Bir Vatanseverlik ki Gözler Dolar...


Murat Koçak

Murat Koçak

Okunma 16 Şubat 2017, 09:15

Hatırlarsınız birkaç yıl önce İtalya’yı boykot ediyorduk. Hatırlarsınız dediysem lafın gelişi, niye boykot ettiğimizi ben bile unuttum. Necip milletimiz, zamanın behrinde ekonomik ambargo ile mindere serdiği İtalya’nın çetelesini tutacak değil ya! Ama büyük bir dayanışma örneği gösterdiğimiz ortadaydı. Hatta bazıları, hurdaya ayrılma zamanı gelmiş külüstür arabalarını yakarak İtalya’ya büyük bir ders vermiş, tüm dünyaya da bizimle laga luga yapılamayacağını göstermişti.
            İtalya karga tulumba ringden indirilirken yerine bu kez Fransa getirilmişti. Çarşaf çarşaf Fransız ürünleri listelenmiş, bu zalimlerin murdar ürünlerinden alınmaması gerektiği canhıraş ilan edilmişti. (Bazı ürünler boykot ettiğimiz her ülkenin listesinde var, ama suyu fazla bulandırmaya gerek yok) Bakın hâlâ akıl sağlığım idare eder ki, Fransa’yı boykot sebebini hatırlıyorum: sözde Ermeni Soykırımı Yasa Tasarısı! Esnafıyla, çiftçisiyle, memuruyla, amiriyle halkımız büyük bir dayanışma örneği göstermiş; Peugeot, Renault gibi teneke parçalarının ülke sınırları içine sokulmayacağı konusunda antlar içilmişti. (Bugün Türkiye’de en çok satılan arabalar sıralamasında Fransız, İtalyan otomobilleri var! Hatta biraz sonra boykot edeceğimiz Alman arabaları da listenin zirvesinde!)
            Almanya ile de 3. Havalimanı meselesinden kapışmıştık. 50 küsur sözde İslam ülkesinden daha fazla üretim yapan, elektrik üretiminin yüzde 80 civarını güneş enerjisinden sağlayan, üst sınıf otomobil markaları iki elin parmaklarını bulan Almanya bizi kıskanıyordu! Kahvede dördüncüyü bulmuş kafadarlarımız bile Almanların ezikliği üzerine nutuklar atıyor; milletimizin ve devletimizin karşısında sinek hükmünde oldukları, göz yaşartıcı vecizeleri dile getiriliyordu.
            İsrail boykotu meselesindeki malayaniliği ise artık midem kaldırmıyor. Şimdilerde dostluk(!) havası estiği için ve bizim boykotlar rüzgarın estiği yöne bağlı olduğundan fazla girmeyelim. Lakin dünün eli kanlı terörist devleti, bugünün ehven çocuğu oluveriyor anlamak mümkün değil. Fazla girmeyelim ama adamı durduruyorlar mı? Bu arada Mavi Marmara davası, Türkiye-İsrail anlaşması üzerine düştü! Gücümüzü test ettiler; epey kaydırma var!
            Daha sırada Rusya var. Uçak Krizi sebebiyle kapıştığımız Rus ayısına unutamayacağı bir ders verişimiz daha dün gibi. Koca Rusya’nın ekonomik olarak çöküp, küçük bir çarlığa dönüşeceğini, büyük medyamız bangır bangır bağırıyordu. Onlar bize muhtaçtı. Çünkü biz onlardan doğalgaz, kaliteli kömür gibi, köy bakkalında bile bulunabilecek ürünler alırken, onlar bizden, dünya üzerinde nadir bulunan tavuk, limon, domates gibi hayati öneme haiz ürünler alıyorlardı. Sonra biz tezek yakardık; lakin Rus ne zıkkımlanacaktı!? Büyüklerimiz onlara ağzının payını vereceklerini haykırıyorlardı. Ağızlarının paylarını nasıl verdiklerini bilmiyorum ama şimdi ekranlara kucak kucağa çıkıyorlar. Bu arada Rus uçakları Halep’i yerle bir ediyor! Sakin olun, turizm sezonu açılacak!
            Şimdi de zamanında zulaladığımız dolarları bozdurarak, Amerika’nın alıcılarıyla oynuyoruz. Ak akçe kara gün içindir, diye boşuna dememişler. Halkımızın dolarları bu günler için biriktirdiği ortada. Cepheye cep/hane lazım! Öyle bir dayanışma ki dolarını bozduranlara bedava ekmek veren mi ararsınız, onları traş eden mi… Taksi ücretinde indirim yapan, halı veren, baklava ikram eden vs. Sanırsınız adam döviz bürosundan dolar bozdurmuyor da muhtardan fakirlik kağıdı getiriyor.  
Sözü uzattım, yavaş yavaş bağlıyorum. Boykot’a karşı mıyım?: hayır! Emperyalizmin benliklerine işlediği devletlere karşı tepki vermeyelim mi diyorum?: hayır! Büyük şeytanın parasını bozdurmam mı diyorum?: Evet, çünkü bende yok!     
Amma velakin muhterem kardeşim bir duruşun, onurun, izzetin olsun! Bir planın, programın, kararlılığın, devamlılığın olsun. Mantık ölçülerinde sakin, derinlikli hareket etmek yerine, bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete kafasındasın. Özellikle siyasilerin günlük politikalarının gazına gelerek yeri yerinden oynatmaya kalkıyorsun, kısa bir zaman sonra onlar dönüyorlar, sen de sönüyorsun. Seni böyle yelpaze haline getirenleri sorgulamaya bile korkuyorsun. O zaman oturalım oturduğumuz yerde ki, elalemi kendimize güldürmeyelim.
Ve gerçekten bir şey yapmak istiyorsak kültürde, sanatta, üretim sahasında kalıcı değerler üretmeliyiz ki belli bir başarı yakalanabilsin. Batıya daha fazla küfretmek, işimiz düşünce dini değerlerden dem vurmak bize ne kazandırabilir? Hele İslam’ı, icraatlarının hiçbir yerinde Allah’ın yasaları olmayan devletçikler kullanmayı bırakmalı artık. Her başarısız ve kıvırma politikalarına İslam’ı kalkan olarak kullananlar, bu dinin, tüm insanlığa evrensel mesaj olduğunu bilmeliler. İslam bütün dünyaya seslenirken, bu sesi, kendi mikrofonlarından milliyetçi, devletçi bir söyleme dönüştürerek koltuklarını sağlama almaya çalışmasınlar. Çünkü bu yanar döner halimizle İslam’a zarar vermekten başka bir şey yapmıyoruz. Ya “Toptan Allah’ın ipine sarılır” davranışlarımızı ona göre düzenler, ona göre tavır alırız ya da bu çelişkili yaklaşım seviyemizi daha da aşağılara çekmekten başka bir işe yaramaz.
 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.