Kuantum Mekaniğin Galat-ı Meşhurları-1: Belirlenimsizlik, Belirsizlik, Kesinsizlik...

Türkçe metinlerde, çoğu zaman bir yanlış anlamayla "belirsizlik ilkesi" denilen şey, ya kesinsizlik ilkesi ya da belirlenimsiz olgusudur.

Kuantum Mekaniğin Galat-ı Meşhurları-1: Belirlenimsizlik, Belirsizlik, Kesinsizlik...

Heisenberg'in henüz 26 yaşındayken keşfettiği kesin-sizlik (un-certainty) ilkesi, konum ve momentum gibi eşlenik niceliklerin kesin değerlerini tespit etmenin imkânsız olduğunu ifade eder. Eşlenik niceliklerin ölçümünü, komşu iki apartman arasına asılmış çamaşır makarasına benzetebiliriz. İplerden birini kendine doğru çeken hizmetli, diğer ipteki çamaşırı kendinden uzaklaştırır... Kesinsizlik ilkesi, başlangıç koşulları kesin olmayan gözlem sonuçlarına dayalı bir sistemin gelecekteki seyrini kesin olarak öngöremeyeceğimizi, öngörülerimizin olasılıklı olacağını söyler. Yani kesinsizlik, geleceği öngörme yeteneğimizin sınırlandırılmasına, böylece de epistemolojik belirsizliğe yol açar. Belirsizlik (vagueness), bir fizik sisteminin mevcut koşullarına bakıp geleceğini net olarak görememe durumudur. Kesinsizlik ise gözlem sürecinde, konumu ölçerken momentumu ıskalama, momentumu ölçerken konumu ıskalama, başka bir ifadeyle "kaş yaparken göz çıkartma" durumudur. Belirlenimsiz-lik (in-determinizm), çoğunlukla yanlış olarak belirsizlik diye çevrilir. Aslında "nedensellik" de denilen belirlenimciliğin (determinizm) olumsuzlanmış hâlidir. Aralarında fiziksel ayrıklık (mesafe) bulunan iki farklı parçacığın, hiçbir fiziksel etkileşim olmadan birbiriyle reaksiyona girmesi belirlenim-sizliktir. Dolanıklık, uzaktan etki, yerel olmayan etkileşmeler gibi bir dizi ontolojik olguya dayanır. Parçacıkların nedensiz yere birbirinden haberleri varmış gibi davranmalarıyla ilgilidir. Gözlenebilir hatta öngörülebilir belli bir neden olmaksızın bir "sonuç"un ortaya çıkmasıdır. Yani bir olaya yol açan belli bir “neden”in olmayışıdır. “Tanrı istemezse yaprak düşmezmiş!” diyen arabesk şarkıya meydan okuyarak “Nedensiz de sevilir!” der. Taş atmadan cam kırmayı mümkün kılar. Bu üç olgunun karşılaştırılması 1- Heisenberg'in kesinsizlik ilkesi, belirlenimcidir. Epistemolojiyle ilgilidir. Bir şeyi tedirgin etmeden gözlemlemenin imkânsız olduğunu söyler. Hızı ölçerken konumu, konumu ölçerken hızı daha kötü ölçeriz. Bu yüzden kuantum dünyasındaki gerçekliğin, Nietzsche’nin dediği gibi olduğu düşünülür: “Bakışlar, fırlatılmış nesneler kapsamına girer.” 2- Belirlenimsizlik ilkesi ise Einstein'ın EPR'de ortaya attığı bağlılaşım (correlation) ve dolanıklılık (entanglement) olgularının “ontolojik” bir özelliğidir. Doğadaki her olayın bir nedeni olduğunu söyleyen belirlenimcilik ilkesini ihlal eder. Bir sistemin alt unsurları arasında, hesaba katılamayan etkileşmelerin ortaya çıkabileceği anlamına gelir. “Sistem, kendisini oluşturan parçaların toplamından büyüktür”, der. Bu, 2+2’nin 4’ten büyük olduğunu söylemenin başka bir yoludur. Bu türden bir kuantum bütüncülüğü (holism), klasik kümeler kuramına uymaz. 3- Hem kesinsizlik hem de belirlenimsizlik ilkesi, modern pozitif bilimin iki temel sayıltısının ihlâl eder: a) Nedensellik, b) Gözlemden bağımsız dışsal gerçeklik (nesnellik). Bu ikisinden vazgeçmek, aslında modern bilim paradigmasından vazgeçmek anlamına da gelebilir. Modern bilim paradigmasından vazgeçmek istemiyor olabiliriz. Bu durumda şu üç modern ön kabulü yeniden gözden geçirmemiz ve yeni bir kanıt aramamız gerekir: i) iki değerli klasik mantık, ii) bilimsel realizm ve iii) sabit ışık hızı kavramlarında düzeltme yapmalı, iv) gizli değişkenler arayışına yeni bir kanıt bulmalıyız. 5-Son bir alternatif ise makro dünya ile mikro dünya arasına bir sınır çizmek, makro ile mikro dünyanın farklı yasalar tarafından yönetildiğini kabul etmek… Bu alternatifin sevimsiz bedelleri ise fiziğin birliği veya bilimlerin tekliği iddialarından vaz geçmek… Ayrıca mikro ve makro arasındaki etkileşimi açıklayan yeni büyük birleşik kuram arama zahmetine girmek... Bu üç olgunun yorumu Kuantum dünyasında gözlemden bağımsız nesnel gerçeklik yoktur ya da ışıktan daha hızlı hayaletvari parçacıklar vardır. İkinci seçeneğin doğru olması durumunda özel ve genel görelilik kuramı çöker. Bu yüzden Einstein, 1927'den 1955'e kadar kuantum mekaniğinin anlamsız, boş, saçma ve "eksik" olduğunu ispatlamak için çalıştı ama ömrü vefa etmedi. Eğer klasik mantığımız doğru ise Bell ve Aspect gibi fizikçilerin çalışmalarıyla belirlenimsizlik ispatlanmıştır. Belki de bu yüzden gizli değişkenleri artık ciddiye almamıza gerek yoktur. Elektronik posta: sevki.isikli@marmara.edu.tr
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.