YÖK Başkanı Çetinsaya: 2019’a kadar her yıl 10 bin doktoralı mezun vermeliyiz

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya, öğrenci başına düşen öğretim üyesi sayısının...

  YÖK Başkanı Çetinsaya: 2019’a kadar her yıl 10 bin doktoralı mezun vermeliyiz

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya, öğrenci başına düşen öğretim üyesi sayının OCED ortalamasının altında olduğunu belirterek, “2019 yılına kadar her yıl 10 bin civarında doktora mezunu vermeliyiz. OECD ortalamasına ulaşmak için 20 bin doktoralı olmak üzere 45 bin öğretim elemanına ihtiyaç var. Bunun için mevcut kadroları 2 katına doktora mezunları sayısını 3 katına çıkarmak gerekiyor” dedi. İstanbul Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen ‘Ulusal ve Uluslararası Boyutlarıyla Doktora Eğitimi’ çalıştayına katılan Çetinsaya, geçtiğimiz haftalarda kaleme aldığı rapordan bilgiler vererek şöyle konuştu: Daha önce açıkladığım raporda yeniden yapılandırma için teşhislerin yapılması gerekiyor. Sistemin iyi analizi yapılmalı. Bu amaçla yola çıktım. Veri, bilgi işlemin yeniden yapılandırılması gerektiğini düşünerek çalışmalarımıza yön verdik. Türkiye’de sistemi analiz edecek sistem yapmaya çalıştık. Bu raporda 3 stratejik alana işret ediyorum ve bilgiler veriyorum. Nicel büyümeden, akademik personel ve uluslararasılaşmaya değindim. Son 10 yılda Türkiye’de bir büyüme gerçekleşiyor. Nisan 2014 verilerine göre yüzde 85 brüt okullaşma oranına sahibiz yükseköğretimde. Türkiye, İngiltere ve Fransa gibi ülkeleri geçmiş durumda. 2005’ten itibaren büyük büyüme trendine giriyor. İtalya, Fransa gibi ülkeleri yakalıyor. Dünyada da gözler Türkiye üzerinde. Bu büyümenin gidişatı ne olacak. Öğrenci sayıları olarak bakıldığında Türkiye öğrenci sayısını yükseltmede 6’ncı sırada. İstatistiklere bakıldığında Türkiye’nin yükseköğretimde çağ nüfusu devam edecek. Bu da fırsat anlamına geliyor. Hayat boyu öğrenme programında da büyüme var. Önemli olan gelecek 10 yıl süreci sonuçları nasıl etkiliyor. Buna bakmalıyız. Bunlara yönelik çalışmalar yapılmalıyız. Devlet ve vakıf üniversiteleri arasında fark var Akademik insan kaynağında, öğrenci sayısında artış ve öğretim elemanı sayısı arasında fark var. Öğretim üyesi başına 48, öğretim elemanı başına 21 öğrenci düşüyor. OECD ortalaması ise 16. Devlet ve vakıf üniversiteleri arasında fark var, ancak genel rakamlar bunlar. Branşlara göre, uygulamalı sosyal bilimler öğretim elemanı ve görevlisi arasında da fark fazla. Branşlara bakıldığında önlisans ve ikinci öğretim programlarının olduğu üniversitelerde ciddi sorunlar var. Öğretim üyesi başına düşen öğrenci sayılarında farklar var. Bu bize ciddi bir çalışma yapmamız gerektiğini gösteriyor. OECD ortalamasına ulaşmak için 20 bin doktoralı olmak üzere 45 bin öğretim elemanına ihtiyaç var. Bunun için mevcut kadroları 2 katına doktora mezunları sayısını 3 katına çıkarmak gerekiyor. En çok doktora öğrencisi olan 50 üniversiteye bakarsak, her yıl 4 bin 500 mezun veriyoruz. Öğretim üyesi yetiştirmede iftahar edemiyoruz. 2023’te sistemi ayakta tutmak için niteliğe de ihtiyaç var. Dünyadaki yayınlarda 20’nci sıradayız. Doktora sayılarında Almanya’da her yıl 25 bin, Brezilya da 14 bin mezun veriyor. Türkiye her yıl 4 bin 500 ile sistemi besleyecek durumda değil. 2019’a kadar 10 bine çıkarmamız gerekiyor. Doğru politikalar yürütülmeli Büyüme olarak düşünüldüğünde doğru politikalar yürütülmeli. Akademik insan kaynağını geliştiremezsek sistemimiz işleyemez hale gelir. Gençleri akademik hayatta kalmaya ikna etmemiz gerekiyor. Özlük hakları dahil mesleği gençlerin gözünde cazip hale getirmeliyiz. Üniversiteler bizden talep edecek, biz de gerekli mevzuatları yerine getireceğiz. Nicelik ile niteliğe çeşitliliğe önem vermemiz gerekiyor. Farklı alanlar için farklı doktora olabileceğini, dünyada eğitimleri takip etmemiz lazım. Fransa, İngiltere ile yakın işbirliği içindeyiz. Bunlardan da Türkiye’de doktora çalışmaları için yoğun istek var. Ortak doktora programları, stratejik alanlarda, hukuk gibi alanlarda birkaç üniversite biraraya gelip özel doktora programı açılabilir. Araştırmacıların ifade hakları da önemli Çalıştayda konuşan İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yunus Söylet, araştırmacıların ifade haklarının da önemli olduğunu belirterek şunları söyledi: “Bilim adamı öğretim üyesi ve araştırmacı yetiştirmek önemli. Araştırmacıların üniversitesinde işlerini kaybetmeksizin ifade hakları da önemli. Doktora öğrencileri düşünenler, araştıranlar ahlaki temsilcilerdir. 6 bin doktora öğrencimiz arasında kadın oranı yüksek. Türkiye’de lisans üstü eğitim yüksek lisansı geçemiyor. İyi eğitilmiş nüfusa sahip olan ülkeler dünya sahnesinde daha güçlü etkiye sahip. Her yıl ortaya konulan bilgi hızla artıyor. Hızla artan ve yayılan bilginin doğru olanını farklı kültürleri biraraya getirerek ortak akılla yapmak gerekiyor. Türkiye bilgi çağının önemini kavradı. Bu amaçla üniversite sayıları arttı. Akademisyen sayıları da bu yönde gündeme geliyor. İş planları içine yükseköğretimin doktora alanı da geliştirilmeli. Türkiye’nin önünde ciddi bir yol haritası olmak zorund. Orta gelir tuzağından kurtulmalı. Bunun için siyasete çok büyük görev düşüyor. Fon desteklerinin daha arttırılması Ar-Ge’nin 2023’e kadar yükseltilmesi, araştırma kültürünün yaygınlaştırılması, yayınların artması, lisanslama çalışması ve bu ürünlerin topluma ulaşması gerektiğini ülkemiz hızla çözmek zorunda. Bu nedenle doktora eğitimimizi gözden geçirmek zorundayız. Uluslararasılaşma burada oldukça önemli. Bu konuda iç dinamikleri harekete geçirerek yabncı öğretim üyesi ve öğrenci için çalışmalara başladık. Bu tren her zaman insanın önünden geçmiyor. Bunun için de gerekli mevzuatların yerine getirilmesini bekliyoruz.” Hürriyet
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.