Bakan Nabi Avcı: TEOG'u getirmekle çok iyi yaptık

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, ortaöğretime geçiş sınavlarından memnun olduklarını belirterek, "İyi yaptık o sınavları çok güzel yaptık."

Bakan Nabi Avcı: TEOG'u getirmekle çok iyi yaptık

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, ortaöğretime geçiş sınavlarından memnun olduklarını belirterek, "İyi yaptık o sınavları çok güzel yaptık. Çok güzel değiştirdik. Çok güzel bozduk ve yaptık. SBS iyi bir düzenleme değildi. Çocuklarımız, öğretmenlerimiz, ailelerimiz, çok zorlanıyorlardı" dedi. Avcı, Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezince (ESAM) "Türkiye'nin Milli Eğitim Sistemi: Dünü, Bugünü ve Geleceği" konulu sempozyumda, dün olduğu gibi bugün de çocukları bir yandan yaşadığı dönemin ihtiyaçlarına göre eğitirken, diğer yandan milli ve manevi değerlere haiz şahsiyetler olarak yetiştirmeyi amaçladıklarını söyledi. Çocukları geleceğe hazırlarken dünyanın eğitim ve bilim sisteminde aldığı mesafelerin görmezden gelinemeyeceğini vurgulayan Avcı, "Ancak bunu gözetmek, Batı kaynaklı bir eğitim sistemi anlayışına mahkum olduğumuz anlamına da gelmez. Bin yıl süreceği söylenen 28 Şubat döneminin dayatması olarak devraldığımız 8 yıllık zorunlu eğitimden, 12 yıllık kademeli eğitime geçişimizi özellikle bu açıdan değerlendirmenizi istirham ederim" diye konuştu. Bu dönemde bir yandan, güzel sanatlar ve sosyal bilimler liseleri kurarken diğer yandan da imam hatip liselerini yeniden canlandırdıklarını anlatan Avcı, bugün bu okulların yeniden vatandaşların teveccühüne mazhar olduğunu belirti. Avcı, "Kılık kıyafet dayatmalarıyla insanımızın eğitim ve çalışma hakkının engellendiği bir düzenden, inançlara saygılı demokratik bir eğitim sistemine geçişte epey bir mesafe aldığımızı hatırlatmak isterim" dedi. Konuşmasının bu kısmında resmi görüşlerini belirtildiğini dile getiren Avcı, kendisinden önceki konuşmacıların bahsettiği konulara değinmek için metne bağlı kalmadan konuşmak istediğini söyledi. "Epey Milli Eğitim Bakanlığına dokandırıldı, onun için ben de biraz dokandırarak başlayayım, müsaade ederseniz. Önce biz de burada biraz küçük şapka devrimi yapalım. Milli Eğitimi uzun süredir biz şapkalı yazmaya çalışıyoruz. Milli derken ikinci i'nin üzerine uzatma işaretimizi koyuyoruz. ESAM'dan da sempozyumu düzenleyen arkadaşlardan da şapkamızı geri vermelerini rica ediyoruz" diye konuştu. "Alman Hitler'in Propaganda Nazırı Goebbels'in bir konuşmasında "Ne zaman kültür kelimesi duysam elim tabancama gidiyor' dediğini anımsatan Avcı, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ben de epeydir ama özellikle Milli Eğitim Bakanlığı vazifesine tayin edildikten sonra ne zaman sistem kelimesini duysam, tabancamız olmadığı için elimiz kalemimize gidiyor. Bu sistem kelimesi çok tehlikeli bir kelime çünkü hemen arkasından, benim konuşmamda da var sistem bazılarını düzenleme olarak düzelttim ama... Bu sistem diye başlayan konuşmaların hemen arkasından artık çok yaygın bir klişe haline gelmiş olan 'eğitim yaz boz tahtasına döndü' cümlesi geliyor. Mecliste'ki bir tartışmada da muhalefet milletvekili arkadaşlar da benzer söylemleri dile getirince eğitimin yaz boz tahtası olduğuna dair söylemler fazla söylenince şunu söyleme ihtiyacı duymuştum, 'Aranızda önce bir anlaşın, çünkü bazı arkadaşlar diyorlar ki 'eğitimde şunlar şunlar şunlar yanlış.' Peki. 'Bunlar, bunlar bunlar düzelmeli mi? 'Evet düzelmeli' Demek ki eğitimde, epey bozulacak ve yapılacak şey var. Bunları yapmaya kalktığımız zamanda diyorsunuz ki 'sistemle bu kadar oynanmaz.' O zaman bir karar verelim. Ya mevcut sistemden memnunuz, olduğu gibi devam etsin, hiçbir şeye dokunmayalım veya bunların bazılarının yanlış, bazılarının tashihe muhtaç, bazılarının tasfiyeye muhtaç olduğunu kabul ediyorsak o zaman lütfen yaptığımız düzenlemeleri, 'canım eğitimle bu kadar da oynanmaz ki' diye biraz insaf sınırlarını zorlayarak eleştirmeyelim. Bunları yapmak zorundayız. Bir bu nedenle geriye doğru yanlışlar var. Halıların altında çok süpürülmüş şey var. Bunların düzelmesi lazım " "Değiştireceğiz, sürekli değiştireceğiz" Eğitim teknolojilerinin, bilişim teknolojilerinin çok hızlı değiştiğini dile getiren Avcı, herkesin cep telefonları, bilgisayarları olduğunu, kimsenin iletişimdeki değişimden şikayet etmediğini söyledi. Bakan Avcı, "Eğitimde pek çok değişiklik yaptık. Bizden önce de yapıldı. Biz de yaptık. Bundan sonra da yapacağız. Değiştireceğiz, sürekli değiştireceğiz. Bunun yolu yöntemi, konusunda yapılan eleştiriler haklı olabilir. Daha çok istişareye açık, daha geniş katılımlı daha çok uzmanın bir şekilde işin içinde olduğu süreçlerden geçerek bu değişiklikleri yaparsak tabii daha iyi olur. Biz Milli Eğitim Bakanlığı olarak bu istişare çevresini olabildiğince genişletmeye çalışıyoruz" diye konuştu. Eğitimin paydaşları sayılan sendikalar, öğretmen ve yöneticilerle istişarelerini sürdürdüklerini anlatan Avcı, bunun herkesin her söylediğinin, her yerde kabul edildiği anlamına gelmediğini belirtti. Saadet Partisi Genel Başkanı Mustafa Kamalak'ın konuşmasında eğitimdeki sorunlara işaret ederek "Benim bulunduğum konum bu soruları sormaya müsaade etmiyor" dediğini anımsatan Avcı, "Benim bulunduğum konum da bu cevapları vermeye müsaade yetmiyor. Ama o soruların ne olduğunu ben biliyorum. O cevapların da ne olduğunu siz biliyorsunuz" diye konuştu. Bakanlık olarak yaptıkları güzel şeyler için biraz yüksek sesle "aferin" denilmesini isteyen Avcı, "Camiamızın buna ciddi manada ihtiyacı vardır. Çünkü Türk milli eğitim sisteminin yaşadığı en büyük sıkıntı öz güven sıkıntısıdır" dedi. Bakan Avcı, özellikle öğretmenlerin teşvike ve takdire ihtiyaçları bulunduğunu dile getirdi. "Öğrenciler memnun, biz de" Avcı, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici'nin de çocuğunun liselere giriş sınavından hareketle eleştiri yönelttiğini belirterek, "Evladınızla konuşsam ama baş başa konuşsam çok farklı şeyler duyacağımdan eminim. İyi yaptık o sınavları, çok güzel yaptık. Çok güzel değiştirdik. Çok güzel bozduk ve yaptık. SBS iyi bir düzenleme değildi. Çocuklarımız, öğretmenlerimiz, ailelerimiz, çok zorlanıyorlardı" diye konuştu. Düzenlemeyle yazılıların merkezden kontrolle yapıldığını dile getiren Avcı, öğrencilerin 5, 6 ve 7’nci sınıfta okudukları derslerden eskiden ne kadar sorumluysa şimdi de o kadar sorumlu olduğunu söyledi. Sınava ilişkin 10 bin öğrenci üzerinde yaptıkları araştırmada çocukların yeni düzenlemeden memnun olduğunun görüldüğünü belirten Avcı, "Biz de memnunuz. Bunu daha da geliştireceğiz. Alt sınıflara da indireceğiz. Okulda yapılan bütün yazılıları denetimli yapacağız. Liselerde de yapacağız. Böylece adil bir not sistemini oluşturduğumuzda okullara yerleşme konusunda da daha adaletli geçişleri sağlayabileceğiz. Daha henüz bir yıl oldu. Bir yıl bile olmadı evvelki gün yaptık sınavları ama aldığımız geri dönüşler çok sağlıklı" şeklinde konuştu. "Dershaneler konusuna girmesek iyi olur" "Dershaneler konusuna girmesek iyi olur. Bu da sistemden sonra hani Gobels'in dediği gibi...O konuda mümkün olan en geniş istişare halkasını oluşturmaya çalıştık" diyen Avcı, dönüşüme ilişkin teşvik yönetmeliklerinin Maliye Bakanlığı ile hazırlandığını, bitince özel okula dönüşecek dershane işletmecileri için olumlu bir zemin oluştuğunun görüleceğini belirtti. MEB'de bir gecede kadroların değiştiği iddiasının da doğru olmadığını dile getiren Avcı, "Şu kadar senelik müdür öğretmenliğe mi dönsün" şeklindeki söylemlerin kendisini, arkadaşlarını ve öğretmenleri üzdüğünü belirtti. Avcı, öğretmenlik ikinci sınıf bir iş, müdür yardımcılığı, müdürlüğün ise daha itibarlı bir iş olarak yansıtıldığını oysa öğretmenliğin daha itibarlı bir meslek olduğu kaydetti. "Yarın gelir onlar, milli eğitim müdürü olmak için belki" Milli Eğitim Bakanı olarak kendisini üzen şeylerden birinin de bugüne kadar, kendisine il ve ya ilçe milli eğitim müdürlerinden 'beni öğretmenliğe verin' şeklinde bir talep gelmemesi olduğunu aktaran Avcı, "Ben öğretmen olmak isteyen şube müdürü arıyorum yok. Yarın gelir onlar. Daha sonra milli eğitim müdürü olmak için belki" dedi. Bazı kişilere ilişkin yakınları üzerinden "falanca arkadaşımız çok başarılı bir öğretmen onu filanca yerde il milli eğitim müdürü olarak değerlendirelim" şeklinde kendisine talepler geldiğini anlatan Avcı, bu talepleri ileten bazı kişilere "Çok başarılı mı gerçekten? O zaman niye onu öğrencilerden mahrum edelim " dediğini aktardı. İmam hatip liselerinin sayısını artırdıklarını ancak nitelikli, idealist öğretmen ihtiyaçları bulunduğunu ifade eden Avcı, ilçe, il milli eğitim müdürlerine ihtiyaçları olmadığını, işini seven, idealist, her yerde vazife yapmaya hazır öğretmenlere ihtiyaç duyduklarını vurguladı. Maarif Nazırı Emrullah Efendi'nin "Şu mektepler olmasa maarifi ne güzel idare ederdim" dediğini anımsatan Avcı, Emrullah Efendi'nin belli bir mektep türünü kastettiğini söyleyerek, "Şu sendikalar olmasa biz, bu maarif ve şu muhalefet olmazsa...Bu maarifi daha güzel idare edemezdik. Katkılarınız için teşekkürler" diye konuştu. Osmanlı Türkçesi okullarda okutulsun Öte yandan Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, "Osmanlı Türkçesinin okullarımızda seçmeli ders olarak okutulması, sosyal bilimler liselerinde zorunlu ders olması ve hayat boyu öğrenme kapsamında bu kursların düzenlenmesi muazzam bir kültür mirasının korunması, geçmişle gelecek arasında sağlam bağlar kurulması açısından önem taşımaktadır" dedi. Avcı, MEB Şura Salonu'nda, bakanlık ve Hayrat Vakfı iş birliğiyle düzenlenen Osmanlı Türkçesi kursları sertifika törenine katıldı. Yaklaşık 2 yıl önce imzalanan protokolle on binlerce vatandaşa Osmanlı Türkçesi öğrenme imkanı sağlandığını belirten Avcı, düzenlenen 4 bin 530 kursa 130 bine yakın kursiyerin katıldığını söyledi. Dilini kaybeden milletlerin, hatırasını, hafızasını, hem ferdi hem de cemiyetle ilgili kimliklerini kaybetmeye mahkum olduğunu ifade eden Avcı, "Bizim için maziyle ati arasındaki köprüyü sağlam kurabilmenin yolu Osmanlı Türkçesini okuyup anlayabilmekten geçiyor. Ecdadımızdan kalan yüzbinlerce yazılı kaynağın okunamaması hem medeniyet bağımızın zarar görmesine hem de Osmanlı Türkçesinin taşıdığı estetik zevkten mahrum kalmamıza neden olmaktaydı" diye konuştu. Birçok bilim adamının sayısız Osmanlıca eser bıraktığını, padişahların çoğunun şair olduğunu anımsatan Avcı, o dönemde Avrupa'da Osmanlıca öğrenmenin övgü vesilesi olduğunu anlattı. Avcı, "Osmanlı Türkçesinin okullarımızda seçmeli ders olarak okutulması, sosyal bilimler liselerinde zorunlu ders olması ve hayat boyu öğrenme kapsamında bu kursların düzenlenmesi muazzam bir kültür mirasının korunması, geçmişle gelecek arasında sağlam bağlar kurulması açısından muazzam önem taşımaktadır" değerlendirmesinde bulundu. Kursların düzenlenmesinde asıl başarının vakfa ait olduğunu ifade eden Avcı, emeği geçenlere teşekkür etti. Avcı, harf değişikliklerinin konuşulduğu dönemde yazdığı kitabı dolayısıyla Avram Galanti'yi de andı. "Toplumlar da hafızalarıyla yaşar" Milli Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürü Mustafa Kemal Biçerli de insanlar gibi toplumların da hafızalarıyla yaşadığını belirterek, "Osmanlıca öğrenmenin ecdadımıza karşı vadesi dolmuş bir fikir borcu olduğunu düşünüyorum ve yaptığımızın ne kadar önemli olduğunun altını çizmek istiyorum" dedi. Türkiye'nin bu eğitim için çok geç kaldığını söyleyen Biçerli, "Türkiye çok zengin kaynaklar üzerinde oturuyor. Adeta büyük dedemizden kalmış hazine sandığı üzerinde oturan ancak o sandığı sadece koltuk gibi kullanabilen bir toplumuz. İşte bu protokol bu sandığın anahtarını bize sunuyor" ifadesini kullandı. Hayrat Vakfı Mütevelli Heyeti üyesi Sait Yavuz da milli değerleri yaşatmak amacıyla hareket ettiklerini belirterek, vakfın Türkiye ve dünyanın pek çok ülkesinde teşkilatlanmasını tamamladığını söyledi. Tarihin bıraktığı mirasın şuuruyla yüzü geleceğe dönük ama sırtını asla maziye dönmeyen insan modeli yetiştirmek istediklerini dile getiren Yavuz, "Kökleri mazide gözü ufukta olan bir millet medeniyet yürüyüşünde başarılı olacaktır" dedi. Milli ve manevi değerleri kaybetmeden değişmenin, gelişmenin, ilerlemenin mümkün olduğunu vurgulayan Yavuz, bu noktada samimi ve kararlı şekilde hareket ettiklerini kaydetti. Konuşmaların ardından kursiyerlere sertifikaları verildi. Aralarında yabancı uyruklu öğrencilerin de bulunduğu bazı kursiyerler sertifikalarını Bakan Avcı'nın elinden aldı.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.