Küçük Çocuklar Neden Hareket Ederek Öğrenirler?

Kızlarımdan birisi kendi etrafında dönerken bir prensesle ilgili bir hikâye anlatıyor. Diğeri ise bir koliden yaptığı uzay gemisine ufak karton kutulardan pervaneler eklemiş, uydurma roketine durmadan inip biniyor.

Küçük Çocuklar Neden Hareket Ederek Öğrenirler?

Dışarıda kar yağıyor, bu yüzden onları kendi kendilerine oynamaya bıraktım, ben de temizlik yapıp yemek hazırlıyorum. Bebeklikten yeni çıkmış kızım kendi etrafında dönerek prenses hikâyesi anlatırken aslında kendisini onunla özdeşleştiriyor, prensesin kişiliğini ve vereceği tepkileri kuruyor kafasında. Bir kuleye hapsolmuş prensesin cesaretiyle empati kurabildiğimiz, olay örgüsü ve karakter gelişimi olan basit bir hikâye aslında bu kurgu. Birinci sınıfa giden kızımın uzay gemisinde ise bir pilota, boyutları ve ölçekleri ayarlayacak bir başkasına ve bir hikâyeye gerek var. Bu yüzden kızım roller ve perspektifler arasında sürekli gidip geliyor; bir düşünüp taşınıyor, bir gemiyi inşa ediyor.

Çocukların bilgiyi, yaparak ve kendi deneyimlerinden yola çıkarak edindikleri bu deneyimsel öğrenme biçimlerinde hareket, hayal gücü ve çocukların kendilerinin yönettiği oyunlar vardır. Ancak küçük çocukların çoğunun günlerini masa başında test çözerek geçirdiği Amerika’daki erken çocukluk sınıflarında bu tür öğrenme biçimlerine giderek daha az rastlanıyor. Virginia Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırma, 1998’e oranla çocukların kendi başlarına öğrenme ya da serbest hareket etme zamanlarının çok daha az olduğunu gösteriyor.

Üç ve altı yaşındaki kızlarım hâlâ kendi bedenlerine alışmaya çalışıyorlar. Fiziksel olarak nasıl manevralar yapabileceklerini, boşlukta kendilerini nasıl yönlendirebileceklerini öğreniyorlar. Pediatrist Vanessa Durand’ın belirttiği gibi, çocukların gelişim aşamalarını tamamlayabilmeleri için hareket özgürlüklerinin olması gerekiyor. “Çocuklar çevrelerindeki dünyayı duyuları yoluyla tecrübe ederek öğrenirler. Özellikle küçük yaşlarda hareketlerinin sınırlanması, deneyimsel öğrenme sürecini sekteye uğratır.”

Hareket etmek çocukların kavramları eyleme dönüştürmesini ve deneme yanılma yoluyla öğrenmesini sağlar. Lesley Üniversitesi’nde profesör ve Çocukluğu Geri Almak kitabının yazarı olan Nancy Carlsson-Paige, “Bir anasınıfına girdiğinizde her şeyin hareket halinde olduğunu görürsünüz” diyor. “Çocuklar bir etkinlik için malzeme alırlar, yerlerine geçerler, yapmak istedikleri şey için başka bir şeye ihtiyaçları olup olmadığına karar verirler, bir bloğun diğer blok parçalarına uyup uymadığını, başka bir parça daha gerekip gerekmediğini, eserlerinin dengeli ve simetrik olup olmadığını kontrol ederler. Çocuklar sürekli olarak böyle hareket edip bir şeyler oluştururken tüm bu matematiksel kavramlar ortaya çıkar.”

Araştırmalar tekrar tekrar, çocukların sınıfta hareket etmesi gerektiğini gösteriyor. Bellek ve hareket birbirine bağlı olduğu gibi, beden bir öğrenme aracıdır, öğrenmenin önüne engel koyan bir barikat değil. Enerjisini hâlâ üzerinden atamamış ama okulda geçirdiği yedi saatten sonra bir de ödev yapması gereken bir anasınıfı öğrencisiyle eve dönen her anne baba, bugünlerde çocukların sıralarında neden kıpırdamadan duramadığını kolaylıkla anlayacaktır. Araştırma çalışmalarında teneffüs konusuna daha fazla rastlanıyor ve teneffüsün önemli eğitim ve çocuk gelişimi üzerinde önemli etkileri olduğu ortaya konuyor. Öğrencilerin 15 dakikalık teneffüslerde daha fazla hareket etmesine ve oyun oynamasına olanak sağlayan okullar, öğrencilerin dikkat aralığının arttığını görüyorlar. Carlsson-Paige’nin belirttiği gibi, “Teneffüs erken çocukluk dönemi eğitiminde ayrı bir şey değildir.”

Lesley Üniversitesi’nde erken çocukluk eğitimi profesörü olan Ben Mardell, yetişkinlerin çocukların oyun yoluyla öğrenmesine katıldıklarında bile serbest hareketi sınırladıklarını belirtiyor. “İşin içine formal bir yönerge girdiğinde o artık oyun olmaktan çıkıyor” diyor Mardell. “Oyunda, oyun oynayan kişi katılmayı seçer, bir hedef belirler, kuralları bulur ve yönlendirir. İşin içine, ‘Bunu şöyle yapmamız gerekiyor’ diyen bir yetişkin girdiğinde, oyunun pek çok önemli gelişimsel faydası ortadan kayboluyor.”

Oyun sadece öğrenmenin bir parçası olarak değil, sağlıklı sosyal ve duygusal işlevlerin temelinin atılabilmesi bakımından da önem taşıyor. Öğretmenler sınıflarına daha fazla hareket getirebilmenin yollarını arıyorlar. Daha önce New York’da devlet okullarında birinci sınıf öğretmenliği yapmış ve şimdi çocuklar için yoga eğitmeni olan Lani Rosen-Gallagher, bu düşünce şeklinin nasıl değiştiğini şöyle açıklıyor: “Öğrencilerimi her on beş dakikada bir sıralarından kaldırıp onlardan yoga pozisyonları olan Savaşçı ya da Aslan Nefesi pozisyonuna geçmelerini istiyordum ve bu şekilde onlarla on beş dakika daha çalışabiliyordum.” Gallagher, böyle hareket etmenin çocuklara öz farkındalık ve öz düzenleme becerilerini geliştirmelerini ve bedenleriyle bağ kurarak kendilerini düşünen bireyler olarak tanımalarını sağlayan bir alan tanıdığını söylüyor.

Oyuna dayanan anaokulları ve açık oda planları, karışık yaş grupları, yaratıcılık ve bağımsızlığı vurgulayan yenilikçi okullar giderek daha fazla rağbet görüyor. Çocukları belli bir amaçla hareket ettirmeye yönelik, yoga, meditasyon, dövüş sporları gibi programlar da ilgi görüyor.

Durand’a göre, daha az oyun ve hareket küçük çocuklarda bile kaygı bozukluğuna yol açtığı ve giderek daha fazla çocuk terapiste ihtiyaç duyduğu için bu yöntemler küçük çocukların zihinlerinin ve bedenlerinin ihtiyaç duyduğu bazı şeyleri onlara geri vermeye çalışıyor. Nefes ve yoga gibi farkındalık çalışmaları çocuklardaki DEHB’nin (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) temel belirtilerini ortadan kaldırabildiği gibi, sanatla uğraşmak kendini ifade etme ve motor becerisinin gelişimini sağlıyor.

İngiltere’deki Bangor Üniversitesi, Psikoloji Okulu’nda profesör olan Emily Cross, hareketin bellek ve öğrenme üzerindeki etkisini şöyle açıklıyor: “Öğrenen kişi o anda bir şey yapıyor, hareket ediyor ya da etkileşimde bulunuyorsa, bunlar beynin çalışma biçimini değiştirerek çocukların öğrenme sürecini hızlandırabiliyor.” Cross’un belirttiğine göre, pasif öğrenmenin idaresi kolay olsa da bu, beyin etkinliğine iyi gelmiyor. Araştırmalarını ergenlik öncesi çocuklar ve genç yetişkinler üzerine yoğunlaştırmış olan Cross, öğrenen kişilerin vücutlarını müzikle, bazen ekrandaki simgelere göre hareket ettirdiklerinde pasif öğrenmeleri istendiği zamana göre çok daha yüksek bir performans gösterdiklerinin bariz olduğunu belirtiyor. “Öğrenme bağlamına dans ve müziği kattığımızda beyin etkinliklerinde çarpıcı değişiklikler gözleniyor.” Diğer bir deyişle, insanlar sadece izlemek yerine bedenlerini de işin içine katıp hareket ettiklerinde yeni şeyleri daha kolay öğreniyorlar.

Bu araştırma bulguları, aktif öğrenmeyi öne çıkaran eğitimcilerin gözlemlerini ve yöntemlerini destekliyor. Connnecticut’ta, doğrudan yönergeyle öğrenme yerine deneyimsel öğrenmeyi ön plana çıkaran Bethesda Yuva’da yönetici ve öğretmen olan Sara Gannon, “Maalesef çocuklar üzerinde çok fazla baskı var ve küçük çocuklar henüz hazır olmadıkları şeyleri yapmaya zorlanıyorlar” diyor. “Elbette onlara harfleri ve seslerini, sayıları ve miktarları öğretiyoruz ama bunu belli bir bağlam içinde, tecrübeler üzerinden yapıyoruz. Bu uygulamalı bir eğitim demek; bir çocuğun bahçede bulduğu meşe palamutlarını sayıyor, ahşap bloklarla yapılar oluşturuyor ya da yürürken trafik işaretlerine bakıyoruz.” Günümüz koşullarında okulların çocukları sınavlara hazırlama gerekliliği yüzünden, bu tür gelişime yönelik programlar çocuklar için faydalı olsa da özellikle de eğitim imkânı az olan kesimlede uygulanması zor görünüyor.

Kızlarım kendi etkinlik istasyonlarını ve hayal gücüne dayanan dünyalarını yaratmaya devam ederken çocukların yaptıklarıyla onlardan beklenen şeyler arasındaki zıtlık ortadaydı. Çocukların herhangi bir yapıya ihtiyacı yokmuş gibi davranmak ya da akademik becerilerin okulda önemli olmadığını söylemek de akıllıca değil. Bununla birlikte, erken çocukluk sınıflarının giderek artan zor akademik standartlara uyarken küçük çocukların öğrenme biçimlerinden uzaklaştığını görmek gerekiyor.
Kaynak:theatlantic.com/education/archive/2016/05/why-young-kids-learn-through-movement/483408/

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.