Eğitimdeki çöküşün temel göstergeleri

Son yıllarda Türkiye'de iki şeyin sayısı hızla artıyor. Birincisi, özellikle büyük kentlerde neredeyse her mahallede özel hastaneler açılıyor. Gazetelerin ilan sayfalarında en çok araranlar arasında bu yüzden çeşitli branşlarda doktorlar geliyor. Devlet hastanelerinde ihtiyacını zamanında karşılayamayan vatandaşlar cepten para ödeyerek mecburen bu özellerde şifa arıyor. Benzer "ticarileşme" bir alanda daha kendini gösteriyor.

Eğitimdeki çöküşün temel göstergeleri

Bu alan milli eğitim. Tıpkı özel hastaneler gibi büyük kentlerde art arda özel okullar açılıyor. Vatandaş dişinden tırnağından artırarak çocuğunun iyi eğitim alması için buralara yöneliyor. Eğitim-Sen ve Eğitim-İş Sendikaları eğitimde son durum raporunu tek tek inceledi. İşte çarpıcı sonuçlar...

Eğitim-Sen ve Eğitim-İş, MEB’in geçtiğimiz günlerde açıkladığı eğitim istatistiklerini değerlendiren birer rapor hazırladı. Eğitim-Sen’in “2016-2017 örgün eğitim istatistikleri: Eğitimde yaşanan çöküşün temel göstergeleri”, Eğitim-İş’in de “MEB istatistikleri AKP iktidarının eğitimde yarattığı yıkımı ortaya koyduğu’ başlığıyla hazırladığı raporlarda 4+4+4’ün eğitim sistemde yaşanan sorunları derinleştirdiğine dikkat çekildi.

Eğitim-İş hazırladığı raporda, okul öncesi eğitimin gözden çıkarıldığını, okullaşma oranlarının düştüğüne, çocuk işçiliğinin önünün açıldığına, özel okul ve imam hatip sayısının arttığına, öğrencilerin örgün eğitimden koparıldığına, dikkat çekerek, şu değerlendirmelerde bulundu: “

“Eğitim sisteminin karşı karşıya kaldığı sorunlar, 4+4+4 eğitim sisteminin uygulamaya konulmasının ardından bugün içinden çıkılamaz hale getirilmiştir.

Bilim insanlarının ve eğitim örgütlerinin uyarıları dikkate alınmadan, yeterli hazırlık ve altyapı çalışmaları yapılmadan uygulamaya geçirilen 4+4+4 düzenlemesi eğitim sistemimizde yıkımın adı olmuştur. Eğitim biliminin en temel ilkelerine aykırı düzenlemelerde ısrarını sürdüren Milli Eğitim Bakanlığı, eğitimi niteliksizliğe, düzensizliğe ve kaosa sürükleyerek çocuklarımızın geleceği ile oynamaya devam etmektedir.

Ülkenin geleceğini akıl, bilim ve sanatın değil, dogma, hurafe ve inançların belirleyeceği bir toplumsal yapının oluşumuna zemin oluşturacak 4+4+4 düzenlemesi, yetişecek kuşaklara, ülkemize ve ulusumuza daha fazla zarar vermeden kaldırılmalı; zorunlu ve kesintisiz 13 yıllık (1+12) bilimsel, laik ve demokratik bir eğitim yapılması için hızla çalışmalar başlatılmalıdır.”

TİCARİLEŞME, ÖZELLEŞTİRME, DİNSELLEŞTİRME

Eğitim-Sen, verilere ilişkin yaptığı değerlendirmede, şu noktalara değindi:

Bakanlığın her yıl düzenli olarak açıkladığı örgün eğitim istatistikleri içinde özellikle 4+4+4'ün ilk dört yılına ilişkin veriler, eğitim sisteminde yaşanan yoğun ticarileşme, özelleştirme, özel okullara yöneliş ve eğitimde yaşanan yoğun dinselleştirme uygulamalarına ilişkin temel göstergeleri bütün yönleriyle ortaya koyuyor.

Eğitim Sen'in ve bilim insanlarının bütün eleştiri ve itirazlarına rağmen eğitimde 4+4+4 dayatması ile ülkemizde yaşanan “piyasa merkezli” ve “inanç istismarı”na dayanan dönüşüm adımları eğitimde yaşanan nitelik kaybını açıkça göstermektedir. MEB'in laik-bilimsel eğitim karşıtı politika ve uygulamaları sonucunda özel okullar ve imam hatip okullarının sayısındaki olağanüstü artışın da etkisiyle yüzbinlerce çocuğun eşit ve parasız eğitim hakkı açıkça ihlal edilmekte ve kamusal eğitim bizzat hükümet ve MEB eliyle tasfiye edilmektedir.

OKUL ÖNCESİ EĞİTİM ARTMADI

MEB verilerine göre, 4+4+4 uygulanmadan önce, 2011-2012 eğitim öğretim yılında, 28 bin 625 okul öncesi eğitim kurumu varken, 2016-2017 eğitim öğretim yılında bu sayı 23 bin 751'e gerilemiştir. Aynı dönemde öğrenci sayısında belirgin bir değişim olmamış ve dört yıl önce 1 milyon 58 bin 904 olan öğrenci sayısı, aradan beş yıl geçmiş olmasına rağmen ancak 1 milyon 112 bin 443 olabilmiştir. Bu durumun en önemli nedeni, 4+4+4 dayatmasının belki de en acımasız uygulaması olan okul öncesi çağdaki çocukların zorla ilkokula kaydettirilmesindeki anlamsız ısrardır.

ÖZEL OKUL SAYISI ARTIYOR

MEB'in her yıl açıkladığı örgün eğitim istatistikleri, devlete ait ilkokul ve ortaokul sayısının belirgin bir şekilde azalırken, özel ilkokul, ortaokul ve lise sayısının ve bu okullara yönlendirilen öğrenci sayısının dikkat çekici bir şekilde artmaya başladığını gösteriyor.

Türkiye'de 2016-2017 eğitim öğretim yılı itibariyle toplam 10 bin 404 özel öğretim kurumu (okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve lise) bulunuyor. 4+4+4 öncesinde Türkiye'deki özel okulların (4 bin 664 adet) resmi okullara oranı yüzde 10'dur. Eğitimde 4+4+4 dayatması ile belirgin artış gösteren özel okulların resmi okullara oranı 2016/'17 eğitim öğretim yılı itibariyle yüzde 20 gibi yüksek bir seviyeye çıkmış olması, MEB'in devlet okullarını kendi kaderine terk ederken, özel okulları kamu kaynakları ile desteklemesinin en somut sonucu.

DEVLETE AİT İLKOKUL SAYISI 4 BİN AZALDI

Eğitimde 4+4+4 dayatmasının sonrasında yıllar içinde devlet okullarının sayısı belirgin bir şekilde azalırken her fırsatta kamu kaynakları ile desteklenen, çeşitli muafiyet ve istisnalar ile açılması teşvik edilen özel ilkokul ve ortaokul sayılarındaki artış sürmüştür. Eğitimde 4+4+4 uygulamasının başlamasından bu yana devlete ait ilkokul sayısının yaklaşık 4 bin azalmış olması dikkat çekicidir. Aynı dönemde devlet okullarına giden öğrenci sayısındaki azalış ilkokulda 670 bin, ortaokulda ise 313 bini bulmuştur.

2016/'17 eğitim öğretim yılında özellikle özel okul sayılarındaki sınırlı gerilemenin nedeni 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında bin 17 özel okul MEB'e devredilmesi. Ayrıca kapatılan özel okullarda çalışan 21 bin öğretmenin çalışma lisansı iptal edildi. Özel ilkokula giden öğrenci sayısı 15 Temmuz'un etkisiyle sadece 19 bin azalırken, ortaokulda kapanan okullara rağmen 10 bin civarında artmıştır. Kapatılan özel okul sayısını da dikkate aldığımızda her fırsatta kamu kaynakları ile desteklenen özel okulların MEB'in gözde kurumları olmayı sürdürdükleri görülmektedir.

Eğitimde 4+4+4 dayatmasına geçilmeden önce ilköğretimde toplam özel okul sayısı 931 iken 2016-2017 eğitim öğretim yılında bin 274 özel ilkokul, bin 414 özel ortaokul bulunuyor.

ÖZEL MESLEK LİSESİ ARTTI

Eğitimde 4+4+4 öncesinde, 2011-2012 eğitim öğretim yılında Türkiye'de sadece 45 özel meslek lisesi varken, son üç yıl içinde kamu kaynaklarıyla yapılan doğrudan destek ve teşvikler sonucunda okul sayısı 8 kat artmış ve 2016-2017 eğitim öğretim yılı itibariyle bu sayı 368 olmuştur. Aynı dönemde özel meslek liselerine giden öğrenci sayısı ise tam 25 kat artış göstererek 4 bin 348'den 111 bin 198'e yükselmiştir.

Özel meslek ve teknik liselerde okul sayısı 8 kat artarken öğrenci sayısının 25 kat artmış olmasının en temel nedeni, devletin özel mesleki ve teknik liselere giden öğrenci başına 4 bin 500 TL ile 6 bin 500 TL arasında değişen miktarlarda doğrudan parasal destek sunmasıdır. Bu şekilde özel meslek liselerinde ucuz ve nitelikli işgücü yetiştirilmesi hedeflenmekte, mesleki eğitim alan gençler ise geleceğin yeni işsiz adayları olarak bu okullara yönlendirilmektedir.

ÖĞRENCİLER AÇIK LİSEYE YÖNLENDİRİLİYOR ÖRGÜN ÖĞRETİMİN DIŞINA ÇIKIYOR

Eğitimde 4+4+4 düzenlemesine geçilmeden önce MEB verilerine göre açık öğretim lisesinde 940 bin öğrenci bulunuyorken, 4+4+4 sonrasında hızlı bir artış seyri yaşanmış ve 2016-2017 eğitim öğretim yılında açık öğretim lisesindeki öğrenci sayısı 1 milyon 287 bin 249'a çıkmıştır. Bu artışın temel nedeni muhtemelen TEOG sistemi nedeniyle istemediği halde meslek lisesi ya da imam hatip lisesine otomatik kaydı yapılan öğrencilerin bu okullarda okumak yerine açık liseye kayıt yaptırmalarıdır. Eğitimde 4+4+4 düzenlemesi sonrasında açık lisede okuyan öğrenci sayısının ciddi anlamda artmış olması, 4+4+4 ile örgün eğitimin 12 yıla çıktığı tezinin gerçekçi olmadığını gösteriyor.

İMAM HATİP OKULLARINDAKİ ARTIŞ TÜM HIZIYLA SÜRÜYOR

1996-1997 eğitim-öğretim döneminde 400 binlerde olan imam hatip liselerindeki öğrenci sayısı 2002-2003 eğitim-öğretim döneminde 71 bine kadar gerilerken, AKP iktidarının eğitimin en temel sorunlarından çok imam hatiplerin sayısını arttırma derdine düşmesi ile birlikte yeniden yükselmeye başladı.

2012-2013 eğitim-öğretim yılında 730'u bağımsız, 369'u imam hatip lisesi bünyesinde toplam 1.099 imam hatip ortaokulu varken 2016/'17 eğitim-öğretim yılında 2 bin 367'si bağımsız, 410'u imam hatip lisesi bünyesinde toplam 2 bin 777 imam hatip ortaokulu bulunmaktadır. İmam hatip ortaokullarındaki sayısal artış sadece okul sayısı ile sınırlı değil.
2012-2013 eğitim-öğretim yılında imam hatip ortaokullarında okuyan toplam öğrenci sayısı 94 bin 467 iken, 2016/'17 eğitim öğretim yılında 7 kat artarak 657 bin 20 olmuştur. Bu artışın en önemli nedeni MEB'in imam hatip ortaokullarına yönelik özel teşvik politikalarıdır.

MEB, devlet okullara ihtiyacı kadar ödenek ayırmayıp, eğitimin finansmanı için elini velilerin cebinden çıkarmazken, imam hatip okulları söz konusu olunca bütün parasal kaynaklar ve diğer imkanlar seferber edilmektedir. 15 Temmuz sonrası el konulan özel okulların yüzde 60'ı tamamen siyasi ve idari kararlarla imam hatip okulu yapılmıştır. Yıllardır siyasal istismar konusu olan imam hatip okulları her açıdan desteklenerek, tüm masrafları devlet tarafından karşılanarak, özellikle yoksul ailelerin çocuklarını bu okullara göndermeleri yönünde çalışmalar yapılıyor.

İMAM HATİP LİSESİ SAYISI BİN 408 OLDU

4+4+4 öncesinde 2011-2012 eğitim-öğretim yılında 537 İmam Hatip Lisesinde (İHL) 268 bin 245 öğrenci varken 2016-2017 eğitim-öğretim yılında İHL sayısı bin 408'e, bu okullarda okuyan öğrenci sayısı ise 517 bin 081'e yükselmiştir. Açıköğretim imam hatip lisesinde okuyan 121 bin 335 öğrenciyi de eklediğimizde, Türkiye'de toplamda İHL'lerde okuyan öğrenci sayısı 634 bin 406'ya ulaşmaktadır. Türkiye'de liseye giden her 100 öğrenciden 16'sı İHL'ye gidiyor.

Türkiye'de imam hatip okullarında okuyan toplam öğrenci sayısı Milli Eğitim Bakanlığı'nın üstün gayretleri ve devletin bütün imkânlarını seferber etmesi sonucunda 1 milyon 291 bin 20'ye çıkmış durumda.

Türkiye'de imam hatip okullarında okuyan toplam öğrenci sayısı Milli Eğitim Bakanlığı'nın üstün gayretleri ve devletin bütün imkânlarını seferber etmesi sonucunda 1 milyon 291 bin 751'e çıkmış durumda.

Türkiye'de okulların fiziki donanım ve altyapı sorunları sürerken fiziki altyapı sorunları en az olan, teknik olarak en donanımlı okulların imam hatibe dönüştürülmesi, siyasi iktidarın kamu okulları arasında siyasi tercihleri üzerinden resmen ayrımcılık yaptığını göstermiştir. AKP hükümetinin imam hatip aşkını yıllar içinde imam hatip ortaokulları ve liselerinin sayısındaki hızlı artışta görmek mümkün.

TAŞIMALI EĞİTİM ARTARAK DEVAM EDİYOR

Milli Eğitim Bakanlığı, çeşitli nedenlerle okula erişimde sorunlar yaşayan ilkokul, ortaokul ve lise öğrencileriyle özel eğitime ihtiyacı olan öğrencileri belirlenen okullara günübirlik taşımaktadır. Türkiye'de 24 yıl önce, 1989-1990 eğitim-öğretim yılında sadece 2 ilde başlayan taşımalı eğitim uygulaması, Türkiye'nin çağ atladığı, ekonomik olarak geliştiği iddialarına karşın günümüzde Türkiye'nin neredeyse bütün illerinde uygulanır hale geldi.

Milli Eğitim Bakanlığı'nın (MEB), 1989 yılında sadece 2 ilde, 305 ilköğretim öğrencisiyle başlattığı taşımalı eğitimin her geçen yıl kapsamı genişlemiştir. 2016-2017 eğitim öğretim yılında taşınan ilkokul ve ortaokul öğrenci sayısı toplamda 817 bin 799'dur. Ortaöğretimde taşınan öğrenci sayısının 451 bin 550 olduğu dikkate alındığında, taşımalı eğitimle taşınan öğrenci sayısı toplamda 1 milyon 269 bin gibi ciddi bir rakama ulaşmıştır.

Bununla birlikte, Eğitim-Sen, raporun sonuç bölümünde şunlara değindi: “izellikle son 15 yıl içinde, eğitimin büyük ölçüde paralı hale getirilmesine paralel olarak eğitimde dini inançların istismarı ve dinsel sömürüye kaynaklık eden kimi uygulama ve söylemlerin yaygınlaşması, son yıllarda eğitimin bütün kademelerinde yaşanan bir sorun olarak dikkat çekmiş, okullarımız adeta siyasi iktidarın siyasal-ideolojik hedefleri doğrultusunda belli bir inancın, belli bir mezhebin kuralları ve uygulamaları ile kuşatılmıştır.

AKP iktidarı ve Milli Eğitim Bakanlığı eğitimde yaşanan çöküş ve nitelik bozulmasıyla belirginleşen mevcut karanlık tablonun öncelikli sorumlusudur. MEB, yıllardır yaptığı değişikliklerle eğitim sistemini yap-boz tahtasına çevirmiş, öğrenci ve velilerin kafasını karıştırmak dışında eğitimde somut ve çözüme dayalı politikalar geliştirememiştir.

Öğrencileri yarış atı gibi sınavdan sınava koşturan, yarışma ve elemeye dayanan bir eğitim sisteminin ne öğrencilere, ne de ülkeye en küçük bir katkısının olması mümkün değildir.

Milli Eğitim Bakanlığı'na çağrımız tüm toplumun ve öğrencilerin geleceğini doğrudan olumsuz etkileyecek politika ve uygulamalara derhal son verilmesidir. Bunun için öncelikle hiçbir öğrencinin not ya da sınav baskısı altında kalmadan, kendi ilgi ve yetenekleri doğrultusunda, hangi alanda okuyacağına kendisinin karar vereceği bir eğitim sistemi oluşturulmalıdır.”
kaynak sözcü
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.