Lego, “Daha Fazla Oyun” Diyerek Eğitim Sistemlerini Değiştirmeye Hazırlanıyor

Lego Vakfı Başkanı Hanne Rasmussen, ebeveynlerin, oyunun çocuklarının hayatlarındaki yerini onları daha rekabetçi bi dünyaya hazırlamak adına giderek azalttıklarını söylüyor.

Lego, “Daha Fazla Oyun” Diyerek Eğitim Sistemlerini Değiştirmeye Hazırlanıyor

Lego Vakfı başkanı, oyunun değerini anlayamayan velilerle okulların, oyunu bir öncelik olmaktan çıkardıklarını söylüyor. Rasmussen, “Ebeveynler ve hükümetler çocukların matematik becerileri edinmeleri ve okuma yazma öğrenmelerini daha erken yaşlara çekmeye çalıştıkça, yaratıcılığa, problem çözmeye ve empatiye fayda sağlayan erken yaşlardaki oyuna dayalı öğrenme deneyimini ıskalamış oluyorlar” diyor.

Rasmussen’e göre, son on yılda, oyuna dayalı öğrenmeyle ilgili olarak ortaya pek çok kanıt çıkmasına rağmen velilerin bundan haberi yok. “Hem formal eğitim sisteminde hem de çocukların evlerinde, oyun oynamanın değeri pek bilinmiyor. Formal sistem ve ebeveynler, belli okur yazarlık ve matematik becerilerini çocukların giderek daha erken yaşlarda edinmesini dayattıkça, bizim de oyun oynamanın gerçekten neler yapabildiğini göstermek için daha çok çalışmamız gerekiyor.”

Rasmussen’in karşı çıktığı bilgiye dayalı ve yoğun test ağırlıklı eğitim sistemi, genelde hükümetler tarafından desteklenen ama pek çok eğitimci tarafından sorgulanan bir sistem.

29 yıl önce kurulan Lego Vakfı, artık kendi gerçek gücünü göstermek için hazırlanıyor. Vakıf, şimdiye dek sayısız küçük kampanyaya sessiz sedasız nakit (ve lego parçaları) bağışında bulunurken, bundan sonra artık dünyanın dört bir yanındaki eğitim sistemini değiştirmeye yönelik kampanyalar yapmayı hedefliyor. “Dünyaya katkımız, oyun oynamayı yeniden tanımlayıp öğrenmeyi yeniden kurgulama yoluyla yerleşik kalıplara karşı çıkmaktır” cümlesi ise vakfın misyonunu özetliyor.

Lego, lego parçalarının oynayarak öğrenmek için çok değerli bir araç olduğunu söylüyor ama bunun tek şekli ve aracı Lego mu?

Cambridge Üniversitesi’nde yeni bir “Lego kürsüsü” açılması ve Eğitim, Geliştirme ve Öğrenmede Oyun Araştırmaları Merkezi için 4 milyon Pound gibi bir bütçe ayrılması da bu misyonun bir parçasını oluşturuyor. Bu kürsüye ilk atama Nisan ayında yapılacak. Vakfın, Harvard, MIT ve diğer saygın kurumlarla da başka bağlantıları bulunuyor. Bu girişimler, oyunun eğitimsel değerine akademik bir destek sağlamayı ve neyin işe yaradığını ya da nasıl ölçümleneceğini daha net bir şekilde tanımlamayı amaçlıyor. Ve en önemlisi Lego’ya savlarını destekleyecek kanıtlar sağlıyor.

Lego, dünyanın en büyük ve her hareketi haber olacak kadar ünlü oyuncak firması olsa da (David Beckham’ın bile dinlenmek için lego yaptığını biliyor muydunuz?), çocuklarımızın öğrenme şeklini etkileyebilir mi gerçekten? Dünyayı küçük kırmızı ve sarı lego parçalarının sarması ayrı bir şey, hükümetlerin zihniyetini değiştirmek ayrı bir şeydir.

Rasmussen, 1970′lerde Danimarkalı bir çocuk olarak, şimdinin çok meşgul çocuklarının programlarını dolduran planlanmış etkinliklerden çok az bulunduğu için oyun oynamaya daha fazla zamanı olduğunu hatırlıyor. “Kendi kendimize eğlenip oynamak için daha fazla vaktimiz vardı ve bu şekilde öğrenip, çok farklı şekillerde büyüyorduk” diyor. Kendisi de kız kardeşiyle Lego oynayan Rasmussen, deniz izcileriyle birlikte geçirdiği harika yılları olduğunu hatırlıyor: “Üç dört yeni yetme genç, başımızda bir yetişkin olmaksızın, hafta sonlarında küçük bir tekneyle, tamamen kendi başımıza Danimarka’nın başkentine yakın adalara giderdik.”

“Dünyanın her yerinde ebeveynlerin çocukları için ellerinden geleni yapmaya çalıştıklarını görüyoruz ama oyun gündeme alınmıyor bile çünkü anne babalar oyun oynamanın neler yapabileceğini bilmiyorlar.”

Rasmussen, meselenin, ebeveynlerin çocuklarının iyiliğini yürekten istememelerinden kaynaklanmadığını söylüyor. “Ancak küresel rekabet ve ekonomik gelişim, ebeveynlerin ve hükümetlerin aklına, 15 yıl içinde ya da hatta hemen şimdiden hayata nasıl hazır olabileceğimiz sorusunu ya da korkusunu yerleştirdi.”

Ülkeler genç nüfuslarının geride kalmasından ve iş güçlerinin hazırlıksız ve uygunsuz olmalarından korkuyorlar. “Bu durumda, veli de şunu soruyor; ‘Çocuğumun bir iş sahibi olmasını istiyorum, eğer bir işi olmazsa iyi bir hayatı da olmaz. Öyleyse çocuğumu buna nasıl hazırlayabilirim?’ Cevap da genel olarak daha belli becerileri giderek daha erken yaşlarda edinmelerine odaklanıyor.”

Lego; fiziksel, sembolik, kurallı, nesneli ve canlandırmalı oyunlar olmak üzere beş tür oyun biçimini tanımlıyor ve bunları, geliştirdikleri becerilere göre puanlıyor. Teknolojye dayalı oyunlar bile bu kapsama girebilir: Sadece ekrana bakılarak oynanan değil, çocukların teknolojiyle uğraşabilecekleri ya da Lego’nun “hem elinizle, hem de zihninizle” oynanan dediği oyunlar bunlar. Oyun oynamanın bir diğer tanımı da oyun oynamaya hazır bir zihindir. Rasmussen, “Zihniniz yeni şeyler denemeye açıktır, olumlu bir akış içindedir” diye anlatıyor bunu.
Oyun oynamanın faydalarını ortaya çıkarmak güzelliği tarif etmeye benziyor biraz. İşin içine bilimsel analizler girince büyüsü kayboluyor gibi ama bu konudaki araştırma sonuçları giderek artıyor.

Cambridge Üniversitesi’nde yürütülen ve fonu Lego Vakfı tarafından sağlanan bir projede, çocuklardan önce Lego’yla hikâyeler anlatıp canlandırmaları, sonra da bunları yazmaları istenmiş. Böylece oyun oynamanın etkileşim ve işbirliği kadar ifade ve yazma becerilerini de geliştirdiği ortaya çıkmış. Cambridge Araştırma Merkezi bu kez, erken yaşlarda oyun oynamanın küçük çocukların gelişiminde başka neleri etkilediğine bakarak oyun oynarken beyinde neler olduğunu araştıracak. Ayrıca çocukların oyunculuğunu neyin artırdığını ve bunun onların öğrenmelerini ve iyi olmalarını nasıl sağladığını ortaya çıkaracak uzun vadeli bir araştırma sürdürecek.

Rasmussen’e göre öğrenme süreci çocuk gelişimine uygun olduğu ve bütün gün sırada oturmak üzerine kurulmadığı sürece, okula başlama yaşının erken olmasında bir sakınca yok. “Erken yaşlarda -yaklaşık sekiz yaşına kadar- oyuna dayalı yöntemler çok mantıklı.” Rasmussen bu cümleyi, Yeni Zelanda’da yapılan ve erken yaşlarda okuma yazma dersleri alan çocukların 11 yaşına geldiklerinde daha iyi okumadıklarını, hatta okumaktan uzaklaşabildiklerini gösteren bir araştırmadan alıntılıyor.

Lego endişeli ebeveynleri ve hükümetleri ikna ederek oyun oynamaya güvenmelerini sağlayabilecek mi?

Hayatının bir döneminde, birkaç tane de olsa Lego parçası birleştirmiş insanların Lego’ya kulak vereceklerinden emin olabilirsiniz.
Bu yazı ÇEKMEKÖY FİNAL OKULLARI tarafından desteklenmektedir.
Kaynak:theguardian.com

Kaymakam yapıyorsa öğretmen neden yapmasın TIKLA OKU

Öğretmenim öğrenciye sakın dokunma TIKLA OKU

FACEBOOK ÖĞRETMENLERSİTESİ GRUBUNA KATILMAK İÇİN TIKLAYIN

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.