Eğitim-Bir-Sen'den SBS iptali ile ilgili açıklama

Eğitim-Bir-Sen, yürütmesi durdurulan SBS ile ilgili açıklama yaptı!

Eğitim-Bir-Sen'den SBS iptali  ile ilgili açıklama

Ankara 18. İdare Mahkemesi’nin 2013/679 Esas sayılı dosyasında, Seviye Belirleme Sınavı’na (SBS) ilişkin verdiği yürütmenin durdurulması kararında, “…Seviye Belirleme Sınavının 08 Haziran 2013 tarihinde gerçekleştirildiği, sınav sonuçlarının 12 Temmuz 2013 tarihinde açıklandığı, aynı gün söz konusu sınavda Almanca ve Fransızca testlerini cevaplayan 718 adayın yabancı dil testlerine ilişkin değerlendirmede yanlışlık yapıldığının tespit edilmesi nedeniyle Almanca ve Fransızca testlerinden sınava giren adayların yeniden değerlendirilmesinin yapıldığı ve bu testlere ilişkin yeni puanların saat 17:00'da açıklandığı, ancak her bir öğrencinin sınavdaki doğruları ve yanlışlarının her aday için belirlenen ham puanları belirlediği, tüm adayların ham puanları toplamının, sınava giren öğrenci sayısına bölünerek her bir testin ortalamasının bulunduğu, ham puanların, test ortalamaları ile sınava giren öğrenci sayısı kullanılarak her testin standart sapmasının hesaplandığı, adayın her bir teste ait standart puanının; o teste ait ortalama ve standart sapma kullanılarak tüm adayların ham puanlarının ortalamasını 50'ye, standart sapmasını 10'a getiren bir dönüştürme işlemi sonunda elde edildiği, her test için hesaplanan standart puanların, Türkçe ve Matematik dersleri için dört, Fen Bilimleri ve Sosyal Bilimler için üç, Yabancı Dil için iki katsayısı ile çarpılarak her bir testin ağırlıklı standart puanının bulunduğu, testlerin ağırlıklı standart puanlarının da toplanarak, Toplam Ağırlıklı Standart Puan'ın (TASP) bulunduğu, hesaplanan toplam ağırlıklı standart puanın, kendi içinde en küçüğü 100 ve en büyüğü 700 olan bir puan dağılımına dönüştürüldüğü ve sonuç olarak test ortalamaları ile standart sapmalarının diğer tüm öğrencilerin puanını ve Türkiye geneli basarı sıralamasını, dolayısıyla yerleştirme işlemlerini etkilediği anlaşıldığından, yalnızca Almanca ve Fransızca testlerini yanıtlayan 718 adayın sınav sonuçlarının ve cevap anahtarının değil, sınava giren tüm adayların tamamının sınav sonuçlarının ve cevap anahtarlarının yeniden değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Kaldı ki; davalı idarenin iddia ettiği gibi, söz konusu değişimin öğrenci yerleştirmedeki etkisinin yok denecek kadar az olması hali dahi hukuken kabul edilebilir bir durum olmadığı cihetle dava konusu işlemi hukuka uygun hale getirmeyecektir. Bu durumda; 08 Haziran 2013 tarihinde yapılan Seviye Belirleme Sınavı sonuçlarının, Milli Eğitim Bakanlığı Merkezi Sistemle Öğrenci Alan Ortaöğretim Kurumlarına Öğrenci Yerleştirme Yönergesi ve 2013 yılı Ortaöğretim Kurumlarına Geçiş Sistemi-Seviye Belirleme Sınavı Başvuru Kılavuzu'nun sınav sonuçlarının değerlendirilmesine ilişkin hükümlerine uygun olarak hesaplanmadığı anlaşıldığından dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Öte yandan, 08 Haziran 2013 tarihinde yapılan ve sonuçları doğru hesaplanmayan Seviye Belirleme Sınavına katılan 1.112.604 öğrenci için dava konusu işlemin uygulanması halinde telafisi güç ve imkansız zararların oluşabileceği tartışmasızdır. Açıklanan nedenlerle; hukuka aykırılığı açık olan dava konusu işlemin; uygulanması halinde telafisi güç zararlar doğabileceğinden 2577 Sayılı Kanunun 27. maddesi uyarınca teminat alınmaksızın yürütülmesinin durdurulmasına, kararın tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde Bölge İdare Mahkemesi'ne itiraz yolu açık olmak üzere, 10/01/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi…” denilmektedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27. maddesinde, “Danıştay veya idari mahkemeler, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilirler. Uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerin yürütülmesi, savunma alındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere, idarenin savunması alınmaksızın da durdurulabilir” hükmü uyarınca Adli Kolluk Yönetmeliği’ne ilişkin açılan davada yürütmenin durdurulması talebinin davalı idarelerin savunmaları alınmaksızın yaklaşık bir hafta gibi bir sürede, “telafisi imkânsız zarar doğabileceği” gerekçesiyle kabulüne karar verilirken, SBS’ye ilişkin açılan davada yürütmenin durdurulması kararı ise, bir milyonu aşkın öğrenci kitlesinin eğitim kurumlarına yerleştirilmesini düzenleyen bir işlem olduğu ve “uygulanması halinde telafisi imkânsız zarar doğabileceği” halde kendisinden beklenen hukuki faydayı sağlamaktan uzak bir biçimde dört ay sonra verilmiştir. Aynı ülkede aynı hukuk sistemi içerisinde yargı mensuplarının 2577 sayılı Kanun hükmünü farklı şekilde uygulamaları ve verilen yürütmenin durdurulması kararının bugüne sarkıtılması oldukça düşündürücüdür ve bu durum hukuka güveni açıkça zedelemektedir. Hal böyle iken, mahkemenin vermiş olduğu bu karar, ciddi bir kaos oluşturacağı izlenimini yansıtsa da, gürültü koparıldığı kadar ortada vahim bir durum da söz konusu değildir. Her ne kadar kararda Almanca ve Fransızca testlerini yanıtlayan 718 adayın sınav sonuçlarının ve cevap anahtarının değil, sınava giren tüm adayların tamamının sınav sonuçlarının ve cevap anahtarlarının yeniden değerlendirilmesi gerektiği ifadesi yer alsa da, Bakanlık, on binde birlerle ifade edilecek oranda çok az sayıda öğrencinin taban puanlarına göre gidebilecekleri okullarda gerekirse ek kontenjan da açmak suretiyle yerleştirme yaptığında sorun çözülmüş olacak ve kimse mağdur olmayacaktır. Bakanlık da, konuya ilişkin olarak yaptığı açıklamada, mezkûr karardan kaynaklanabilecek olası mağduriyetleri önlemeye yönelik çalışmaları başlattığını belirtmiştir. Neticede, gerek öğrenciler gerekse öğrenci velileri bu konuda endişe edecekleri bir husus olmadığını bilmeli ve rahat olmalıdır.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.