"Eğitim çalışanları ölüm döşeğinde! Zalimin zulmü varsa mazlumun Allah'ı var!"

Türkiye Kamu Sen ve Türk Eğitim Sen İstanbul İl Başkanı Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan konuştu!


- Türkiye Kamu Sen ve Türk Eğitim Sen İstanbul İl Başkanı Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan, “Eğitim çalışanları ve eğitim sistemimiz ölüm döşeğinde, zalimin zulmü varsa mazlumun Allah’ı var” dedi. Eğitim çalışanlarının durumunu değerlendiren Türkiye Kamu Sen ve Türk Eğitim Sen İstanbul İl Başkanı Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan, “Öğretmeninden memuruna, akademisyeninden kredi yurtlar personeline kadar bütün eğitim çalışanları on üç yıldan beri akla hayale gelmeyen yöntemlerle ve bütün hukuk kuralları çiğnenerek hakları gasp edilmiş ve açlığa mahkûm edilmiş bulunmaktadır. Eğitim çalışanları ve eğitim sistemimiz ölüm döşeğinde son nefesini vermek üzere can çekişmektedir. Nitekim her türlü haksızlığı meşru sayarak yapılan idareci atamaları eğitim sistemini kevgire çevirmiştir. Hükümet, bu zulmü ve hak gasplarını yeterli bulmayarak, bütün il ve ilçe milli eğitim müdürleri ile bütün okul müdür ve yardımcılarını görevden almayı ve kazanılmış bütün özlük haklarını sona erdirmek bugünlerde yoğun gayret sarf etmektedir. Hak ettiği halde yedi yıldan beri profesörlük kadrosu verilmeyen öğretim üyeleri, dört-beş yıldan beri kadrosu gasp edilen doçentler bulunmaktadır. Dokuz ve on yıldan beri yardımcı doçentlik kadrosu bekleyen doktorasını tamamlamış araştırma görevlilerinin varlığı söz konusudur. Yine İstanbul’daki bütün il milli eğitim müdür yardımcıları görevden alınarak eğitim uzmanı yapılmış, yerlerine 3 yandaş sendika yöneticisi il milli eğitim müdür yardımcısı ve 25 ilçe milli eğitim müdürü de görevden alınarak yandaş sendikanın şube başkanları, yönetim kurulu üyeleri ve iş yeri temsilcileri ilçe milli eğitim müdürü olarak atanmıştır. İmtihana girmediği halde şef ve şube müdürü kadrosuna atananlar yanında hakkını aramaya kalkanların sürüldüğü ve mobinge maruz kaldığı bir düzen hüküm sürmektedir. Üniversitelerde keyfi olarak yapılmayan görevde yükselme sınavlarından dolayı çok sayıda lisans ve yüksek lisans mezunu memura hizmetli kadrosunda görev yaptırılmaktadır. Bu kaos ve zulümlerin yanı sıra eğitim çalışanları açlıkla imtihan edilmekte ve memur eğitimciler fazla çalıştırıldıkları halde hiçbir ücret alamamaktadır. Rutin işlerine ilaveden döner sermaye, açık ve uzaktan eğitim işleri üzerlerine yıkıldığı halde kendilerine kuruş verilmemektedir. Şoförler başta olmak üzere yurt yönetim memurları ve koruma güvenlik memurları tatil ve bayram günleri çalıştırılmalarına rağmen kendilerine fazla mesai ücreti ödenmemektedir. Araştırma görevlileri de ikinci öğretim sınavlarında mesai saatleri dışında geceleyin, cumartesi ve pazar günleri zorunlu olarak görevlendirildikleri halde kendilerine hiçbir ücret tahakkuk ettirilmemektedir. Daha doğrusu bütün eğitim çalışanları köle muamelesine tabi tutulmaktadır” dedi. “Kamu çalışanları içerisinde özellikle eğitim öğretim ve bilim hizmet kolunda çalışan hizmetli, öğretmen, memur ve akademisyenlerin mağduriyeti, şu anda hepsinden daha büyük boyutlara ulaşmıştır” diyen Bostan, “Ülkenin kıt imkânlarıyla yetiştirilmeye çalışılan en nitelikli kamu çalışanlarının başında gelen üniversite mensupları 13 yıldan beri kelimenin tam anlamıyla mahvedilmiş bulunmaktadır. Profesörlerin ve birinci derecedeki doçentlerin maaşları bile kıdemli kamu işçilerinin maaşlarının yarısından daha az iken; birinci derecenin altındaki doçentler, yardımcı doçentler, öğretim görevlileri, okutmanlar ve araştırma görevlileri ile öğretmenlerin, memur ve hizmetlilerin maaşları, ‘maaş’ olmaktan çıkmış ve gerçekten bir ‘sadaka’ya dönüşmüş bulunmaktadır. Çünkü eğitim hizmet kolu personelinin kıdemli profesörler hariç hepsinin maaşları ‘asgari geçim sınırının’ altındadır ve bir bölümünün de açlık sınırının altında veya ‘açlık sınırının’ yakınlarındadır. Birinci derecedeki doçent makam tazminatı alırken, üçüncü ve ikinci derecedeki bir doçent neden makam tazminatı alamamaktadır? Makam tazminatı birinci derece ile alakalı ise birinci dereceye yükselen yardımcı doçentlere neden makam tazminatı ödenmemektedir? Ortada büyük bir çelişki ve haksızlık bulunmaktadır” şeklinde konuştu. “EĞİTİM ÇALIŞANLARINA ZAMN KAÇINILMAZ BİR HALE GELDİ” Eğitim camiasının maaşına zam yapılmasının kaçınılmaz hale geldiğine vurgu yapan Bostan, zam yapılırken şanlara dikkat edilmesi gerektiğini kaydetti: “1- Akademisyenlerin en iyi yetişmiş, yetişmesine en fazla yatırım yapılmış ve aynı zamanda en yüksek nitelikli Kamu Çalışanı olmasının yanında, öğretmenden doktora varıncaya kadar bütün yüksek nitelikli elemanları yetiştiren kişiler olduğu ve diğer yandan da, Üniversite imkânlarının çok kıt olması yüzünden kendi mesleği için düşük maaşından harcama yapmak zorunda bulunan tek kamu personeli olduğu göz ardı edilmemelidir. Bugüne kadar hiç göz önüne alınmayan bu çok önemli husus Üniversitenin bugünkü çöküşünün en temel sebebini oluşturmaktadır. 2- Üniversite akademik personelinin maaşları hem genel olarak çok düşük düzeyde kalmış ve hem de kendi aralarında bir dengesizlik oluşturmuştur. Özellikle profesörler ve birinci derecedeki doçentler ile diğer personel arasındaki maaş farkı aşırı büyümüştür. Yapılacak olan zammın aynı zamanda akademik personel ve eğitim çalışanları arasında gerginlikler yaratan bu adaletsiz ve çirkin uygulamayı ortadan kaldırması mutlaka şart olmaktadır. 3- Çocuklarımızı yarınlara en iyi şekilde yetiştirmeye çalışan öğretmenlerimizi, eğitim ve öğretimin ve hizmetlileri aksamadan yürümesinde büyük fedakârlıklar sergileyen idareci, memur, yurtlarda gençlerimize en üstün hizmeti sağlamaya çalışan yurt-kur personelinin geçinmek için çektiği sefaleti ve rezaleti görmezlikten gelmek yarınlarımızı karartmaktan başka bir anlam taşımamaktadır. Bu ülkeyi idare eden hükümetlerin buna hakkı olmasa gerektir.” "GÜCÜNÜ HAKKA VE ADALETE DAYAMAYAN YÖNETİMLER, ÇÖKMEYE MAHKUMDUR" “Bildirimizin son şeklini verirken bazı internet sitelerine düşen bir habere göre Danıştay, 31.08.2013 günlü 28751 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Genel Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yönetmelik’te yer alan sözlü sınav ibaresinin yürürlüğünü durdurdu” diyen Bostan, “Bu karar, alın teri dökerek sınav kazanan bütün kamu çalışanlarının yüreğine su serpti. Zalimin zulmü varsa mazlumun Allah’ı var. Danıştay 5.Dairesi, tamamen adam kayırmayı, haksızlığı ve torpili esas alan ilgili yönetmeliğin 1. maddesi ile aynı yönetmeliğin 2. maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendine eklenen ‘ilçe idare şube başkanlıkları ile bunlarla aynı düzeydeki diğer görevlere’ ibaresi ile değişiklik yapan yönetmeliğin 9. maddesi ile yönetmeliğe eklenen 12/B maddesine ilişkin bölümünün ilk fıkrasında yer alan ‘sözlü sınav’ ibaresinin yürütülmesinin durdurulmasına oy birliği ile karar verdi. Bu yürütmeyi durdurma kararı ile tamamı sözlü sınav sonucunda atanan bütün şube müdürleri ile okul müdürlerinin ataması iptal edilmektedir. Yine bu kararla sınavsız atanan yeni ilçe milli eğitim müdürleri ile kurum müdürleri ve bunlarla aynı düzeydeki diğer kadrolara yapılan atamalar da iptal edildiği anlaşılmaktadır. Unutulmamalıdır ki, gücünü Hakk’a ve adalete dayamayan yönetimler çökmeye mahkûmdur. Bir kurumda çalışanların yüzde 90'ı haksızlıktan, adaletsizlikten söz ediyor ve kurumuna güvenmediğini ifade ediyorsa o kurumun ömrünü tamamlamasına az bir zaman kalmış demektir” dedi. Açıklamasının son bölümünde Yunus Emre’nin “Olsun be aldırma Yaradan yardır/ Sanma ki zalimin ettiği kârdır/ Mazlumun âhı, indirir Şâhı/ Her şeyin bir vakti vardır” dizelerine yer veren Bostan, açıklamasını şöyle sonlandırdı: “Kararın, başta büyük haksızlıklara maruz kalarak hakları gasp edilen bütün eğitim çalışanlarına ve kamu çalışanlarına hayırlı olmasını diliyoruz.”
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.