden ezberci, dayatmacı test sisteminden vazgeçip soran, sorgulayan, meslek sahibi, üretken gençler yetiştirmiyoruz?.. Özetin özeti: Eğitimin çok önemli olduğunu ne zaman anlayacağız?.. Abbas Güçlü / MİLLİYET
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.