01 Eylül 2014

Açılış Sayfanız Yapın
Metin Boyutunu Küçült Metin Boyutunu Büyüt
26 Nisan 2009

50/d Zulmü; Araştırma Görevlilerinin Sorunları ve YÖK

Ülkemizde üniversitelerde görev yapan öğretim elemanlarının yaklaşık yüzde 45’i Araştırma Görevlilerinden oluşmaktadır.
Ülkemizde üniversitelerde görev yapan öğretim elemanlarının yaklaşık yüzde 45’i Araştırma Görevlilerinden oluşmaktadır. Araştırma Görevlileri üniversitelerin olmazsa olmaz temel taşlarıdır.
Ülkemizde üniversitelerde görev yapan öğretim elemanlarının 2008’deki toplam sayısı 73.724 kişidir. Bunların yaklaşık % 45’i ( 33.025 kişisi ) Araştırma Görevlilerinden oluşmaktadır. Araştırma Görevlileri üniversitelerin olmazsa olmaz temel taşlarıdır. Daha doğrusu üniversitelerin bel kemiğidir. Bunlar olmadan üniversiteden ve üniversitelerin geleceğinden bahsetmek mümkün değildir.
Durum böyle olmakla beraber; Araştırma Görevlilerinin kadro garantileri yoktur. Büyük bir maddi sıkıntı içerisindedirler. Görev tanımları belirsizliklerle doludur. Bütün öğretim elemanları gibi onların da fikirlerini açıklama hakları bulunmamaktadır. Üniversitelerin ve YÖK’ün karar mekanizmalarında temsil ve söz hakları yoktur.

Araştırma Görevlileri genel olarak sorgulayan, eleştiren, alternatif fikirler ileri süre bilen, her önüne gelen konuya evet demeyen, kişiliği gelişmiş, sağlıklı düşünen genç beyinler olarak algılanır. Gerçekten olması gereken de budur. Ancak, geçim sıkıntısı içinde kıvranan, her gün üniversiteden atılma korkusunu yaşayan insanlardan nasıl şahsiyetli duruş ve ileri düzeyde fikir ve bilimsel araştırma bekleyebilirsiniz?
İlmi araştırmalar; rahat, güvenli ve yarınlardan endişenin olmadığı ortamlarda yapılır.

Üniversitelerimizde öncelikli olarak Araştırma görevlilerinin maddi sıkıntıları bir an önce çözüme kavuşturulmalıdır. Bugün 7/I’deki Araştırma Görevlisi 1470 TL alırken, 2009 yılı Mart ayı sonu itibariyle 4 kişilik bir ailenin asgari geçim haddi 2770 TL’ye yükselmiş bulunmaktadır. Görüldüğü gibi Araştırma Görevlileri yaklaşık Asgari Geçim Haddi’nin yarısı kadar maaş almaktadır. Daha doğrusu Açlık Sınırında alınan bir maaşla Araştırma Görevlileri nasıl araştırma yapacak? Bu ülkede bunu düşünen ve bunun için çözüm üretmeye çalışan bir yetkili bulunmakta mıdır?
Yıllar itibariyle Araştırma Görevlileri’nin maaşları büyük düşüşler göstermiştir. Nitekim 1972 yılında 7/I’deki bir Asistan. ¼’ünde bulunan Profesörün % 52’si oranında maaş alırken, bu rakam 1975 yılında % 54’e ve 1981 yılında % 60 yükselmiştir.

1982 yılında aynı derecede bulunan Araştırma Görevlileri, ¼’deki profesörün aldığı maaşın % 45’i oranında maaş alırken, bu oran 1990’larda % 38’e düşmüş, 1995 yılında % 46’ya, 2000 yılında da % 48’e yükselmiştir. 2002 yılının Aralık ayında bu oran % 33’e düşmüş, 2005 yılında % 36’ya yükselmiş ve 2009’da da yapılan yaklaşık 250TL’lik zamla birlikte % 45’e yükselebilmiştir.

1981 yılı ile 2009 yılı kıyaslandığında 7/1’deki kadroda görev yapan Araştırma Görevlisinin maaşı, ¼‘deki Profesörün maaşına oranla % 15 nispetinde azalmıştır.

1972-2005 yılları arasında Profesörlerin maaşı % 8 oranında artarken, Araştırma Görevlilerinin maaşı bu yıllar arasındaki sürede % 25 nispetinde azalmıştır (Tuncer Bülbül, Üniversite Öğretim Elemanı Ücretlerinin Akademik Yaşama Yansımalarının Değerlendirilmesi, 2006, Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Doktora Tezi, s. 115-122).

Tablo: I

Araştırma Görevlilerinin Maaşları (TL)
Yıllar Prof (1/4) Doçent (3/1) Yrd.Doç.Dr. (5/1) Arş.Gör. (7/1) Arş.Gör. Prof Maaşına Oranı (%)
1972 4.719 3.983 - 2.472 52
1975 7.409 6.531 - 3.986 54
1981 47.257 41.764 - 28.168 60
1982 65.464 56.747 53.226 29.611 45
1990 2.895.082 1.929.316 1.516.705 1.098.539 38
1995 26.506.000 20.256.000 16.325.000 12.234.000 46
2000 560.135.000 423.063.000 361.472.000 267.464.000 48
2002 1.784.000.000 1.187.000.000 794.452.000 583.213.000 33
2005 2.321.550.000 1.622.060.000 1.139.340.000 843.130.000 36
2009 2900-3300 2200 1800 1470 44.54

Dünyanın hiçbir gelişmiş ülkesinde bu kadar düşük maaşlarla çalıştırılan Araştırma Görevlisi bulunmamaktadır. Nitekim 2003 yılında Türkiye’de çalışan Araştırma Görevlisinin yıllık toplam maaşı 5.796$ tekabül ederken, aynı yılda Avusturya’da bir Araştırma Görevlisi 31.136$, ABD’de 50.606$, Yeni Zelanda’da 27.030$ ve Güney Afrika’da 15.587$ maaş aldığı görülmektedir (bk. Bülbül, Aynı eser, s.86). Görüldüğü üzere Türkiye’de görev yapan bir Araştırma Görevlisi, Avusturya’da görev yapandan 6 kat, ABD’de görev yapandan 10 kat, Yeni Zelanda’da görev yapandan 5 kat ve Güney Afrika’da görev yapandan 3 kat daha az maaş almaktadır.

Tablo: II

Araştırma Görevlisiyle Aynı Derecedeki (7/1) Kamu Çalışanlarının Ücretleri (2004)
Kıdemli Üst Çavuş 933.939.000
Pratisyen Doktor 863.072.000
Veteriner 850.847.000
Mühendis, Mimar, Şehir Planlamacısı 804.734.000
Diş Tabibi 792.718.000
Araştırma Görevlisi 757.100.000
Tütün Eksperi, Arkeolog 732.351.000
Çocuk Gelişimcisi (2 Yıllık Yük. Öğrenimli) 651.092.000


Yine 2004-2009 yıllarına ait maaş verilerine göre; Lise mezunu 8/3’deki bir polis memuru, 5/1 deki bir Araştırma Görevlisinden daha fazla maaş aldığı görülmektedir. Aynı şekilde bir kaymakam adayının maaşı da 5/1 deki Araştırma Görevlisinden daha fazladır. Ancak bu rakamlar 1990 yılında tam tersi bir durumdaydı. Nitekim; 1990 yılında 8/3’deki bir polis memuru, 5/1deki Araştırma Görevlisinden % 62 oranında, bir kaymakam adayı da % 43 oranında daha az maaş almaktaydı (bk. Tablo: III). Bu durum Araştırma Görevlilerinin maaşlarının kuşa çevrildiğinin, açlığa mahkum edildiklerinin bir delilidir. Daha doğrusu ülkemizde bilime verilen önem ve değerin ne kadar olduğunun açık bir göstergesidir.

Tablo: III

Araştırma Görevlileri ile Çeşitli Kamu Görevlilerinin Ücretlerinin Karşılaştırılması (1990-2009)
Yıllar Araştırma Görevlisi (5/1) Polis Memuru (Lise) 8/3 Kaymakam Adayı
1990 1.098.539 417.648 626.477
1995 12.234.000 12.674.417 16.083.750
1999 201.019.000 176.586.500 209.389.000
2004 757.100.000 824.480.000 895.216.000
2009 1550 1736 1900

50/d Kadrosundaki Araştırma Görevlileri ve YÖK’ün Zulmü

Araştırma Görevlilerinin en önemli sorunlarından biri de 50/d kadrosunda bulunanlarının tezlerinin bitiminde üniversite ile ilişiklerinin kesilmesidir. İstanbul Üniversitesi ve İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörleri. Araştırma Görevlilerinin bu konudaki mağduriyetlerini gidermeye yönelik kararlar alarak uygulamaya koymuşlardır. YÖK tarafından takdir edilmesi gereken bu hukuki uygulamalar, maalesef tam aksine bu kararları alan Rektörleri cezalandırmaya yönelik gayr-i kanuni ve anti demokratik girişimlerde bulunduğu basına yansıyan haberlerden anlaşılmaktadır. Nitekim 25 Nisan 2009 tarihli Haber Türk Gazetesi’nde yer alan bilgilere göre; “İstanbul Üniversitesinde Görevli 13 Araştırma Görevlisine Yüksek Öğretim Kurulu’ndan (YÖK) onay alınmadan, sınavsız olarak kadro veren İstanbul Üniversitesi Rektörü Yunus SÖYLET, YÖK tarafından sert bir dille uyarıldı. YÖK Başkan Vekili İzzet ÖZGENÇ imzalı 2 Nisan 2009 tarihli yazıda, Rektör Söylet’in atama işlemlerini iptal etmemesi halinde İ.Ü’ne profesörlük dâhil hiçbir kadro verilmeyeceği bildirildi. “Öğretim Üyeleri Dışındaki Öğretim Elemanı Kadrolarına Naklen veya Açıktan Yapılacak Atamalarda Uygulanacak Merkezi Sınav ile Giriş Sınavlarına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik”in hatırlatıldığı yazıda, “Kanun ve yönetmeliğin ilgili hükümlerine aykırı olarak ve kurumumuzdan kadro kullanım izni alınmaksızın yapılan bu atama işlemleri geri alınarak, sonucundan kurumumuza bilgi verilmesi, işlem yapılıncaya kadar üniversitenizin kadro kullanım taleplerinin kurulumuzca değerlendirmeye alınmayacağı hususlarını önemle bilgilerinize rica ederim” ifadesi yer aldı”.

Araştırma Görevlisi atama yetkisi YÖK’ün takdirinde değildir. Yıllarını vererek doktorasını bitiren Araştırma Görevlilerine kapıyı göstermek hangi hukuk kurallarına uymaktadır. YÖK’ün ne yapmak istediğini anlamak mümkün değildir. 50/d kadrosunda bulunan Araştırma Görevlilerinin 33/a Araştırma Görevlisi kadrosuna naklen atanmaları için tekrar ALES puanı istemek abesle iştigaldir. Bu atamaların yapılması için YÖK’ten izin alınmasını şart koşmak; üniversiteler üzerinde tahakküm kurmak ve üniversiteleri saf dışı etmekten başka bir anlam taşımamaktadır.
Türk Eğitim-Sen, İstanbul Üniversitesi’nde yetkili sendika olarak Kurum İdari Kurulları’nda iki önemli karar almıştır. Bu kararlardan ilki 16.05.2007, ikincisi de 24.12.2008 tarihlerini taşımaktadır. Bu kararlara göre: 50/d kadrosunda bulunan Araştırma Görevlilerinin doktoraları bitiminde görevlerine son verilmeyerek 33/a kadrosuna veya uygun bir kadroya atanmaları kararlaştırılmıştır.
12 Haziran 2003 tarih ve 25136 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 2003/37 sayılı Başbakanlık Genelgesi’nde; “Kurum İdari Kurullarında alınan kararlar, personele duyurularak uygulamaya geçilecektir” hükmü yer almaktadır.
Sendikamız tarafından Anakara Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi Parazitoloji Anabilim Dalı’nda 2547 sayılı Yükseköğretim Yasası’nın 50/d maddesi uyarınca Araştırma Görevlisi olarak görev yapan S.K’nın, aynı yasanın 33/a maddesi uyarınca aynı bilim dalında görev yapmak üzere atanmak istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin Parazitoloji Anabilim Dalı’nın Akademik Kurulu kararını Danıştay Sekizinci Dairesi 01.12.2008 tarihli 2008/8054 nolu kararıyla bozmuştur. Danıştay, Araştırma Görevlilerini atama yetkisinin Rektöre ait olduğunu, başka bir kurulun bu konuda karar verme yetkisinin olmadığını açık bir şekilde ortaya koymuştur.

“Öğretim Üyesi Dışındaki Öğretim Elemanı Kadrolarına Naklen veya Açıktan Yapılacak Atamalarda Uygulanacak Merkezi Sınav ile Giriş Sınavlarına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik” 31.07.2008 tarih ve 26953 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu yönetmeliğin 2. Maddesine göre (MADDE 2 –Bu Yönetmelik, Devlet ve vakıf yükseköğretim kurumlarının öğretim görevlisi, okutman, araştırma görevlisi, uzman, çevirici ve eğitim-öğretim planlamacısı kadrolarına açıktan veya öğretim elemanı dışındaki kadrolardan naklen yapılacak atamaları kapsar); görevleri devam eden öğretim elamanlarının kapsam dışı tutulduğu açıkça ifade edilmesine rağmen, çıkarılan ek bir kararnameyle 50/d kadrosunda istihdam edilen Araştırma Görevlileri yeni yönetmeliğe tabi tutulmaya çalışılmaktadır. YÖK Üyeleri, özlük haklarına ilişkin düzenlemelerin, kararnamelerle değiştirilemeyeceğini bilmiyor mu?

Bütün bu hukuksuzluklarına rağmen, YÖK’ün diretmesini anlamak mümkün değildir. YÖK bilerek ve isteyerek üniversiteleri mi karıştırmak istiyor? Araştırma Görevlilerini illegal örgütlerin kucağına mı atmak istiyor? Bu konuda meydana gelecek bütün olumsuzlukların sorumluluğu YÖK’e aittir. Nitekim İstanbul Üniversitesi ve İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörleri 50/d kadrosundaki Araştırma Görevlilerinin mağdur edilmemesi için üzerlerine düşenleri yapmışlardır. Bu iki Rektöre, üniversitelerde yetkili sendika olarak teşekkürü bir borç biliriz.

Ülkemizin en büyük sivil toplum örgütü ve Eğitim İş Kolu’nda yetkili sendika olarak Araştırma Görevlileriyle ilgili hak ve hukuka uygun kararları sonuna kadar desteklemeye devam edeceğimizi bir kere daha kamuoyuna duyurmayı görev saymaktayız.

Türk Eğitim-Sen olarak; YÖK’e bir defa daha çağrıda bulunarak anti demokratik tavırlarından vazgeçmesini, 50/d kadrosunda bulunan Araştırma Görevlilerini mağdur etmemesini, Araştırma Görevlilerini üniversiteden atmak yerine; onların insanca yaşayabilecekleri ve bilimsel araştırma yapabilecekleri ortamlar hazırlaması konusunda harekete geçmesinin ülkemiz için daha faydalı olacağını düşünüyoruz.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Türk Eğitim–Sen
İstanbul Bölge Başkanı
Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan

Yorumlar

Bu habere henüz kimse yorum yazmamış!

Yorum Ekle

Sadece üyelerimiz yorum yazabilirler. Üye iseniz lütfen giriş yapın, değilseniz hemen üye olabilirsiniz!