İhraç edilen öğretmenler Fetö'cü açıklaması

Milli Eğitim Bakanı Yılmaz: (1) -"30 bine yakın insanın istemeyerek öğretmenlik kurumundan ilişiğini kesmek zorunda kaldık. Ama inanın ki yüzde 1 bile hata yoktur. Bunu çok net söyleyeyim"

İhraç edilen öğretmenler Fetö'cü açıklaması

Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, FETÖ'nün darbe girişiminin ardından 30 bine yakın öğretmenin ilişiğini kesmek zorunda kaldıklarına belirterek, "Ama inanın ki yüzde 1 bile hata yoktur. Bunu çok net söyleyeyim." dedi.

Yılmaz, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, bakanlığının 2017 bütçesi ile ilgili milletvekillerinin soru ve eleştirilerini yanıtladı.

"FETÖ yapılanması ile Türkiye uçurumun kenarına geldi, getirildi. Ne yapmamız lazım ki milleti bir daha böyle bir uçurumun kenarına getirtmeyelim." şeklindeki sözlere yanıt veren Yılmaz, 15 Temmuz darbe girişiminde en yüksek rütbeli askerlerin bulunduğuna işaret etti.

15 Temmuz'daki darbe girişimi sonrası tutuklananlardan 2’nci Ordu Komutanı Orgeneral Adem Huduti'nin 1973'de Kara Harp Okulundan mezun olduğunu dile getiren Yılmaz, "Herkes kendisine sorsun. Acaba bir insan ne zaman aklını, fikrini, vicdanını bir başka yere teslim eder? İlkokulda mı, ortaokulda mı, lisede mi üniversitede mi, doçent olunca mı profesör olunca mı veya yüzbaşı olunca mı, öğrencilik döneminde mi yoksa paşa olduktan sonra mı? Öncelikle bu soruya cevap bulunması lazım. Bu soruya cevap bulunursa bu süreç daha iyi anlaşılır." diye konuştu.

Eski Hava Kuvvetleri Komutanı Akın Öztürk'ün de 43 yıllık Silahlı Kuvvetler geçmişinin bulunduğunun altını çizen Yılmaz, "Dolayısıyla 70'li yıllardan başlayan bir süreçte bu insanlar ne zaman aklını fikrini bir yere teslim etti. Bir dönemin ürünü değil, toplumsal bir sorun. Bunu bilmek lazım." dedi.

"Biraz tedbir almak lazım"
FETÖ yapılanmasının bir kaydının bulunmadığını dile getiren Yılmaz, şöyle devam etti:


"Bunların liderinin talimatı ile kurulan bir sendikaya üye olmuşlar. Bunlara bir müeyyide uygulayalım diyoruz. 'Bunlar yasal sendikadır, niye müeyyide uyguluyorsunuz' diyenler var. Bunların liderinin talimatıyla kurulmuş bir banka var. Birileri gidiyor o bankaya para yatırıyor. 'Peki ya bunlar özellikle o talimatla oraya gitti, bunu kriter alalım' diyoruz. 'Banka yasal, bunu da kriter almayın' deniyor. Onların okullarına evlatlarını gönderiyorlar. 'Onu kriter alalım' diyoruz. 'O da doğru olmaz' diyorlar. 'Neden öğrencileri mağdur ediyorsunuz' deniyor. Bunlar her öğretmeni, herkesi alır mı? Kendi okullarında çalıştırmazlar diye düşünüyoruz. Tek tük olabilir de. Peki o zaman hep aynı standartta insanlar yetiştirilecek düşüncesindeler. O halde bu okula gidenlere bir müeyyide uygulayalım, 'Bu da doğru olmaz.' ByLock denen gerçekten bir sistem var, bu sistemin üyesi olmuş kriterini kullanalım dediğimizde 'Bu da olur mu' deniyor."

Kendisine gelen bazı görüşlerin sadece darbe yapanların cezalandırılması yönünde olduğunu aktaran Yılmaz, "Yani bir arabayla birisi gidiyor, duvara vurdu; arabayla giderken üç beş kişiyi yaraladı, öldürdü. Olay bundan ibaret. Arabayı sağa çek, ölenlere Allah rahmet eylesin, yaralıları da tedavi et, arabanın içindekileri de yargıla geri kalanına bir şey yok. Bildiğin gibi git. Peki 10 yıl sonra bu millet tekrar uçurumun kenarına gelmez mi? Gelir. Bunun için ne yapmak lazım. Biraz tedbir almak lazım." değerlendirmesinde bulundu.

"Eğitimi maske olarak kullandılar"
FETÖ'nün en güçlü bulunduğu yerin eğitim olduğunu dile getiren Yılmaz, "Eğitimi maske olarak kullandılar. Evlatlarımızı canlı kalkan olarak kullandılar." dedi.

Eğitimde iyi bir noktada olmaları konusunun ise bir algı sorunu olduğuna işaret eden Yılmaz, "Eğer soruları çalmışlarsa, soruları kendi öğrencilerine vererek birinci olarak gösterilmişse normal eğitim sürecinde değil de hakkın gasbedilmesi ile kazanılmış bir netice, eğitim neticesinde alınmış gibi gösterilmiş." diye konuştu.

"30 bine yakın insanın istemeyerek öğretmenlik kurumundan ilişiğini kesmek zorunda kaldık. Ama inanın ki yüzde 1 bile hata yoktur. Bunu çok net söyleyeyim." ifadesini kullanan Yılmaz, şunları kaydetti:

"Eğer onların sendikasına üye olmuşsa, onların bankasına para yatırmışsa hiç kimseyi onların okuluna gönderdi diye tek başına ilişiğini kesmedik. Milli Eğitim Bakanlığı olarak söylüyorum.

Bir terör örgütüne bir desteği var mı? Bağlantısı var mı? Eğer bir bağlantısı yoksa görevine iade edilir. Terör bağlantısı nedeniyle 11 bin açığa alınan vardı. Kimileri iade edildi, kimileri ihraç edildi, kimileri hakkında da disiplin işlemi devam ediyor. Biz gerçekten bir kuyumcu terazisiyle vicdanımızı mümkün olduğu kadar en az zararla bu sıkıntılı dönemi atlatmaya çalışıyoruz."

"Teknolojik gelişmenin olduğu yerde tek tipleştirme yapamazsınız"
Bakan Yılmaz, bir milletvekilinin sorusu üzerine Eğitim Sen'in 120 bin üyesinin bulunduğunu, soruşturmaya konu olan kişi sayısının 10 bin, FETÖ'den soruşturulanların sayısının ise 50 bine yakın olduğunu belirtti.

Güneydoğu'da teröre karşı verilen haklı ve yerinde mücadeleye karşı yapılan protestolar ve "katil devlet" sözlerinin demokratik bir hak olduğunu düşünmediklerini söyleyen Yılmaz, "Öğretmenin yeri sınıfıdır. Bunun dışında kendi siyasi tercihinde istediği gibi oyunu kullanabilir." dedi.

Eğitimde tek tipleştirmeye ilişkin iddialar üzerine Yılmaz, teknolojik gelişmenin olduğu bir yerde istense bile bunun yapılamayacağını vurguladı.

Bakan Yılmaz, "Aynı eğitim sisteminde yetiştiriyoruz ama kimisi dağa gidiyor, kimisi halkına hizmet ediyor. Aynı eğitim sisteminden çıkıyor ama kimisi darbe yapıyor, kimisi de o darbeye karşı koyuyor. Darbeyi yapanlar bu eğitim sisteminden çıktığı gibi o darbeye karşı koyanların da bu eğitim sisteminden çıktığını düşünelim. Gezi gençliği de bu eğitimden çıktı. İsteseniz de istemeseniz de tek tipleştirme mümkün değildir." ifadelerini kullandı.

Kapatılan üniversite öğrencilerinin yerleştirilmeleri
Bakan Yılmaz, FETÖ'nün darbe girişiminin ardından 15 üniversitenin kapatıldığını hatırlattı. Bu üniversitelerde öğrenim gören 64 bin 533 öğrenciden, 20 bin 110'unun devlet üniversitelerine, 25 bin 732'sinin vakıf yükseköğretim kurumlarına olmak üzere toplam 45 bin 979 öğrencinin yerleştirme işlemlerinin tamamlandığını bildiren Yılmaz, bunun dışında kalan öğrencilerin de kendi istekleriyle yatay geçişlerinin gerçekleştirildiğini ya da tercih yapmadıklarını ifade etti.

Şişli'deki Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinin arazisine ilişkin bir soru üzerine Yılmaz, bu arazinin kendilerine ait olmadığını, arazinin Bulgar-Ortodoks Kilisesi Vakfına ait olduğunu bildirdi.

Kamulaştırmak için yaklaşık 1 milyar 635 milyon lira gerektiğine işaret eden Yılmaz, "İstanbul'da bir okul yapacağım diye 1 milyar 635 milyon lira bir yere para ödemek... 80 ilin sorumluluğunu da düşünerek, bu verilmez. Bulgar Vakfı 65 dönüm olan yerin 17 dönümünü sana ücretsiz vereyim demiş. Biz de teşekkür ediyoruz dedik ve biz buna evet demişiz. Bu olayın hiç içinde dışında yokum ama bugün karar verme durumunda olayım bunu yapan idareciye, bakana sonsuz teşekkür ediyorum. Burada bir sıkıntı yoktur diye düşünüyorum." diye konuştu.

Silahlı Kuvvetlerin şehir içindeki birlikleri 
Bir soru üzerine Bakan Yılmaz, "Gerçekten gönlüm arzu eder ki taşınan Silahlı Kuvvetlerin şehir içindeki birliklerinin yerine eğitim tesislerinin kurulması. Doğrusu da budur. Bildiğim kadarıyla hiçbir tane ticari tesis yapılmayacak. Kamuya en uygun şekilde eğitim, yeşil alan veya park olarak değerlendirilmesi yolunda çalışmalar devam ediyor. Biz de liselere talibiz. Bir çalışma yapılıyor. Uygun bir zamanda çıkar diye düşünüyorum. Kapatılan askeri okulların arazilerinin eğitime uygun olan yer arazinin Milli Eğitim'e verilmesini isteriz. Ben kendi düşüncemi söylüyorum." yanıtını verdi. 

"Bütçeden milli eğitime ayrılan pay yüzde 5 civarı"
 Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, "Bütçeden milli eğitime ayrılan pay yüzde 5 civarı, OECD ülkelerinde ise bu oran yüzde 5,2. Önemli olan etkin ve verimli kullanmak. Biz özel okulları desteklemeye devam edeceğiz." dedi.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Bakanlığının 2017 bütçesi üzerinde milletvekillerinin soru ve eleştirilerini yanıtlayan Yılmaz, eğitimin karlı ve sürdürülebilirliği kolay bir alan olmadığını bu sebeple desteklenmesi gerektiğini söyledi.

Özel okullara desteklerini sürdüreceklerini belirten Yılmaz, "Bütçeden milli eğitime ayrılan pay yüzde 5 civarında, OECD ülkelerinde ise bu oran yüzde 5,2. Önemli olan etkin ve verimli kullanmak. Biz özel okulları desteklemeye devam edeceğiz." diye konuştu.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.