YÖK Başkanı Çetinsaya: Doktoralı öğretim üyesi oranı yüzde 45

YÖK Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya, “Meslek yüksekokullarında yeniden düzenlemeye ihtiyaç var." dedi.

YÖK Başkanı Çetinsaya: Doktoralı öğretim üyesi oranı yüzde 45

İkinci hedef nitelikli öğretim üyesi ihtiyacı. Bütün elemanların yüzde 45’i doktoralı. Öğretim üyesi başına düşen öğrenci sayısı 21. OECD ortalaması için doktoralı öğretim üyesine ihtiyaç var. Yüz yüze eğitim ile Türkiye’de 55 bin öğretim elemanına, 25 bin öğretim üyesine ihtiyaç bulunuyor. 300 bin araştırmacı da gerekiyor. Önümüzde 10 yılda buna eğilsek bile çok önemli gelişme gösteririz. Meslek yüksekokullarında öğretim üyelerini çeşitlendirmemiz gerekiyor. 3’üncü stratejik hedef ise uluslararasılaşma. Önümüzdeki yıllarda uluslararası öğrenci sayısının dünyada 8 milyona çıkması bekleniyor. Türkiye’de 54 bin öğrenci var. Bu amaçla “Study in Turkey” çalışmasını geliştirdik, kamusal marka haline getirmek istedik. Bu çalışmalara devam etmeliyiz” dedi. Vakıf Üniversiteleri Birliği tarafından düzenlenen EDU SUMMIT Eğitim Zirvesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. Yılında Eğitim ve Yüksek Öğretim’ başlığı ile yapıldı. Toplantıda konuşan YÖK Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya şöyle dedi: Türkiye’de 55 bin öğretim elemanı, 25 bin öğretim üyesi ve 300 bin araştırmacıya ihtiyaç var. Bunlar için de bizim doktora eğitimine çok özel bir önem vermemiz gerekiyor. Şu anda her yıl 4 bin, 4 bin 500 doktora mezunu veriyoruz. Bunu önce 10 bin, sonra da düzenli olarak 15 bine çıkarmalıyız. İngiltere’de her yıl 17 bin, Almanya’da 25 bin doktora mezunu veriliyor. 12 Mayıs’ta Erzurum’daki Üniversitelerarası Kurul Toplantısı’nda yeni yasa taşlığını kamuoyuyla paylaşacağız. Çalışma tam 2 yılı aldı. İstatistiki kaynaklarımız eksikti, güvenilir değildi. Bilgi yönetim sistemini yeniden inşa ettik. Şimdi istatistikler tamam. Üniversitelerin performans sistemi ve sıralaması da hazırlanmak üzere. Kısacası sistemin tomografisini hazırladık. Yükseköğretimin yeniden yapılandırılması konusunda toplumun her kesiminde büyük konsensüs var. 1980’lerin başında oluşturulan terazinin bugünkü sikleti çekmesi mümkün değil. 80’li yılların Türkiye’sinin koşullarında oluşturulan terazinin bugünkü yükseköğretimin ağırlığını taşıması, bu sistemin işlemesi mümkün değil. Bu sadece çok eleştirdiğimiz vesayetçi merkeziyetçi zihniyet anlamında da değil, bürokratik müessese olarak da mümkün değil. 27-30 üniversite ve birkaç yüz bin öğrenci için kurgulanmış sistemin mevcut haliyle yürüyemez. Çabalarımız sistemi, çağdaş Türkiye ve dünyanın dinamiklerine uygun şekilde dönüştürmek. Yükseköğretimde 5 milyon 450 bin öğrenci var. Bunların yüzde 32’si ön lisans, yüzde 62’si lisans, yüzde 6’sı yüksek lisans programlarında okuyor. Genel olarak yüzde 47’si Açıköğretimde. İkinci öğretimin tüm öğrenciler içindeki payı yüzde 12, sadece yüz yüze eğitim için düşünüldüğünde yüzde 25 payı var. Sistemin yarısı Açıköğretimde, yüzde 30 ön lisans, geri kalanı ikinci öğretimde yer alıyor. Tüm sistem içinde vakıf üniversitelerinde 351 , vakıf meslek yüksekokullarında da 10 bin öğrenci okuyor. Tüm sistemin yüzde 10-15 aralığını vakıf üniversiteleri temsil ediyor. Türk yükseköğretim sistemi okullaşma oranı olarak da büyüdü. Yüzde 80-85 brüt okullaşma oranı, yüzde 40-45 oranı da net okullaşma oranımız var. Bunun devam etmesi gerekiyor. Çağ nüfusumuzun artışı 2050’lere kadar devam edecek, yükseköğretim talebi de artacak. Açıköğretim sistemini dünya ortalamalarına çekmeliyiz. Yüzde 15-20 aralığında olmalıyız, yüz yüze öğretimin payını yükseltmeliyiz. Öğretimi elemanı başına düşüne öğrenci sayısı 48, öğretim üyesi başına düşen öğrenci sayısı 21. OECD ortalaması 16. Sistem büyüyecekse, giderek sistem içinde örgün öğretim payını, meslek yüksekokullarında öğretim elemanlarının niteliğini arttıracaksak, yeni doktoralı öğretim üyesine ihtiyaç var. Uluslalararallaşmak gerekiyor. Şu anda 4 milyona yakın uluslararası öğrenci var. Önümüzdeki on yılda 8 milyona çıkacağı tahmin ediliyor. Biz bu konuda iyi çalışmalar yapıyoruz. 2011’de 30 bin olan uluslararası öğrenci sayısı şu an 54 bine çıktı. Bir de başka hesaplamaya göre 70 bine çıkmış durumda. Buna anadolu üniversitesi Açıköğretim Fakültesi’ndeki Azerbaycan, Kosova ve Balkanlarda ki öğrencileri katınca 70 bine çıkıyor. Üç hedefimiz var. Biri niceliksel büyümeye devam ederek, niteliksel büyümeye önem vermek. İkincisi nitelikli öğretim üyesi yetiştirmek ve üçüncüsü de uluslararasılaşma. Türkiye’de özerk ve yabancı üniversiteler olmalı Vakıf Üniversiteleri Birliği Başkanı Rifat Sarıcaoğlu, 2023 hedeflerine ulaşılması için önceliğin kaliteye verilmesi gerektiğini hatırlatarak şöyle dedi: “Bugün 23 milyon kişiyi ilgilendiren bir konuyu paylaşıyoruz. 2013 yılında 26-17 milyon kişi eğitimin içinde yer alacak. Türkiye 5,5 milyondan fazla öğrenciye hizmet veriyor. İstanbul vakıf okullarında eğitim gören öğrenci sayısı devletten fazla. Vakıf ve devlet üniversiteleri olarak ilk hedef, dünya ile rekabet etmek. Bu anlamda kaliteli konuma geldik. Türkiye üniversiteleri dünyada ilk 500’e giriyor. Üniversiteler hızla yükselecek. Cumhuriyet’in 100’üncü yılı için, kamu, özel sektör ve devletin biraraya geldiğini görüyoruz. Gençlik, Bilim, Kültür Bakanlığı bu sürece dahil olmalı. Bu süreç 5 başlık altında gerçekleşmeli. Reform süreci bunlardan ilki. Kasım 1881’den bu yana yılda en az bir defa yasa değişiyor. İşsellevliğini yitiren bir yasa görüyoruz. YÖK yasasının artık değişmesi gerekiyor. Cumhurbaşkanlığı seçiminin ardından ilk başta gündeme gelmeli. Özerk üniversiteler, uluslararası yabancı üniversiteler de Türkiye’de olmalı.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.