Öğretmen sistemin kalbi!

Aslında eğitim ‘sistemi’nin kendisini bir türlü değiştiremedik. Sistemi oluşturan belirli parçaları sürekli değiştiriyoruz, doğrudur.

Öğretmen sistemin kalbi!

Aslında eğitim ‘sistemi’nin kendisini bir türlü değiştiremedik. Sistemi oluşturan belirli parçaları sürekli değiştiriyoruz, doğrudur. Fakat, sistemin genelini değiştirmediğimiz için, değişen parçaların çoğu elimizde kalıyor ve yeniden değiştiriyoruz. Bir de bazı parçalar var ki, özellikle karar vericiler, gücü ele geçirdiklerinde ilk bunlara yöneliyorlar: Sınav sistemi gibi. Eğitim, birçok alt sistemden oluşan çok geniş bir alan ve bizim bunu gerçekten baştan aşağı ele almamız gerekiyor. Hemen sıralayabileceğimiz alt sistemlerden bazıları, sisteme girecek öğretmenlerin eğitimi, işe alımları ve işte devam etme süreçleri, öğretim programları, ölçme ve değerlendirme yaklaşımları, okulların fiziki yapılanmaları, yöneticilerin yetiştirilmeleri ve işe alımları, finansal yapılanma, eğitim kademelerinin belirlenmesi vs. Bugün, listeyi uzatabileceğimiz bu alt sistemlerin bence en önemli öğesine, öğretmen eğitimine, biraz bakmak istiyorum. Sistemin kalbi, öğretmendir. Artık gelişmiş ülkelerin ve eğitim reformlarında başarılı olmuş ülkelerin en önemli ortak noktası, eğitimin kalitesinin ancak öğretmeninin kalitesi kadar yüksek olacağı olgusudur. Yeni öğretmenler deneyimlilerden öğreniyor Son yıllarda başarısı ile öne çıkan Asya ülkelerinde örneğin, öğretmen adaylarının seçimi ve eğitimine, öğretmenler arasında işbirlikçi ve paylaşımcı çalışma ortamlarının sağlanmasına ve yatırımların sınıftaki öğrenci sayısının azaltılmasından ziyade öğretmen kalitesine yapılmasına büyük önem verildiğini görüyoruz. Öğretmenler düzenli olarak birbirlerinin derslerine gözlem amaçlı giriyorlar (yeni öğretmenlerin deneyimli öğretmenlerden öğrenmesi, farklı öğretim tekniklerini birbirlerinden öğrenmeleri, okul müdürünün performans değerlendirme ya da yapıcı gelişimsel geri bildirim vermesi amacıyla). Öğretmen performansının takibi açısından da bu gözlemler çok önemli bir yer tutuyor. İyi ders örnekleri ve etkinlikler sürekli kameraya alınıyor, kurulan ‘model derslikler’de bir kamera öğrenci etkinliklerini, diğer kamera öğretmeni çekiyor. Bu dersler yerel yönetim tarafından internet ortamında öğretmenlerle paylaşılıyor. Öğretmenlerin performansı değerlendirilirken, öğrencinin sınıftaki etkinliklere dahil olma oranı ve öğrenci etkinliklerinin ne kadar iyi tasarlandığı dikkate alınıyor. Öne çıkan başarısıyla neredeyse ‘eğitim turizmi’ gibi bir sektörün başladığı Finlandiya’da da, başarının anahtarı öğretmen eğitimine verilen önemde. Bu ülkede yapılan eğitim reformları özellikle öğretmen yetiştiren kurumların kalitesinin arttırılması, öğretmenlik mesleğine yönelik profesyonellik algısı ve kültürünün geliştirilmesi, hizmetiçi öğretmen eğitimleri ve bu meslekte devamlılığının sağlanması gibi unsurlara önem veriliyor. Türkiye’de durum nedir? Tek amacı öğretmen yetiştirmek olan eğitim fakültelerinin mevcut durumlarını iyileştirmek ve kalite çıktılarını değerlendirmek bir yana, YÖK’ün geçen haftalarda kamuoyuyla paylaştığı gibi, başka fakülte mezunlarına da öğretmenlik uygulaması yapmadan dahi pedagojik formasyon verme çabasını görüyoruz. Bahçeşehir Üniversitesi’nden çok kıymetli Ali Baykal hocamın da dediği gibi, “Her Türk öğretmen doğar” görüşünün bir uzantısı karardır bu. Sistemde istediğiniz değişikliği yapabilirsiniz, ama sonuçta bütün bu değişim sürecinin en önemli paydaşı ve uygulayıcısı, öğretmendir. “Eğitimin kalitesi, öğretmeninizin kalitesi ile ölçülür” inancı bu yüzden değer bulmalı. Ve, herkesin eline öğretmenlik sertifikası vermekle değer bulamaz. Geçenlerde dijital vatandaşlığın ne olduğunu anlatan bir video izledim. Bir doğumhanede, bebek annesinin karnından çıkar çıkmaz doktorun cep telefonunu alıyor, selfieler çekiyor, birilerine hemen e-posta atıyor, ve herkes şaşkınlıktan küçük dilini yutuyor ve bayılıyor. Ben de o filmin sonuna şunu eklemek istiyorum: Türkiye’de doğan her çocuğun eline, ‘ileride lazım olur’ diyerek bir pedagojik formasyon sertifikası verelim, olsun bitsin bu iş. Yrd. Doç. Dr. Sinem VATANARTIRAN - Bahçeşehir Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Müdürü Hürriyet-Eğitim
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.