25 Ekim 2014

Açılış Sayfanız Yapın
Metin Boyutunu Küçült Metin Boyutunu Büyüt
19 Nisan 2013

YÖK Başkanı Çetinsaya'dan 'formasyon' açıklaması

Çetinsaya, fen edebiyat gibi alan fakültelerinde geçen yıl formasyon uygulamasıyla
Çetinsaya, fen edebiyat gibi alan fakültelerinde geçen yıl formasyon uygulamasıyla öğretmen yetiştirme stratejilerinde değişiklik yapıldığını belirtti.

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya, "Helvayı yapmak için bütün malzemeler var. Tek malzeme eksiktir, o da toplumsal uzlaşma, toplumsal barış yahut ülkü birliği, amaç birliği faktörü, malzemesidir. İnşallah çözüm süreciyle girdiğimiz bu yolda son faktörü, malzemeyi de elde edebilirsek ülkemizin hedeflerindeki yolun açık olduğunu görebiliyorum" dedi.

Çetinsaya, Alanya ilçesine bağlı Konaklı beldesindeki Konaklı Kongre Merkezi'nde düzenlenen Üniversitelerarası Kurul Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Suudi Arabistan'da gerçekleştirilen eğitim fuarına katıldığını, burada Kral Abdullah Bursu konusunu değerlendirdiklerini söyledi. Bunun prestijli bir burs olduğunu ifade eden Çetinsaya, Türkiye'nin de bu bursa dahil edildiğini bildirdi.

Bölge toplantılarını yoğunlaştırdığını, her bölgede öğrencilerle, öğretim üyeleriyle, rektörlerle bir araya gelerek fikir alışverişinde bulunduklarını anlatan Çetinsaya, en son Elazığ'da, Fırat Üniversitesi'nde öğrencilerle buluştuklarını kaydetti.

Önemli bir dönüm noktasından geçen Türkiye'de üniversitelerin çözüm sürecine pozitif katkıda bulunmalarını isteyen Çetinsaya, "İktisadi, sosyal göstergelerine, siyasi, kültürel göstergelerine baktığımızda Türkiye'nin 2023 yılı hedeflerine ulaşmasında, küresel güç, bölgesel güç olmasında neredeyse her şey hazırdır. Helvayı yapmak için bütün malzemeler var. Tek malzeme eksiktir, o da toplumsal uzlaşma, toplumsal barış yahut ülkü birliği, amaç birliği faktörüdür. İnşallah çözüm süreciyle girdiğimiz bu yolda son faktörü, malzemeyi de elde edebilirsek ülkemizin hedeflerindeki yolun açık olduğunu görebiliyorum" diye konuştu.

Üniversitelerin, yükseköğretim camiasının, sistemin bu sürecin parçası olması, pozitif katkıda bulunması gerektiğini vurgulayan Çetinsaya, sürecin sonuçlarından üniversitelerin de istifade etmesi gerektiğini söyledi.

Çağdaş üniversitenin eğitim öğretim, araştırma ve topluma hizmet fonksiyonları olduğunu dile getiren Çetinsaya, bu sürece katkıda bulunmaları, süreçte etkili olmalarının, tabiri caizse ellerini taşın altına koymalarının öncelikle vatandaşlık görevlerin olduğunu ifade etti.

Üniversitelerin bu süreçte mutlaka rol oynamaları gerektiğine işaret eden Çetinsaya, 1970'lerin başlarından itibaren üniversitelerin bu konuda geri kaldıklarını, çekingen durduklarını veya çekingen durmak zorunda bırakıldıklarını söyledi.

Çetinsaya, 1970'li, 80'li ve 90'lı yıllarda öğretim üyelerinin Türkiye'nin siyasi, sosyal meselelerinden, bu alanlarda bilimsel çalışmalar yapmaktan kaçındıklarını anlatarak, "Bu konularda doktora yapanların, doçentlik tezi hazırlayanların cezalandırıldığını, başlarına her türlü belanın geldiğini gördük. Dolayısıyla meslektaşlarımızda bir çekingenlik oluşmuş ama bugün farklı bir Türkiye, farklı bir dünyadayız. Bizler tekrar ülkemizin meseleleriyle ilgilenmeli, bunları araştırma konusu yapmalı, tekrar sınıflarımıza taşımalıyız diye düşünüyorum" dedi.

Öğretim üyelerinin sürece hem söylem hem mekanizmanın işleyişi hem de toplumsal olarak katkıda bulunabileceğine dikkati çeken Çetinsaya, kampüslerde sembolik hareketlerden, üniversitenin araştırma konularına kadar sürecin parçası haline gelebileceklerini belirtti.


-"Üniversiteler olarak da normalleşmeyiz"-


Çözüm sürecinin çalıştayların, toplantıların, konferansların, bilimsel araştırmaların konusu haline gelebileceğini dile getiren Çetinsaya, şöyle devam etti:

"Bulunduğumuz bölgelerde, illerdeki tartışmaların, mekanizmaların bir parçası olabiliriz. Üniversitelerimizin parçası kılabiliriz. Öğrencilerle olan diyaloglarımızda bu konuyu gündeme almalıyız. Disiplin yönetmeliklerinde havayı yansıtmalıyız. Üniversitelerin öncü rolü vardır. Her alanda Türkiye'nin önünü açıcı, önünden gidici rol üstlenmesi gerekir"

Çetinsaya, üniversite sanayi işbirliğindeki durumun kıvanç verici olduğunu belirterek, şunları söyledi:

"Şimdi sıra biz sosyal bilimcilere geldi. Sosyal bilimciler de artık üniversite kamu işbirliği, üniversite toplum işbirliği mekanizmalarını yürütmeliyiz ve en ileri seviyesine ulaştırmalıyız. İnşallah ulaşacağımız toplumsal barış ve uzlaşma ortamı üniversitelerimizin, bilimsel araştırma ve çalışmaların önünü açacaktır. Üniversitelerimiz bu sürecin parçası olmalıdır. Akademisyenlerimiz, idari çalışanlarımız, rektörlerimiz, öğrencilerimiz hep birlikte elimizi Türkiye'nin bu büyük dönüşüm noktasında taşın altına koymalıyız. Dünya nasıl normalleşiyorsa Türkiye'miz normalleşiyorsa 100 yıllık, 200 yıllık bagajlarından kurtuluyorsa üniversiteler olarak da normalleşmeyiz. Dünyadaki ve Türkiye'deki çağdaş üniversite fonksiyonlarına bürünmeliyiz."


-Alan fakültelerinde formasyon uygulaması-


Çetinsaya, fen edebiyat gibi alan fakültelerinde geçen yıl formasyon uygulamasıyla öğretmen yetiştirme stratejilerinde değişiklik yapıldığını belirtti.

Geçen yıl Milli Eğitim Bakanlığının yeni öğretmen stratejisi üzerinde çalışma yaptığını, bu stratejinin ana hatları belli olana kadar fen edebiyat, güzel sanatlar gibi alan fakültelerinin formasyonlarında bir yıllık durdurma kararı aldıklarını anlatan Çetinsaya, bu konunun çok tartışıldığını kaydetti. Çetinsaya, "Bu tartışmalar ışığında formasyonun Milli Eğitim Bakanlığının belirli alanlarda tamamen serbest olmasını, eskiden olduğu gibi devam etmesini, bu sene üniversite tercihinde bulunacak öğrenciler, geçen yıl girenler yani herkes için eskisi gibi devam etmesini kararlaştırdık" diye konuştu.

Çetinsaya, uygulamanın başarı getirmesi temennisinde bulundu.

Yorumlar

Bu habere henüz kimse yorum yazmamış!

Yorum Ekle

Sadece üyelerimiz yorum yazabilirler. Üye iseniz lütfen giriş yapın, değilseniz hemen üye olabilirsiniz!