120 yıl öncesinden nezaket dersleri

Ahmed Midhat Efendi, son dönem Osmanlı fikir ve kültür hayatının önde gelen isimlerindendi. 1844’te doğdu ve hayatı boyunca, 1912’ye kadar hiç durmadan yazdı

120 yıl öncesinden nezaket dersleri

Felsefeden siyasete, romandan bilimsel konulara kadar ilgilenmediği hemen hiçbir konu yoktu. Rusçuk’ta küçük bir memur olarak çalıştığı sıralarda zamanın Tuna Valisi olan Midhat Paşa’nın dikkatini çekti, Paşa ile beraber Bağdat’a gitti, 1878’de İstanbul’a geldi ve ilk iş olarak Tahtakale’deki evinde bir matbaa kurdu. Artık yüzlerce kitap yayınlayacak, Türk fikir hayatına silinmeyecek bir damga vuracak, “Tercüman-ı Hakikat” Gazetesi’ndeki yazılarıyla da basın tarihinin en önemli isimlerinden olacaktı. Gazetecilikle yetinmedi Ahmed Midhat Efendi, çağdaşı olan meslekdaşları gibi sadece gazetecilikle yetinmedi; öğretmen edâsıyla kaleme aldığı edebi ve fikri eserleriyle Osmanlı okuyucusuna devamlı bilgiler aktardı. Eserleri arasında özellikle biri, yayınlandığı dönem bakımından oldukça önemliydi: Fransızca “Savoir Vivre” isimli bir kitabı “Avrupa Âdâb-ı Muâşereti yahut Alafranga” adıyla Türkçe’ye çevirmiş, Türkler’in Avrupa’ya gittiklerinde nasıl davranacaklarını, ne şekilde hareket etmeleri gerektiğini maddeler hâlinde anlatmıştı. AVRUPA TEK RESİM DEĞİL Ahmed Midhat Efendi’ye göre Osmanlılar’ın milli geleneklerini korumaları gerektiğini ama bunu yaparken modern hayatın gereklerini ve taklid ettikleri Avrupa’nın âdetleriyle oradaki yaşam tarzını da öğrenmek zorunda olduklarını yazıyordu. 1889’da Stockholm’u ve Paris’i gördüğünü söylüyor, Türkler’in Avrupa’yı “tek bir resim sanmamaları gerektiğini” anlatıyor, Batı’da farklı daha birçok resim bulunduğunu anlatıyor ve “Avrupa’nın her âdeti sadece Avrupa’ya ait olduğu için taklid edilmemeli, bizde olan iyi tarafların tamamı alınmalıdır” diyordu... İşte, Ahmed Midhat Efendi’nin “Avrupa Âdâb-ı Muâşereti yahut Alafranga” isimli eserinde Türkler’in uymalarını istediği görgü kurallarından bazıları: * Trende yolculuk ederken bagajlarınızı ek ücret ödeyerek yük vagonuna koyun. Eşyalarınızla zaten dar olan vagonları daha da daraltmayın. * Vagonlarda sigara içmeyin. Avrupa’da bu işe tahsis edilmiş özel vagonlar vardır. Sigaranızı bu vagonların dışında içerek kendinizi rezil etmeyin. * Soğan ve sarımsak gibi maddeleri yedikten sonra sakın haaa topluluk içine girmeyin! * Kartvizit kullanmayı öğrenin, ancak kartvizitlerinizi Türkiye’de yaptığınız gibi unvanlarla doldurmayın, sade ve kibar ifadelerle yazın. * Hasta ziyaretlerinde Avrupalılar’ın yaptıklarını yapın, cümbür cemaat hastanın odasına dalmayın. Ya ziyaretçi defterini imzalayın, yahut kartvizitinizi bırakın. * Mahremiyete saygı, İslamiyet’in de emrettiği bir husustur. Dolayısıyla bir yere girerken kapıyı mutlaka vurun ve kapı açık bile olsa, vurmadan sakın içeriye girmeyin... MURAT BARDAKÇI / HABERTÜRK
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.