Canlı ya da Cansızlarla Konuşan İnsanlar Fazla mı Zeki?

Antropomorfizm sözcüğünü daha önce duydunuz mu bilemiyorum ancak bu haberden sonra hem kelimenin anlamını hem de onunla ilgili ilgi çekici bir iddiayı öğreneceksiniz. İşte detaylar…

Canlı ya da Cansızlarla Konuşan İnsanlar Fazla mı Zeki?

Yunanca kökenli bir kelime olan antropomorfizm kısaca, insana ait özelliklerin başka bir varlığa, özellikle de tanrıya aktarılması şeklinde tanımlanmaktadır. Biraz daha detaya inecek olursak; insan biçimcilik olarak da ifade edilen antropomorfizm için hayvanlar, cansızlar, doğa güçleri, tanrılar, melekler ve benzeri varlıklara insani özellikler atfedilmesi diyebiliriz. Peki, bu kavramın zekayla ne alakası var? Hemen anlatmaya başlayalım.

Öncelikle diğer seçeneklere göre daha sıradan bir durum olan hayvanlarla konuşma olayıyla başlayalım. Siz de hayvanlarla konuşur musunuz? Ya da çiçeklerle, ağaçlarla? Peki, eşyalarla konuşanlara hiç rastladınız mı? Bu noktada verebileceğimiz en basit örnek, arabasıyla konuşanlar! Eğer canlı ya da cansızlarla konuşuyorsanız, yani onları insana benzetiyorsanız, anormal olduğunuzu düşünerek endişelenmenize falan gerek yok. Çünkü antropomorfizm denildiğinde akla gelen ilk uzmanlardan biri olan Nicholas Epley de bu görüşü savunuyor.

Chicago Üniversitesi’nden Prof. Nicholas Epley, Mindwise: How We Understand What Others Think, Believe, Feel, and Want isimli kitabın yazarı.

Ve kendisi, biz fark edelim ya da etmeyelim, antropomorfizmin her yerde olduğunu, sürekli antropomorfizm yaptığımızı söylüyor.

Mesela; arabalara, enstrümanlara, gemilere, çiçeklere ve daha pek çok şeye isim veriyoruz.

Ya da borsa için agresif tanımını yapıyoruz. Kedi için sırnaşık, arsız, nankör gibi sıfatlar kullanıyoruz. Benzeri sayısız örnek verilebilir. Kısacası, canlı ya da cansızlarda insanlar için kullandığımız isimleri kullanıyoruz. Ve bunu 1000 yılı aşkın süredir yapıyoruz. Antropomorfizmin ne kadar eskiye gittiğini Homeros’a ait şiirlerde kılıç ve gemilere isim verildiğini düşünerek daha iyi anlayabiliriz.

Macquarie Üniversitesi’nden Ingrid Piller, bu durumu şöyle açıklıyor.

Dilbilimi konusunda ihtisas yapmış olan uzman, araca isim verdiğimizi çünkü onun bize yoldaşlık yaptığını söylüyor. Ona isim verdiğimiz takdirde kendimizi daha güvende hissedeceğimizi savunan Piller, böyle bir şeyin mümkün olmadığını bilmemize rağmen bunu yaptığımızı belirtiyor. Sonuçta; Nicholas Epley’in görüşüne katılan pek çok uzman var.

Epley, antropomorfizmin çocukça ya da aptalca bir şey olmadığını, bilakis bunun bir zeka belirtisi olduğunu öne sürüyor.


Antropomorfizmin ardında 3 temel neden bulunduğunu söyleyen Epley, birincisini insan olmayan şeyin insana benzeyen bir surata sahip olması diyerek açıklıyor. Diğerlerini ise o şeyle arkadaş olmak istememiz ve onun davranışlarını tahmin edemememiz hususlarıyla ilişkilendiriyor.

Ayrıca Epley, canlı ya da cansızlarla konuşmanın, insanlarla sosyal etkileşime girme isteğiyle neredeyse aynı şey olduğunu belirtiyor. Yani bitkilerle, hayvanlarla ya da nesnelerle konuşanlar; hayal dünyalarında yaşayan insanlar falan değil. Bu yalnızca insan beyninin eşsiz özelliklerinden birinin dışarıya yansıma şekli!
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.